Büyük Osmanlı 700 Fan Club'ı - Sayfa 13 - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » Yaşama Dair » Fan Club Şenliği » Büyük Osmanlı 700 Fan Club'ı

Fan Club Şenliği Sevdiğiniz sanatçı, ünlü, manken veya markaların fan clublarını kurarak paylaşın, sevginizi gösterin..

 
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #121 (permalink) Alt 07-03-2007, 03:08
Kendini aşan 2de1'ci
 
aSi MeLeq - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Bildiğin Meleq İşte :)
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 21
Mesajlar: 8.502
Rep gücü: 28
Rep derecesi: aSi MeLeq Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
* NlZAM-l CEDID *


Osmanli Devletinde onsekizinci asir sonunda, askerî ve idarî sahalardaki düzensizliklere çare bulmak için yapilan tesebbüslerin tamami. Ayrica, Avrupa usulleriyle meydana getirilen talimli orduya verilen isim. Bu terim, ilk defa Fazil Mustafa Pasa tarafindan, sadr-i azamligi esnasinda, maliyede yapilan bazi yenilikler için kullanilmistir. Daha sonra Sultan Üçüncü Selim Han (1789-1807) devrinde de, simdi anlasilan manâda kullanilmaga baslanmistir. Ancak, Nizâm-i Cedid, genis ve dar manâda olmak üzere iki sekilde tarif edilmistir. Dar manâda; Sultan Üçüncü Selim Hân devrinde, Avrupai tarzda yetistirilmek istenen askeri; genis manâda ise; yine ayni padisah devrinde devlet teskilâtinin bütününde yapilmak istenilen yenilikler olarak bilinmektedir. Bu tariflerden ikincisi daha dogru olarak kabul edilir.

Onsekizinci asir boyunca devam eden askeri basarisizliklar, bunlari takib eden günlerde islahat layihalarinin verilmeleriyle neticelenirdi. Bunlarin içinde, Halil Hamid Pasa'nin askerlik sahasindaki nizâmnâmesi en önemlisidir. Sultan Üçüncü Selim'in tahta çikisina kadar asagi yukari yüz sene kadar devam eden islahat hareketlerinin bir merhalesini teskil eden Nizâm-i Cedid fikri, tamamen bu padisahin sahsina baglanir. Gerçektep sehzadeligi ve veliahtligi esnasinda devletin içinde bulundugu durum için yapilan islahat tesebbüslerini yakindan takip etmistir.

Nizâm-i Cedid hareketi, Sultan Üçüncü Selim'in tahta çikisiyla beraber belli bir tertib içinde uygulanmaga baslandi. Böyle yeni bir sistemin konulmasi için, öncelikle bazi yönlerden örnek alinacak Avrupalilarin ilerlemesinin sebeblerinin incelenmesi ve devlet adamlariyla âlimlerden tesekkül edilecek bir danisma meclisinin kurulmasi icab ediyordu. Padisah, mesveret (danisma) meclisi teskiliyle, yeni fikrin, bir sahsin degil, devletin mali olmasi gayesini güdüyordu. Islahat için yirmiiki devlet adamindan, bu konudaki düsüncelerini açiklayan birer rapor hazirlamalarini istedi. Yirmiiki kisinin ikisi Avrupali idi. Bunlardan Bertrauf Osmanli Ordusu'nda çalisan'bir subay, digeri ise Isveç konsoloslugunda çalisan D'Ohosson idi. Türk devlet adamlarinin belli baslilari ise, Sadriazam Koca Yusuf Pasa, Veli Efendizâde Emin, Defterdar Serif Efendi, Tatarcik Abdullah Efendi, Cavusbasi Efendi ve tarihçi Enver Efendi idi.

Diger taraftan Ebu Bekir Râtib Efendi, o devir için Avrupanin güçlü devletlerinden olan Avusturya'nin bassehri Viyana'ya sefaret vazifesiyle gönderildi. Gönderilen bu elçiden, Avusturya'nin bütün müesseselerini incelemesi ve rapor etmesi istendi. Sekiz aylik bir seyahat neticesinde yazilan bu sefaretnâmede, alinmasi gereken baslica tedbirler su maddeler içinde özetlenebilir: l. Hazinenin dolu ve düzenli olmasi, 2. Askerin itaatli olmasi, 3. Devlet adamlarinin dogru ve sadik kimseler olmasi, 4. Halkin refah ve himayesinin temini, 5. Bazi devletlerle ittifak anlasmalarinin yapilmasi.

Ebu Bekir Râtib Efendi'ye göre, örnek seçilecek bir devletin askerî kanunlari ve nizamlari iktibas edilerek, kendi bünyemize uydurup, ihtiyacimiza cevap verecek bir Nizâm'i Ccdid ordusunun kurulmasi gerekiyordu. Padisahin düsüncelerine tesir eden bu sefaretnâme, Nizâm-i Cedid programinin hazirlanmasinin bir safhasini teskil ediyordu.

Kendisinden önceki padisahlarin, islahat hareketlerindeki düsüncelerinden faydalanmasini bilen Sultan Üçüncü Selim Hân, Sultan Üçüncü Ahmed Hân devrinde yapilmak istenilen islahatin, devlet adamlarindan gizli olmasinin zararlarini gördügünden, devlet adamlari ve âlimleri yanina çagirarak, onlarin düsüncelerinden faydalanma ve memleketlerin durumunu daha iyi tahlil etme imkânini ele geçirmek istedi. Ancak layihalari kaleme alan kimselerin askerlik sahasinda tecrübe sahibi kisiler olmamasi, köklü tekliflerin gelmesine mâni oldu.

Verilen layihalar, baslica üç görüs üzerinde toplaniyordu: 1. Ordunun, Kanunî Sultan Süleyman Kanunlari'na göre islah edilmesi. 2. Sultan Süleyman Kanunlari'na, Avrupa nizamlarini tatbik ederek yeniden ordu teskili, 3. Yeniçeri Ocagi tamamen kaldirilarak, Avrupa usûllerine göre yeni bir ordunun kurulmasi, üçüncü düsüncede olanlara göre, devletin eski kanunlari ihtiyaca cevap veremez hâle gelmis, Yeniçeri'ye fesad karismasi da ordunun bozulmasina sebep olmustu. Çiftçi, esnaf gibi meslek sahiblerinin, bir yolunu bularak birer Esamî ele geçirmeleri de bunlari esnaflikla Ugrasan kisiler hâline getirmisti. Bu sebeblerden dolayi Yeniçeri Ocagi'ni bir tarafa birakarak, tamamen Avrupa usulleriyle yeni bir ordu kurulmaliydi.

Sultan Üçüncü Selim Hân, bu fikirlerden üçüncüyü seçti. Programin uygulanmasi için tertib edilen hey'etin basina, Ibrahim Ismet Beg gibi dirayetli bir sahsi getirdi. Bu zat, isin baslangicinda olabilecek tehlikeleri dile getirmisti. Islahat hey'etinin hazirladigi program, yet-misiki maddeden meydana geliyordu. Öncelikle askerlikle ilgili maddelerin tatbikatina geçildi.

Yeniçeri Ocagi'nin birdenbire kaldirilmasinin devlete verecegi zararin ortada oldugundan, bu ocagin islah edilmesi sirasinda yeni ordunun kurulmasi çalismalarina baslandi. Yeniçeri Ocagi'na haftada birkaç gün mecburî talim konuldu. Humbaraci, Topçu lagimci ve Toparabaci ocaklarinin yeni kanunnâmeleri hazirlandi. Bunlar ordunun teknik siniflarini teskil edeceklerdi.

Yeni ordunun teskili ise, Sadr-i â'zâm Koca Yusuf Pasa'nin Zistovi ve Yas ândlasmalarindan sonra cepheden Istanbul'a dönmesi ile baslar. Sadr-i â'zâmin Avrupa'dan subay da getirmesi, talimli piyade askerinin teskilini hizlandirdi. Padisah bu ordunun Yeniçeriler' den bagimsiz ve genç Yeniçeriler'in buraya alinmasini istiyordu. Ancak bunun mahzurlarinin olmasi, yeni ordunun Bostanci Ocagi'na bagli, onikibin mevcudlu ve örnek bir ordu gibi teskili yoluna gidildi. Levend çiftligi Kanunnâmesi ile yeni ordunun kadrolari ve diger mes' eleleri açiklanmis oluyordu.

Nizâm-i Cedid ordusunun kurulusunda ortaya' çikan diger bir problem de, halkin, özellikle Yeniçeri Ocagi'ni benimsemesi, böylelikle meydana gelecek zarari önlemekti. Zarari önlemek içinde halk arasinda muteber olarak bilinen devlet adamlarindan faydalanma yoluna gidildi. Yapilan propaganda da, yeni ordunun Istanbul'da Rus tehlikesine karsi muhafaza için kuruldugunu, Istanbul'a karsi bir tehlike esnasinda Anadolu ve Rumeline dagilmis olan, çiftçilikle ugrasan askerin geç gelmesinin doguracagi tehlikeler anlatildi. Pek tesirli olmamakla beraber yapilan propaganda neticesi, ilk andaki tepkiler önlenmis oldu. Sessizlikten istifade etmek isteyen devlet, Anadolu'da asker yetistirme hareketine giristi. Bu harekette, Karaman Valisi Kadi Abdurrahman Pasa ile Amasya Sancakbeyi Cabbarzade Süleyman beg'in gayretleri semeresini verdi. Ancak Yeniçeri Ocagi'na talim mecburiyeti konmasi, hariçden Esamî satin alarak ulufeye kaydolanlarin isine gelmemesi ve ocak içinde usulsüz aidat topliyanlarin, kanunnâme ile engellenmesi, çikarcilari zor duruma soktu. Yapilan karsi propaganda neticesi önce Yeniçeriler talime çikmamaya basladi, sonra da Nizâm-i Cedid' e kaydolanlarin dagilmalari, devlet adamlarina Nizâm-i Cedid'in sadece orduda uygulandigini anlatmis oldu. Bu esnada Levend'den baska Üsküdar'da Kadi Abdurrahman Pasa'nm askerlerinden tesekkül eden yeni bir ordu tesis edildi.

Nizam-i Cedid ordusunun kurulmasinin yani sira Tophane, Tersane ve Mühendishane'nin de yeniden organizasyonuna baslandi. Tophane mensuplari elenerek yenilendi, Avrupa'dan top döküm ustalari getirilerek yeni ve kuvvetli top imalâtina baslanildi. Çok ihmâl edilmis olan donanma ve tersanenin islahatina girisildi ve bu konu, Küçük Hüseyin Pasa'ya verildi. Alinan tedbirler neticesinde donanma her yönden güçlendi. Fennî egitimde tahsil ve terbiyenin ilerlemesi için, 1773' de açilan Mühendishâne-i Bahri-i Hümâyûn genisletilerek, Teknik üniversite mahiyetindeki Mühendishâne-i Bahri-i Hümâyûn, 1794'de kuruldu. Bu okullarda, genis ölçüde yabanci ögretmenlerden faydalanildi. Okullarin kitap ihtiyacini karsilamak için de Üsküdar matbaasi yeniden tesis edildi.

Yapilan degisiklikler, devlet bütçesine agir yük getiriyordu. Yükün kaldirilmasi için, sadece Nizâm-i Cedid'in giderlerini karsilayacak Irad-i Cedid denilen yeni bir hazine kuruldu. Ayrica Irad-i Cedid, ileride meydana gelebilecek harplerin giderlerini de karsilayacakti, îkiyüzbin kese degerinde olacak bu hazinenin gelir kaynaklarini, Rüsum-i Zecriye denilen tütün, içki ve kahveden alinan vergilerle, mahlûl mukataalardan alinan vergi ve her sene yenilenen beratlardan alinan vergiler teskil ediyordu. Hazinenin hesaplarini görmek için de talimli asker nâzin, Irad-i Cedid Defterdari tayin edildi.

Nizâm-i Cedid hareketi, askeri sahadaki yeniliklerin yani sira idarî, siyasî ve ticarî sahalarda ayni istikamette bir takim tesebbüsleri beraberinde getirdi. Idarî sahada, Anadolu ve Rumeli, yirmisekiz vilayete bölündü ve vezir sayisi buna uygun hâle getirildi. Idareciligi menfî olan ve ehliyetsiz kisilere vezirlik verilmemesine dair Kanunnâme çikarildi ve tayinlerin yapilmasi hakki Padisah ve Sadrazama verildi. Vezirlerin memuriyet süresi, en az üç, en çok bes yil arasinda sinirlandirildi. Kadilarin durumu, timar nizâmnâmesi düzenlenerek, yapilacak muamelelerin kanunnameye uygun olmasina dikkât edildi.

Osmanli Devleti'nin iktisadî, idarî, siyasî sahalarinda yapilan yenilik ve Islâhatlar, yapilan menfi propaganda, içteki ve distaki basarisizliklar sebebiyle istenilen neticeyi veremedi. Islahatlari tatbik edenler arasinda, padisaha tam olarak itaat edenlerin sayisinin az olmasi da basarisizliklari getirdi. Harici düsmanlar yapilan savaslar, Arabistan'da Vehhabî, Mora'da Rum, Balkanlar'da Sirp isyanlari ile diger küçük çaptaki isyanlari bastirmakta güçlükle karsilanilmasinin suçu, devamli Nizâm-i Cedid askerine yüklendi. Yeniçeri Ocagi mensublarinin da Nizâm-i Cedid askerinin çogalmasiyla kendi maaslarinin ellerinden gidecegi korkusu, cephe almalarina sebeb oldu. Fransa'nin Osmanli Devleti aleyhine cephe alip, Istanbul'daki Fransiz sefirinin el altindan Yeniçerileri, "maaslariniz alinip, devlet ileri gelenlerine dagitilacaktir" seklindeki tahrikleri de etkili oldu. Bu hareketin basarisizliginda bazi kötü tesadüflerin, korkak ve müsrif devlet adamlarinin da tesiri oldu. Devlet bütçesinden yapilan masraflarin artmasi, hileli sikke kesilmesi veya yeni yeni vergilerin konulmasina bagli olarak, esya fiyatlari artti. Tasrada vergi tahsildarlarinin suistimalleri, halka büyük sikinti getirdi. Bu sebeblerden, yenilige karsi olan unsurlar, Nizâm-i Cedid'i yikmak için firsat arar hâle geldiler.

Napolyon'un Misir seferi sirasinda Akka Kalesi'nin önündeki savasta basari kazanan Nizâm-i Cedid ordusundan, Sirp isyanlarina ve Rusya ile savas tehlikesine karsi faydalanilmak istendi ve ordu Rumeline geçirildi. Ancak bu durumdan süphelenen Rumeli ayanina, ordunun Sirp isyanini bastirmakla vazifeli oldugu ilân edildi. Fakat, Sadr-i â'zâm Ismail Pasa'nin ve yenilige muhalif olanlarin Rumeli ayani ve Yeniçerileri tahriki, olaylarin baslangici oldu. Ilk hadise Tekirdag'da meydana geldi. Burada kurulacak Nizâm-i Cedid ordusuna dair fermani okuyan kisiyi yeniçeriler öldürdüler. Askeri Edirne'ye götüren Kadi Abdurrahman Pasa'ya mukavemet edilmesi, iç harp tehlikesi derecesine ulasti. Ingiliz donanmasinin Istanbul'u yakmakla tehdit ettigi ve düsmanin sinirlara asker yigdigi sirada böyle bir isyanin baslamasi, devletin selâmeti açisindan kötü neticeler doguracagi asikardi. Bu sebeble Üçüncü Sultan Selim Hân, Abdurrahman Pasa'yi geri çagirdi. Arzu edilen neticenin aksine, muhaliflerin taskinliklarini artirmaktan baska bir ise yaramadi. Zira yenilik düsmanlarinin simarmalarina sebebiyet verilmisti. Istanbul'da Bogaz yamaklari isyan etti.

Edirne'deki hadiseden sonra merkezde yapilan degisiklikler, fayda yerine zarar getirdi. Tayinlerle, görünüsde Nizâm-i Cedid taraftari olanlar, makam sahibi oldular. Ordunun da Istanbul'da bulunmayisini firsat bilen Yeniçeri ve yenilik muhalifleri, Nizâm-i Cedid'i ortadan kaldirmaga karar verdiler. Bu karardan habersiz. olan padisah. Bogaz yamaklarini Nizâm-i Cedid'e dahil etmege çalisiyordu. Köse Musa Pasa ise el altindan haber göndererek, bu askerleri; "Eger, Nizâm-i Cedid elbisesi giyerseniz dinden çikarsiniz, giymezseniz ocaktan atilirsiniz. Belki de Nizâm-i Cedid sizi öldürecek" diye tahrik ediyordu. Tahrikler sonucu 26 Mayis 1807 tarihinde Büyükdere çayirinda toplanan Yeniçeriler isyani baslattilar. Baslarina reis olarak seçtikleri, Kabakçi Mustafa denilen serkes de Istanbul halkina, yaptiklari isin mukaddes bir hareket oldugu yolunda propaganda yapti.

Bu esnada Kaymakam Köse Murad Pasa, bir taraftan Padisah'a isyani önemsiz gibi gösterirken diger taraftan, isyancilari bastirmaga hazirlanan Topçu ocagi'na, karsi gelmemelerini emreden haberi gönderiyordu. Böylelikle isyan programi düzenli olarak tatbik edilmege baslandi. Isyancilar Et Meydani'nda (Aksaray semti) toplandiktan sonra, devlet adamlarinin içinde bulunan Nizâm-i Cedid muhalifleriyle anlastilar. Padisah durumdan haberdar oldugunda is isten geçmisti. Isyanin bastirilmasi için Nizâm-i Cedid'in kaldirildigina dair bir ferman yayinladiysa da, asiler bu defa da, padisahtan on bir kisinin kendilerine teslimini istediler.

Kendisine onbir kisinin isimlerinin listesi verildiginde çok üzülen padisah, bütün bunlara sebeb, kendi yumusak huylulugu oldugunu söylemistir. Kan dökülmemesi için asilerin istekleri kabul edildi. Asiler verdikleri listede olan kisileri birer yolunu bulup katlettikten sonra is bununla bitmeyerek, yeni bir istekle ortaya çiktilar. Sira nihayet Nizâm-i Cedid'in mimari olan Sultan Üçüncü Selim'e geldi ve bu padisah iyi huylulugu, sefkati ve temiz ahlâki yüzünden sehit edildi. Isyanin neticesinde de memleket, Avrupa'ya yetismek yolunda uzun bir süre geri birakilmis oldu.
aSi MeLeq Çevrimdışı  
  #122 (permalink) Alt 08-03-2007, 18:31
Yeni 2de1'ci
 
noyfa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 08.03.2007
Yaş: 22
Mesajlar: 4
Rep gücü: 0
Rep derecesi: noyfa Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
bende varım....
noyfa Çevrimdışı  
  #123 (permalink) Alt 08-03-2007, 19:13
Kendini aşan 2de1'ci
 
aSi MeLeq - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Bildiğin Meleq İşte :)
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 21
Mesajlar: 8.502
Rep gücü: 28
Rep derecesi: aSi MeLeq Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
Alıntı:
noyfa isimli üyeden alıntı Mesajı göster
bende varım....
Hoşgeldiniz
aSi MeLeq Çevrimdışı  
  #124 (permalink) Alt 09-03-2007, 17:35
Yeni 2de1'ci
 
darkangel12 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 08.03.2007
Yaş: 18
Mesajlar: 1
Rep gücü: 0
Rep derecesi: darkangel12 Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
Osmanlı İMPARATOR Luğu Bizim Gururumuz


Tarihimden Gurur Duyuyorum


Bunlar Örnek Alınmalı


Tarihi Bilmeyen İnsan Bana Göre Yaşamasın...
darkangel12 Çevrimdışı  
  #125 (permalink) Alt 11-03-2007, 19:24
Kendini aşan 2de1'ci
 
RoSe_Lu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

sessiz çığlık
 
Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 3.862
Rep gücü: 21
Rep derecesi: RoSe_Lu Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaRoSe_Lu Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaRoSe_Lu Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaRoSe_Lu Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni Bea

Bomba Olayı

 
BOMBA OLAYI


Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid'e Yıldız Camii'nden çıkarken yapılan suikaste son devir kaynaklarında Bomba Olayı adı verilmiştir.

Bu suikast, Anadolu'nun Vilayet-i Sitte denilen altı vilayetinde bir Ermenistan hükümeti kurmak isteyen Ermeni komitecileri tarafından düzenlenmiştir. Ermeni komitecilerinin gayesi, padişahı öldürdükten sonra, Babıali'yi, Galata Köprüsü'nü, Tünel'-i, Osmanlı Bankası'nı yabancı sefarethaneleri ve diğer bazı özel, resmi birçok kuruluşu havaya uçurarak, ihtilal çıkartmak ve bu şekilde Avrupa devletlerinin askeri müdahalelerini sağlayarak Ermeni meselesini halletmektir. Suikastin elebaşıları Troşak ismindeki Ermeni ihtilal cemiyeti reislerinden Samoil Kayın (Hristofor Mikaelyan) ve Robina Kayın ve Konstantin Kabulyan (Safo) isminde üç Rus Ermenisidir. Bunlar Beyoğlu'nda Moraviç apartmanında bir ay kalıp, İstanbul'daki adamlarını teşkilatlandır-mışlardır. Singer kumpanyası memurlarından Belçikalı anarşist Charles Edouard Jorris, Bomba Olayının en önemli şahsiyetidir.

Rus Ermenileri İstanbul'da kaldıkları 1 ay zarfında Selamlık seyrine giderek, Yıldız'daki Hamidiye Camii'nden arabasına binen Osmanlı Padişahı Abdülhamid'in dış kapı önüne tam bir dakika kırk iki saniyede geldiğini tespit etmişler ve tekrar Avrupa'ya dönmüşlerdir. Viyana'da saatli bombanın konduğu zarif bir araba yaptırılmıştır. 100 kilo ağırlığındaki Machine İnfernale adlı bombanın konduğu bu zarif araba ve suikastçiler, olay günü Yıldız'a giderek dış kapı civarında durmuşlar ve Padişah Abdülhamid'in çıkmasını beklemişlerdir.

Padişah Abdülhamid namazdan sonra saraya dönmek için camiden çıkarken Şeyhülislam Cemaleddin Efendi ile o gün gerektiğinden fazla konuşunca dışarı çıkmadan bomba patlamış ve İstanbul'un en uzak semtlerinden bile duyulan müthiş bir ses çıkarmıştır. Bu olayda 26 kişi ölmüş, 58 kişi yaralanmış 20 kadar at ölmüş ve birçok araba enkaz haline gelmiştir.


Padişah Abdülhamid olaydan sonra Çit Köşkü'ne gidip, hiçbir şey olmamış gibi elçilerin huzuruna kabul etmiştir. Yakalanan elebaşılardan Jorris, Sultan Abdülhamid tarafından affedilmiş, kısa bir süre sonra da Sultan Abdülhamid'in hafiyesi olarak Avrupa'ya dönmüştür.
RoSe_Lu Çevrimdışı  
  #126 (permalink) Alt 11-03-2007, 20:52
Kendini aşan 2de1'ci
 
aSi MeLeq - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Bildiğin Meleq İşte :)
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 21
Mesajlar: 8.502
Rep gücü: 28
Rep derecesi: aSi MeLeq Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
* RÛMİ TAKVİMİ *

Osmanli Devletinde Hicri 1205 (1790) yilindan itibaren malî Isleri tanzim etmek için kullanilan takvimin adi. Osmanlilar, diger Islâm devletlerinde oldugu gibi bütün Isleri ni Hicri tarih esasi üzerinde yürütüyorlardi. Daha sonralari bir takim, malî gerekçeler sebebiyle resmî islemlerde Hicri tarihi birakarak günes esasina dayali tarihleme sIstemine geçIlmistir. Baslangiç tarihi M.S 594 tür. Mart ayi ile baslamaktadir. Hicri takvim ayin hareketlerine göre tesbit edildigi için Semsi takvime göre 1 yili, on bir gün önce tamamlar. Bu fark 33 senede Semsî takvime bir yillik bir fark yapar. Bunun için her otuz üç yilda, bir yil düsülerek Semsî sene ile mutabakat saglanmaktaydi. Düsülen bu seneye "Sivis senesi" denir. DüzeltIlmemis Julien takvimine göre ayarlanmis oldugu için Rumî Takvim ile miladi takvim arasinda 13 günlük bir fark vardir. Bu fark 1582'de Gregorien takviminde yapilan 10 günlük düzeltmenin 1900 yilinda 13 güne çikmasindan dogmaktadir. 1871 yilinda Cevdet Pasa, baskanliginda kurulan komisyon münasebetiyle kaleme aldigi "Takvimul-Edvar" adli eserde, bu takvimin, Semsî aylar esasina göre Kamerî hesapla tesbit edIlmesinin dogurdugu mahzurlari ortaya koymaktadir. Bu takvim Osmanli Devleti'nin sonuna kadar yürürlükte kalmistir.

Rumî takvim, 1871'de hicret esas alinarak yeniden sekillendirIlmistir. Baslangiç tarihi, Miladi 23 Eylül 622 olarak alinmistir. Aylar Semsî olarak hesaplandigi isin Hicrî-Kamerî tarihe göre her otuz üç yilda bir yil geri kalmaktadir.

aSi MeLeq Çevrimdışı  
  #127 (permalink) Alt 13-03-2007, 03:17
İşi kavrayan 2de1'ci
 
ventuRe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 23.07.2006
Mesajlar: 1.778
Rep gücü: 15
Rep derecesi: ventuRe Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaventuRe Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaventuRe Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni Bea

 
KESİNLİKLE OKUYUN...SÜPER

yeniçeri üniformasının gücü

Yil 1598 Fransa avrupada Purusya (Almanya) karşısında gücünü iyice pekiştirmiş ve Almanya ile girdigi savaşlari kazanmayi artık adet haline getirmiştir.Son zamanlarda kazanılan zaferlerin verdiği güvenle Fransız köylüler asker desteğiyle sınırda ki Alman kasaba ve köylerine hergün tacizde bulunuyorlar,Alman köylülerinin sene boyunca emek verip yetiştirdiği Arpa,Buğday gibi tahıl ürünlerini;meyve ve sebzelerini hasat zamani gasp ediyorlar Almanların hayvan sürülerine el koyuyorlar,kadınları ve kızları kaçırıyorlar kendilerine karşı gelen Alman köylülerini öldürüyorlar...
Bu arada Alman Kayser’i(kralı) denizler de Britanya ile uğraşırken,diğer taraftan Avusturya-Macaristan ile mücadele ediyor du.Fransızlar ise ebedi düşmanlarının bu zor durumunu iyi değerlendirip Almanlara karşı saldırıyor ve kazanıyorlardı.Tabi bu durumdan en kötü etkilenen ise Fransa sınırında yaşayan Alman köylüleri ve çiftçileridir.
Her gün canları ve malları Fransızların saldırısına uğrayan Bu zavallı insanlar Kaiser’e o kadar mektup yazarak ve aracılar vasıtası ile durumlarını anlatmaya çalışmışlar ise de zaten zor durumda olan Kaiser kendi köylülerine yardım edemez.Zaten yardım edecek durumuda yoktur.
Artık canlarına tak eden Alman köylüleri son çare olarak dönemin süper gücü olan Osmanlı imparatorluğu nu denerler.iclerinden bir heyet olusturup doğruca istanbula gönderirler.Yaklaşık 2500 km den aylarca süren bir yolculukta istanbula varmayı başarabilenler(bir kısmı yollarda hastalıktan ölmüş,bir kısmı yabancılara esir düşmüş,malları yollarda soyulmuş,bir kısmıda öldürülmüştür.)
Padişah tarafından kabul edilirler.istekleri şu şekildedir.Kaiser onları Fransızlara karşı koruyamadığı için Almanya Fransa sınırına Osmanlı askeri istemektedir.
Padişah kısa bir süre düşünür ve onlara şu öneriyi sunar."Bizim tarafımızdan size verilen Osmanlı Askeri üniformalarını giyinin ve sınırda dolaşın Fransızlar bırakın size saldırmayı birdaha oralara ayak dahi basamazlar"
Gelen heyete üç bölük takriben 300 takım Osmalı yeniçeri üniforması verilir.Gerekli ihtiyacları da verilerek uğurlanır.
Heyet Köylerine varır.Ve aynen padişahın kendilerine dediğini yaparlar.Osmanlı yeniçeri üniformalarını giyip sınırda dolanırlar.
Fransızlar hasat zamanı yine Alman köylerine geldiklerinde birde bakarlar ki Osmanlı askerleri oralarda.Tabi fransızların oralara bu gelişleri son gelişleri olur.Yaklaşık 120 sene fransızlar bir daha o topraklara adım atamazlar.
Not:
Bu olay Almanya nın Freiburg kentinde bir müzede yazmaktadır.Ve O zamandan kalan Osmanlı yeniçeri üniformalari orada hala sergilenmektedir....
ventuRe Çevrimdışı  
  #128 (permalink) Alt 13-03-2007, 19:32
Yeni 2de1'ci
 
ozlemım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 13.03.2007
Mesajlar: 9
Rep gücü: 0
Rep derecesi: ozlemım Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
bnede burayım
ozlemım Çevrimdışı  
  #129 (permalink) Alt 17-03-2007, 03:53
Hırslı 2de1'ci
 
|\|/\Y/\$ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

sükut-u hayal
 
Kayıt: 06.03.2007
Yaş: 23
Mesajlar: 823
Rep gücü: 9
Rep derecesi: |\|/\Y/\$ Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
en sanlı imparatorluk.,en şanlı ordu...
|\|/\Y/\$ Çevrimdışı  
  #130 (permalink) Alt 19-03-2007, 19:09
Loading
 
KaLpsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

B!r kalb!n !ç!n'de ağlıyor AŞK !
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 5.860
Rep gücü: 150
Rep derecesi: KaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır Geliyor

 
Yavuz Sultan Selim'in çok hoş bir özelliği vardır.Yavuz Sultan Selim Mısır'ı alınca kulağı küpeli bir takım insanlar görmüş ve çok tuhafına gitmiş . ( bir çok kişi bu köpe mevzusu yüzünden asılsız laflar söylemekte onlarada kapak olması dileği ile )

'' neden bunlar küpe takıyor '' diye sormuş.

'' efendim burada köleler var ve onlara köle oldukları belli olsun diye küpe takarlar '' demişler.

O da '' ben de Allah'ın kölesiyim belli olsun '' diyerek küpe takmış.

Asıl adı Selim 'dir aynı zamanda atak bir insan olduğu için Yavuz ismini de almıştır .Yani küpe takmasıyla Yavuz'luk ve Selim'liği de bir anlamda birleştirmiş olduğu anlatılır..
KaLpsiz Çevrimdışı  
 


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Büyük derbiye, büyük koruma Haberci Son Dakika Haberleri 0 02-02-2008 17:30
En BÜyÜk Yildiz KeŞfedİldİ GÜneŞten Bİle BÜyÜk Emirhann Bilelim Öğrenelim 0 07-12-2007 22:29
Osmanlı NÜmİsmatİĞİnİn BÜyÜk Problemİ "İŞaret Harfler” goldengirl Osmanlı Devleti 2 01-09-2007 17:57
Osmanlı Tarihi : A'dan Z'ye Herşeyi İle Osmanlı Devletiii... adLer Türkiye Hakkında - Genel - 82 18-08-2007 21:14
Ortaylı: Fatih, büyük bir Türk, büyük bir Müslüman ve büyük bir imparatordu Haberci Son Dakika Haberleri 0 26-05-2007 17:10


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:37 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671