HIZLI ARAMA
| Edebiyatçılar Şaiirler ve edebiyaçların biyografileri hayat hikayeleri. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Suyla yaklaşma!! Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 5.697 İtibar Gücü: 0 | Cahİt Sidki Taranci ![]() Asıl adı Hüseyin Cahit'tir. 4 Ekim 1910'da Diyarbakır'ın Camii kebir mahallesinde doğdu. Nümune-i Terakki-i Hamidi Mektebi-i İptidaisinde başladığı İlk öğrenimini Mektebi-i Sultaninin iptidai kısmında tamamladı. İlkokuldan sonra İstanbul'a gelerek, Orta öğrenimine Kadıköy'de Saint Joseph Lisesi'nde ve Galatasaray Lisesi'nde devam etti. Ziya Osman Saba ile dostluğu bu yıllarda sıra arkadaşlığı olarak başlamıştır. Liseden sonra Mülkiye Mektebine gitti ancak başarılı olamadı. Yüksek ticaret okuluna yazıldı, bu arada cumhuriyet gazetesinde hikayeleri çıkmaya başlamıştı. Buradaki öğrenimini tamamlamadan kazandığı parayla Paris’te öğrenim görmeye gitti. İkinci Dünya Savaşı'nın çıkması üzerine yurda döndü. Askerliğini yaptıktan sonra Anadolu Ajansı ve Çalışma Bakanlığı'nda çevirmen olarak çalıştı. 1953 Aralık ayında ağır bir hastalığa yakalandı; tedavisi için gönderildiği Viyana'da 13 Ekim 1956 yılında orada hastanede zatülcenp hastalığından öldü. Ankara'da toprağa verildi. Ona göre şiir, kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır. Şiirde ses, anlam ve biçim bütünlüğü arar. Vezin ve kafiyeden kopmamış; ama ölçülü veya serbest, her türlü şiirin güzel olabileceği inancını taşımıştır. Açık ve sade bir üslubu vardır. Çoğu gerçeğe bağlı olan mecazları, derin, karışık ve şaşırtıcı değildir. Uzak çağrışımlara ve hayal oyunlarına pek itibar etmemiştir. Zaman zaman bazı imaj ve sembollere başvurmuştur. Şiirlerinde en çok yaşama sevinci ve ölüm temalarına yer vermiş, ama hep ölümün üstüne gitmiştir. Ayrıca yitik aşklar, mutlu sevdalar, yalnızlık,kaçış, yaşadığı bohem hayatın buruklukları, çocukluk özlemi de şiirlerine konu olmuştur. "Sanat için sanat" ilkesine bağlı kalmıştır. Batıya yönelen şiirimizde öncelikli bir yeri vardır, şiirinde divan etkisi yoktur, daha çok halk şiirinden yararlandığı söylenilebilir (Karacaoğlan’a yaklaşan deyişleriyle). İlk şiirlerinde fransız ozanların etkileri görülür.Tüm Bunlara bir açılım kazandırmak umuduyla Orhan Veli hareketine katılır ancak aradığını bulamadığı için sonra vazgeçer. Cumhuriyet döneminin önemli şairlerindendir. Şiir yazmaya lise yıllarında başlayan Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş şiirinin 1946 CHP Şiir Yarışması’nda birincilik kazanmasıyla ününü pekiştirdi. Şiirlerinde yaşamanın ve aşkın güzelliğini ören, ölümün üstünlüğünü vurgulayan şair, anlatım gücüyle dikkat çekti. Ömrümde Sükût, Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel, Sonrası adlı şiir kitapları, arkadaşı Ziya Osman Saba'ya gönderdiği mektupların toplandığı, Ziya'ya Mektuplar adlı kitabı yanında, ölümünden sonra yayınlanan, gazetelerde kalmış 22 öyküsünü toplayan Cahit Sıtkı Tarancı'nın hikâyeciliği ve hikâyeleri ile makalelerini ve konuşmalarını içeren Yazılar adlı kitapları da vardır. Örnek şiiri Ne doğan güne hükmüm geçer Ne hâlden anlıyan bulunur. Ah, aklımdan ölümüm geçer Sonra bu bahçe, bu kuş, bu nûr. Ve gönül Tanrı'sına der ki: Pervâm yok verdiğin elemden; Her mihnet kabulüm, yeter ki Gün eksilmesin penceremden.. |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Kayıt: 03.08.2007 Yaş: 20
Mesajlar: 252 İtibar Gücü: 0 | CAHİT SITKI TARANCI hayatı ve şiirleri ![]() 4 Ekim 1910 tarihinde Diyarbakir'da Camiikebir mahallesinde dogdu, 12 Ekim 1956 tarihinde Viyana (Avusturya)'da öldü. Asil adi "Hüseyin Cahit" tir.Ilkokulu Diyarbakir'da okudu. Istanbul'a Saint Joseph Lisesi'nde basladigi ortaögrenimini Galatasaray Lisesi'nde tamamladi (1931). Sonra Istanbul'da Mülkiye Mektebi'nde (1931-1935) ve Yüksek Ticaret Okulu'nda okudu. Yüksek ögrenimini tamamlamak için Paris'te Sciences Politiques'te sürdürdü (1938-1940). Ögrenimi sirasinda Paris Radyosu'nda Türkçe yayinlar spikerligi yapti. Savas sirasinda kentin isgal edilmesi üzerine yurda döndü. 1944 yilindan baslayarak Ankara'da Anadolu Ajansi, Toprak Mahsulleri Ofisi ve Çalisma Bakanligi'nda çevirmen olarak çalisti. 1954 yilinda felç geçirdi, sagitimi için götürüldügü Viyana'da yasami son buldu. Mezari Ankara'dadir. Hece ölçüsünün olanaklarini genisletti; içtenlik, yalinlik ve akici bir söyleyisin egemen oldugu; ask, doga sevgisi, geçmis,ölüm, özlem, yalnizlik, yasama sevinci gibi izleklerin islendigi siirlerinde sairanelikten ve siirsellikten vazgeçmedi. Fransiz sairlerinden, özellikle Baudelaire ve Verlaine'den etkilenmistir. BUGÜN CUMA Bugün cuma; Büyükannemi hatirliyorum, Dolayisiyla çocuklugumu, Uzun olaydi o günler! Yere düsen ekmek parçasini Öpüp basima götürdügüm günler! O zaman inandigim gibi, Sahiden bir öbür dünya varsa eger, Orada da cumaysa bugün, Basinda bulutlardan beyaz örtüsü, Büyükannem namaz kilmaktadir, Namahrem eli degmez seccadesinde; Mekkei Mükerremeden getirilmis. Dilerim duasinda unutmasin beni; Günahkar oldugumu hatirlayarak. ÇOCUKLUĞUM Affan Dede'ye para saydım sattı bana çocukluğumu artık ne adım var ne yaşım bimiyorum kim olduğumu hiçbir şey sorulmasın benden haberim yok olan bitenden bu bahar havası bu bahçe havuzda su şırılşırıldır uçurtmam bulutlardan yüce zıpzıplarım pırıl pırıldır ne güzel dönüyor çemberim hiç bitmese horoz şekerim GÜN EKSİLMESİN PENCEREMDEN Ne dogan güne hükmüm geçer, Ne halden anlayan bulunur; Ah aklimdan ölümüm geçer; Sonra bu kus, bu bahçe, bu nur. Ve gönül Tanrisina der ki: - Pervam yok verdigin elemden; Her mihnet kabulüm, yeter ki Gün eksilmesin penceremden! Uykusuz gecemde bir kadin! Gözlerinin ay isiginda Vücudu kar beyazliginda; Saçlari bir hazine altin. Ne atesimden haberi var, Ne bilir çiplak oldugunu; Varligini ve yoksullugunu Duymadan güzel ve bahtiyar! 35 YAŞ ŞİİRİ Yas otuz bes! yolun yarisi eder. Dante gibi ortasindayiz ömrün. Delikanli çagimizdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yasina bakmadan gider. Sakaklarima kar mi yagdi ne var? Benim mi Allahim bu çizgili yüz? Ya gözler altindaki mor halkalar? Neden böyle düsman görünürsünüz, Yillar yili dost bildigim aynalar? Zamanla nasil degisiyor insan! Hangi resmime baksam ben degilim. Nerde o günler, o sevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben degilim; Yalandir kaygisiz oldugum yalan. Hayal meyal seylerden ilk askimiz; Hatirasi bile yabanci gelir. Hayata beraber basladigimiz, Dostlarla da yollar ayrildi bir bir; Gittikçe artiyor yalnizligimiz. Gökyüzünün baska rengi de varmis! Geç farkettim tasin sert oldugunu. Su insani bogar, ates yakarmis! Her dogan günün bir dert oldugunu, Insan bu yasa gelince anlarmis. Ayva sari nar kirmizi sonbahar! Her yil biraz daha benimsedigim. Ne dönüp duruyor havada kuslar? Nerden çikti bu cenaze? ölen kim? Bu kaçinci bahçe gördüm tarumar? Neylersin ölüm herkesin basinda. Uyudun uyanamadin olacak. Kimbilir nerde, nasil, kaç yasinda? Bir namazlik saltanatin olacak, Taht misali o musalla tasinda. ÖMRÜMDE SÜKUT Çingiraksiz, rehbersiz deve kervani nasil, Ipekli mallarini kimseye göstermeden, Sonu gelmez kumlara uzanirsa muttasil, Ömrüm böyle esrarli geçecek ses vermeden, Ve böylece bu ömür, bu ömür her dakika, Bir buz parçasi gibi kendinden eriyecek. Semada yildizlardan, yerde kurtlardan baska, Yasayip öldügümü kimseler bilmeyecek! ŞİİR Kizoglan kiz güzelliginde siir; Hem sevgili hem dost hem anne yüzü. Hala beni mest ettigi gecedir Sanirim hem yeryüzü hem gökyüzü. Mecnunum: sikayet etmem Leyla'dan; Basima ne dertler açtigi halde. Ne mümkün vazgeçsin bu sevdadan? Bir kerre karar kildik bu hayalde. KIRIK KALPLER Biz askla basi dönmüs iki çocuk Bütün bir bahar o çiçek ben yaprak Ya Rabbi ne güzel sevisiyorduk Dünyayi asktan ibaret sayarak Kim ne karisti ne istedi bizden Göz mi degdi ne oldu bu sevdaya Ayirdilar bizi birbirimizden Hem de göz göre yürek parçalaya Askti bizdeki onlardaki mantik Onlardan yana çikti kahpe felek Birer kalp biraktilar bize kirik Ömrümüzce göz yasi döktürecek Konu forum_boy tarafından (07-08-2007 Saat 10:10 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Kayıt: 07.07.2007 Yaş: 29
Mesajlar: 94 İtibar Gücü: 9 | büyük ustad...kırık kaplere bayılıyoruum.... |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Kayıt: 05.09.2007 Yaş: 26
Mesajlar: 13 İtibar Gücü: 0 | "Ne doğan güne hükmüm geçer, Ne halden anlayan bulunur Aklımdan ölümüm geçer Sonra bu bahçe, bu kuş, bu nur Ve gönül tanrısına der ki pervam yok verdiğin elemden Her mihnet kabulüm yeter ki Gün eksilmesin penceremden" Bu şiir de kendisinin sanırım. Bu şiirin Münir Nureddin Selçuk tarafından bestelenmiş olan bir şarkısı var. Hatta Timur Selçuk "Babamın Şarkıları" isimli albümünde yorumlamıştı bu şarkıyı. Bu yorumun ses kaydı elinde olan var mı? Buradan kaydedebilirlerse çok mutlu olurum.. |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() karanlığa mahkum aydınlık bir yürek. Kayıt: 05.01.2007
Mesajlar: 2.966 İtibar Gücü: 60 | 35 yaş adlı şiir kitabını okumuştum,çok güzel şiirler var içlerinde tavsiye ederim,kırık kalpler şiirni bende severim özellikle son mısralaralarını. |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| *diYaBaKır | cahiT sItKı tArancI müZe eVi (küLtüR müZeSi) | oNLy_yOu | Diyarbakır | 17 | 30-07-2008 17:02 |
| Cahİt Sitki Taranci.... | arsen | Şiir Köşesi | 0 | 20-07-2007 17:32 |