ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Dini Konular İnanca dair herşey bu forumda konuşuluyor.

Cevapla
Alt 30-06-2006, 09:34   #1 (permalink)
GiRL_Léé
!!-₣Θяцм_¢∂qΘИu-!!
Magic Ball Champion
 
GiRL_Léé - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
I'm RoNiN™
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 23
Mesajlar: 17.520
İtibar Gücü: 100


İNANÇ VE TUTUMLARDA SPORUN YERİ VE ÖNEMİ

ÖZET

Tutum sosyal psikolojide “Bir bireye atfedilen ve onun psikolojik bir nesneye ilişkin duygu, düşünce ve muhtemelen davranışlarını organize eden bir bütün” olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada inanç, tutum ve spor kavramlarının birbiri ile olan ilişkisi incelenerek, sporun dünyada ve özelliklede ülkemizdeki insanların inanç ve tutumlarındaki yerine ve önemine değinilmiştir.
Araştırma genel tarama modellerinden biri olan betimsel çalışma yöntemi ile yapılmıştır. Bireylerin ve toplumların sportif inanç ve tutumları tarihsel bir süreç içerisinde günümüze kadar incelenerek, ülkemizde lisanslı olarak spor yapan kız ve erkek sporcuların branşlara göre istatistiki dağılımı çıkartılmıştır.
Araştırma bulgularına göre, sporcuların bölgelere göre dağılımına bakıldığında Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki sporcu sayısının diğer bölgelere nazaran oldukça düşük olduğu gözlenmiştir. Bu yörelerde spora olan inanç ve tutumlardan dolayı bireylerin genelde takım sporlarından çok ferdi (Karate, Güreş, Judo, Taekwondo v.b) spor branşlarına yöneldikleri gözlenmiştir.
Sonuç olarak ülkemizde spora katılımı olumsuz etkileyen inanç ve tutumların yanlışlığı, Ayetler ve Hadislerle karşılaştırılarak tartışılmıştır.
GiRL_Léé Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 30-06-2006, 09:35   #2 (permalink)
GiRL_Léé
!!-₣Θяцм_¢∂qΘИu-!!
Magic Ball Champion
 
GiRL_Léé - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
I'm RoNiN™
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 23
Mesajlar: 17.520
İtibar Gücü: 100


Ynt: İNANÇ VE TUTUMLARDA SPORUN YERİ VE ÖNEMİ

GİRİŞ

Günlük yaşantımızda sıkça duyduğumuz kelimelerden olan inanç tutum ve spor kavramları insanlık tarihinin başlangıcı ile birlikte toplumsal normların içerisinde yer almış, toplumun sosyal, kültürel, ahlaki yapısına yön ve şekiller veren değerler olarak karşımıza çıkmıştır. Bu kavramların gelecekte de toplumsal yaşamda kendine önemli bir yer edineceğinden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Bireyin toplumsal bir birim olarak kabul edilmesi, bir çok psikolojik etmenin daha açık ve kapsamlı olarak tanınmasından sonra mümkün olabilmiştir. Bireyin tüm yaşamını kapsayan toplumsal bir etki alanı vardır. Bir çok davranış, başka bireylerle olan ilişkilerin algılanmasına, değerlendirilmesine ve onlar üzerinde edinilmiş yargılara bağlı olarak ortaya çıkar. İnsanın düşünsel dünyası, çok çeşitli ilişkilerden edindiği izlenimlerin oldukça karmaşık bir sonucudur. Birey birbiri ile çakışan ve çelişen, uyumlu yada uyumsuz bir yığın düşüncenin tutsağıdır. Bütün bu çok çeşitli düşünce, yargı ve değerler birbirinden kopuk, ilgisiz ve dağınık gibi görünse de her insanın düşünce yapısı, davranış kalıbı ve eylem çizgisi kendi içinde örgütlenmiş bir bütün halindedir (Tolan ve Diğerleri,1991 s, 258).
Hepimizin çevremizdeki insan, nesne, fikir ve olaylara ilişkin değişik tutumları vardır. Bu insan, nesne, fikir, kurum ve olaylara ne şekilde tepkide bulunacağımız büyük ölçüde bu tutumlarımız tarafından tayin edilir. Ayrıca bir çok sosyal ortamdaki davranışlarımızda, bir ölçüye kadar bu ortamlara ilişkin tutumlarımız tarafından şekillendirilmektedir. Bu nedenle tutum konusu; bireyin sosyal ortamlardaki davranışlarını inceleyen sosyal psikolojinin en önemli konularından birini oluşturmaktadır (Aydın,1985 s, 280).
Tutum terimi sosyal psikolojide genel olarak “Bir bireye atfedilen ve onun psikolojik bir nesneye ilişkin düşünce duygu ve muhtemelen davranışlarını organize eden bir eğilime işaret etmek için kullanılmaktadır” (Aydın,1985 s; 280).
Yukarıda verilen tanımdan da anlaşılacağı gibi, bir tutum bir nesneye ilişkin duygu düşünce ve davranış olmak üzere üç bileşenden oluşmaktadır. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, bu bileşenler birbirinden bağımsız değildir. Karşılıklı olarak birbirini etkiler, birbirinden etkilenir ve çoğu kez aralarında bir tutarlılık bulunur (Aydın,1985 s; 280).
Bir tutumun bilişsel bileşeni bireyin tutum nesnesine ilişkin düşünce, bilgi ve inançlarından, duyuşsal bileşeni ise, bireyin tutum nesnesine ilişkin duygu ve değerlendirmelerinden oluşur. Davranışsal bileşenlerde ise, bir tutum genellikle bireyi tutum nesnesine ilişkin davranışlarda bulunmaya eğimli kılar. Bir nesneye ilişkin olumlu tutumu olan bir birey, bu nesneye karşı olumlu davranmaya, ona yaklaşmaya, yakınlık göstermeye onu desteklemeye yardım etmeye eğilimli olacaktır. Bir nesneye ilişkin tutumu olumsuz olan bir birey ise bu nesneye ilgisiz kalma veya ondan uzaklaşma, eleştirme hatta ona zarar verme eğilimi gösterecektir (Aydın, 1985 s;281).
Tutumlar, belirli değer yargılarının ve inançların arkasında gizlidirler. Ancak yaşam olayları karşısında davranış ve hareket biçimleri olarak şekillenirler. Dayandıkları inanç ve değer yargıları devam ettikçe devamlılıklarını sürdürürler. İnançlar ise tutum yapılarına girdikçe özel dinamik baskılar altına girmiş sayılırlar. Hatta belirli bir tutum içerisinde bir inanç özelliğini kaybedebilir veya değişebilir. Çünkü tutumlar dış çevresel etkilerle devamlı baskı altında bulunurlar ve bu durum onların değişmesine neden olabilir (Eren, 2001 s;173).
İnsanlarda ilk inançlar, doğa olaylarının iyi veya kötü şekilde cereyan etmesinin algılanıp zihinlerde yer etmesinden doğmuştur. İnsanlar sırrına eremedikleri baskı, korku, dehşet olaylarından yada aksine onlara iyi şeyler sağlayan hareket ve olaylardan etkilenerek tutumlarına yön vermişlerdir. Ancak, tutumların oluşmasında çevresel olaylardan etkilemeyi belirleyen doğuştan kazanılan yeteneklerinde rolü vardır (Eren, 2001 s;173). Tutumların oluşmasında etken olan bu çevresel faktörler ve doğuştan kazanılan yetenekler, diğer bütün alanlarda olduğu gibi beden eğitimi ve spor alanında da yüzyıllardır kendisini hissettirmektedir. Örneğin,
Otuza yakın ülkeyi gezerek “Futbol Asla Sadece Futbol Değildir” adlı kitabı yazan İngiliz futbol araştırmacısı Simon Kuper Brezilyadaki köylerin hepsinde kilisenin bulunmadığını ama en küçük yerleşim birimlerinde bile mutlaka bir futbol sahasının bulunduğunu belirtiyor. Yine Almanya Tübingen üniversitesi öğretim üyesi Diethamer Mieth futbolun günümüzde dinin yerini tuttuğunu bazen de dinin rakibi olabildiğini, Avrupa da cumartesi ve pazar günleri ayine gidenlerin sayısının oldukça azaldığını, dinin kurumsal açıdan etkinliğini yitirdiğini ve insanlarında bu yüzden manevi ihtiyaçlarını karşılamak için kiliselere değil de futbol maçlarına gittiğini bir çok konferansında dile getirmektedir (Kola 2002).
Sporun dini inançlar ve tutumlar üzerindeki bu olumsuz etkilerinin yanında dini inançlar ve tutumlarında spor üzerindeki olumsuz etkilerinden söz etmemiz mümkündür. Örneğin;
Hz. İsa’nın ölümünden sonraki 5. yy. girilen ve bin yıl süreyle tüm toplumsal gelişmeyi askıya alan dönemin adı “Karanlık Çağ” karanlığın simgesi ise Katolik kilisesidir. Bu dönemde bedenle ruhu sürekli bir çatışma içerisinde gören ve ruhun üstünlüğüne öncelik veren Katolik töresinin mantığının doğal uzantısı olarak vücudu bağımsızlığa mahkum etmek gibi bir fikir ve uygulama geliştirdiğini biliyoruz. İşte antik olimpiyat oyunları bu dönemde Roma İmparatoru Kral Thececosius’un emriyle sona erdirilmiş ve spor 15. yüzyıla kadar dinsel baskıların altında kalmıştır (Sporbilim.Com).
20 y.y.’da özellikle Avrupa da bazı dini akımların spor ile özdeşleşmesi sonucunda, sporun ruhuna ters olan bir takım şiddet olaylarının ortaya çıktığını görmekteyiz. Örneğin; İskoçya’ da ki iki ünlü futbol takımı Glasgow Rangers (Protestan) ve Celtics (Katolik) takımları arasında 02-01-1971 tarihinde oynanan maçta her iki takımın taraftarlarının bandolarla kendi dini müziklerini çalmaları sonucunda çıkan olaylarda 62 kişi hayatını kaybetmiştir (Erkan ve Diğerleri 1998).
Ülkemizde ise malesef halen daha bir takım yanlış dini inanç, tutum ve hurafelerin sporun üzerindeki önemli etkilerini görmekteyiz. Örneğin; İslam tarihinde “Kerbela” olayı olarak adlandırılan vakada Hz.Hüseyin’in boynunun kesilerek yerlerde yuvarlanması olayını günümüzde insanlar yanlış yorumlayarak topla oynanan sporlara, özellikle de futbola karşı olumsuz bir tutum içerisinde bulunmaktadırlar.
Verilen örneklerden de anlaşıldığı gibi dini inançlar ve tutumlar ile sporun zaman içerisinde sürekli olarak birbiriyle çatıştığını görmekteyiz. Oysa bu iki kurumun toplumsal işlevleri arasında bir paralellik söz konusudur. Çünkü her ikisinde de amaç, bireyleri zihinsel ve fiziksel olarak ruhsal doygunluğa ulaştırmaktır
GiRL_Léé Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 30-06-2006, 09:36   #3 (permalink)
GiRL_Léé
!!-₣Θяцм_¢∂qΘИu-!!
Magic Ball Champion
 
GiRL_Léé - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
I'm RoNiN™
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 23
Mesajlar: 17.520
İtibar Gücü: 100


Ynt: İNANÇ VE TUTUMLARDA SPORUN YERİ VE ÖNEMİ

AMAÇ

Bu çalışmanın amacı, inanç tutum ve spor kavramlarının birbiri ile olan ilişkisini ortaya koymaktır. Böylece sporun dünyada ve özellikle de ülkemizdeki insanların inanç ve tutumlarındaki yerine ve önemine değinilmiş, inanç ve tutumların sportif faaliyetler üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri tartışılmıştır.

YÖNTEM

Araştırma genel tarama modellerinden biri olan betimsel çalışma yöntemi ile yapılmıştır. Bireylerin ve toplumların spora olan inanç ve tutumları tarihsel bir süreç içerisinde günümüze kadar kısaca incelenmiştir. Ülkemizde halen lisanslı olarak spor yapan kız ve erkek sporcuların branşlara ve bölgelere göre dağılımı çıkartılıp, bulgular üzerinde yorumlar yapılmıştır.
GiRL_Léé Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 30-06-2006, 09:39   #4 (permalink)
GiRL_Léé
!!-₣Θяцм_¢∂qΘИu-!!
Magic Ball Champion
 
GiRL_Léé - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
I'm RoNiN™
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 23
Mesajlar: 17.520
İtibar Gücü: 100


Ynt: İNANÇ VE TUTUMLARDA SPORUN YERİ VE ÖNEMİ

TARTIŞMA VE SONUÇ

Elde edilen veriler ışığında, ülkemizdeki sporcu sayısının nüfuz oranına göre oldukça düşük olduğu görülmektedir. Aktif olarak sporla uğraşan kişiler ise genelde bireysel sporları tercih etmektedir. Bunun nedeni ise halkımızın bireysel sporları kendi kültürel yapısına, inanç ve değer yargılarına daha yakın görmesinden kaynaklanabilir. Örneğin; en fazla sporcuya sahip olan Taekwon-do branşının ülkemizde hem bayanlar hem de erkekler tarafından tercih edilmesinin en önemli nedeni, savaşçı bir ruha sahip millet olmamızdan ve bu branşa özgü kıyafetlerin halkımızın inanç ve değerlerine uygun olmasından kaynaklandığını söyleyebiliriz.
Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerindeki sporcu sayısının düşük olmasında etkili olan ekonomik nedenlerin yanı sıra, bu yörelerde yaşayan insanların sosyal ve kültürel yaşantısı da spora katılım konusunda önemli bir etken olarak görülmektedir. Bu bölgelerde görev yapan beden eğitimi öğretmenlerinin ve spor adamlarının en çok şikayet ettiği konuların başında, yöre insanlarının spora gereken önemi vermediği ve özellikle bayanların günah olduğu gerekçesi ile sportif faaliyetlere katılmadığını vurgulamaktadırlar. Bu durum, % 90’ı Müslüman olan ülkemizdeki insanların spora karşı olan inanç ve tutumlarının tamamen yanlış dini temeller üzerine kurulduğunu göstermektedir.
Özellikle eğitim seviyesi düşük olan bölgelerimizdeki insanlarımız, İslamiyet’in spora bakış açısını yanlış yorumlamaktadır. Örneğin; spor yapmak için ayrılan zaman israf olarak görülmekte, kadınların spor yapması hoş karşılanmamakta, kaybedenin kazananı ödüllendirmesi kumar olarak kabul edilmekte, bir takımın taraftarı olmak olumsuz bir davranış olarak görülmektedir. İnsanlarımızın İslam dinini yanlış yorumlamasından dolayı spora karşı oluşan bu olumsuz tutum ve davranışların yanlış olduğu ayet ve hadisler ışığında incelendiğinde görülecektir.
Bilindiği gibi İslam dini, iki temel değer üzerine inşa edilmiş bir dindir. Bu temel değerlerden biri Kuran-ı Kerim, diğeri ise Hz. Muhammed’in sünnetidir. Hz. Muhammed’in örnek hayatı incelendiğinde, sporun ne kadar önemli bir yere sahip olduğu ve kendisinin de sağlığında bir çok sportif olaya katıldığı açıkça görülebilir.
İslamiyet’te Müslümanların üzüntülerini gidermek ve hafifletmek amacıyla Hazreti Muhammed tarafından müsaade edilen oyunlar ve sporlar mevcuttur. Kuran-ı Kerim de : “ Peygamber size ne verirse onu alın. Sizin için ne yasak ederse ondan da sakının ” ayetine uygun olarak Müslümanlar Hz. Muhammed’in tavsiye ve teşvik ettiği sporlardan olan atıcılık, binicilik, koşu ( atletizm ) ve güreş gibi sporlarla uğraşmışlardır. Bir Hadis-i Şerifte Hz. Muhammed “Mümin kişinin yürüme, binme, yüzme, ok atma eğitimleri yapması ile hanımıyla eğlenmesi dışında bütün eğlencelerini batıl (geçersiz) saymış, yalnızca bunların haktan olduğunu belirtmiştir” (Turan 1985).

İslam dinine göre kadınların spora katılmalarında dini yönden herhangi bir sakınca var mı?
Hz. Peygamberi’n bir sefer sırasında hanımıyla gerilerde kalıp onunla yarıştığı; önce Hz. Aişe’nin Hz. Peygamber’i geçtiği daha sonraki bir yarışta ise kilo alması sebebi ile Hz. Peygamber tarafından geçildiğini Hz.Aişe bizzat rivayet etmektedir (Bozkurt 1997). Hz. Muhammed’in fiili sünnetleri içerisinde yer alan bu örnekte görüldüğü gibi, İslam dininin belirlediği kurallar dahilinde kadınların spor yapmasında herhangi bir sakıncanın olmadığı açık ve net bir şekilde görülmektedir.

İslam dinine göre fanatizmin sınırı ne olmalıdır ?
Fanatizm: takım tutmak, bir spor kulübünün yarıştığı spor dallarından herhangi birinde o kulübün takımının yandaşı olmak demektir. Takım tutan kişi, o takımın karşılaşmalarını takip eder, bunların sonuçlarıyla ilgilenir ve takımının başarıya ulaşmasını ister. Bu nedenle, takımının kazandığı maçlarda sevinir, kaybettiklerinde ise üzülür. Ancak takıma duyulan bu sempati kimi zaman olağan sınırlarını aşar ve bireylerin zarar görmesine neden olabilir(Bayhan 2000). Örneğin; 1995-1996 Türkiye Futbol 1. Ligi nin 32. haftasında şampiyonluğu önemli derecede belirleyecek olan Trabzonspor-Fenerbahçe arasındaki maçı Fenerbahçe’nin 2-1 kazanması sonucunda, maçtan bir gün sonra fanatik bir Trabzonspor taraftarı olan Mehmet Dalaman (27 yaşında) kendini evinin bahçesindeki fındık ağacına asmıştır (Erkan ve Diğerleri 1998). Fanatizmin topluma ve insanlığa bu denli zarar verici boyutlara ulaşmasını ne İslam dini kabul eder, ne de insanlık.
Hz. Peygamber bir gün; iki torununun güreşmesini tebessümle seyrederken, Hz. Hasan’ı gayrete getirmek için ‘ Ha gayret Hasan! Göreyim seni, yakala Hüseyin’i ’ diye tezahüratta bulunur. Orada bulunan Hz. Ali’ninse ‘Ya Resülallah, siz Hüseyin’i kayırmalı değil misiniz ? Çünkü Hasan daha büyük’ dediği gözlenir. Hz. Peygamber ise ‘ Baksana, Cebrail’de Hüseyin’e, ha gayret Hüseyin, göreyim seni diyor’ diye yanıt vermiştir (Tokpınar 2001). Hz. Peygamber atıcılık eğitiminin yapılmasını devamlı teşvik etmekle kalmamış, zaman zaman kendisi de atış poligonuna, atıcıları teşvik ve seyretmeye gittiği gibi, atıcılardan bir tarafı tuttuğu da olmuştur (Turan 1985). Hz. Muhammed’in bu davranışlarına bakarak İslam dininde sporda taraftarlığın fanatizm boyutuna ulaşmadan var olduğunu söyleyebiliriz.

İslam’a göre sporda teşvik ve ödül var mı?
Hz. Peygamber sporu teşvik etmek için zaman zaman fırsat buldukça yarışmalar düzenlemiş ve kendisi bizzat bu yarışlarda dereceye girenlere maddi ödüller vermiştir. Hz. Peygamberin bir yarışta birinciye üç, ikinciye iki ve üçüncüye de bir elbiselik Yemen kumaşı ödül verdiği rivayet edilir. Belazurih, Hz. peygamberin kendi atıyla yarışan ve kazanan jokeyine bir Yemen hüllesi hediye ettiğini rivayet etmektedir. Yarışların kumar vesilesi olarak kullanılması ittifakla haram görülmüş, ancak bir yarışmacının arkadaşına “Beni geçebilirsen sana şu var” gibi tek taraflı bir teklifte bulunması ve onun galip gelmesi halinde, arkadaşının teklif edilen hediyeyi almasında veya üçüncü bir şahsın galip geleni ödüllendirmesinde bir sakınca görülmemiştir. Aksi durumlar kumar olarak kabul edilmiştir (Bozkurt 1997).

İslam’a göre serbest zamanların sportif faaliyetlerle değerlendirilmesi zaman israfı mı ?
Hz. Peygamber serbest zamanlarının değerlendirilmesinde insanlara spor yapmalarını tavsiye etmiş ve atıcılığı daha çocukken öğrenip ölünceye kadar bırakılmaması gereken bir maharet olarak belirtmiştir. İnsanı boş kaldıkça, canı sıkıldıkça, biraz eğlenme ihtiyacı duydukça vakit değerlendirme aracı olarak spor yapmasını meşru kılmış “Sizden birinizi gam ve sıkıntı bastığı zaman yayını kuşanıp, kederini onunla dağıtmaktan başka yapacak bir şeyi yoktur” (Bayhan 2000) sözüyle serbest zamanların değerlendirilmesinde sporun yerine ve önemine değinmiştir.
Buraya kadar yapılan açıklamalardan da görüldüğü gibi Müslüman bir kişinin vücudu için kendisine uygun bir spor dalıyla uğraşmasında dini bir engel olmadığı gibi, sporun özellikle Hz. Peygamber tarafından teşvik edildiğini görmekteyiz.
Dini inançların ve tutumların bulunduğu ortamlarda bir takım hurafeler ve bid’atlarda kendiliğinden veya insanlar tarafından ortaya çıkartılarak inanç ve tutumların içerisine yerleştirilmeye çalışılmış ve çoğu zaman da toplum tarafından kabul görülmüş kavramlardır. Spor da bu kavramlardan önemli derecede etkilenmekte ve bir çok spor branşı bu büyü ve hurafelerin etkisi altında kalabilmektedir.
Günümüzde sporcu, yönetici ve taraftarlar bir maçın kazanılması için çok çalışmanın, oyun sisteminin ve oyuncu kalitesinin tek başına yeterli olduğunu düşünmüyorlar; galibiyet için büyü ve uğur gibi şeylerden de medet umuyorlar. 2001-2002 Futbol Sezonunda Fenerbahçe-Diyarbakır spora deplasmanda 2-1 yenildi. Diyarbakırlı yönetici ve futbolcular, maçtan sonra ağız birliği etmişçesine mikrofona şunları söylediler: ‘Diyarbakır’ın plaka numarası 21. Bugün 12. ayın 21’i. Bu maçtan önceki puanımız 18 idi. Maçı 2-1 kazandık ve puanımızı 21 yaptık. Böylesine uğurlu bir günde bu maçı kazanacağımıza inanıyorduk’ diye demeç vererek 21 sayısının Diyarbakır spor’un uğurlu sayısı olduğuna inanmaktadırlar (Kola 2001).
Futbolcular ve yöneticiler gibi taraftarlarda çeşitli hurafelere kolayca inanmaktadırlar. Arka arkaya alınan galibiyetlerden sonra stadların büyülü olduğuna inanmaları bu batıl inançların başında geliyor. Bu taraftar tiplerinin bazıları uğur getireceği inancıyla hep aynı yerde oturuyorlar. Penaltı atılırken gözlerini yumuyorlar veya sahaya sırtlarını dönüyorlar, uğurlu saydıkları hayvanları ile maçlara geliyorlar. Bunlara benzer hurafeleri başta Afrika ve Güney Amerika olmak üzere dünyanın her tarafında görmek mümkündür. Belli elbiseleri giymek, çimlere dokunarak elleri ağza götürmek, maç başlamadan önce topu öpmek, uğur getireceğine inanılan kolye ve yüzük gibi takılar takmak, kalenin içine para gömmek, penaltı vuruşlarından önce topu ve kale direklerini öpmek, hep aynı ayakkabıyı giymek, kale arkalarına muska koymak sporcuların batıl inançlarının başında geliyor (Kola 2001).
Ünlü spor adamımız Turgay Biçer, ilahi inançların performansa olumlu etki ettiğini belirterek hurafeler konusunda şu uyarılarda bulunuyor: “sporcularda, taraftarlarda, antrenörlerde ve yöneticilerde manevi boyut mutlaka vardır. Mantıklı veya mantıksız bir takım şeylerin gücüne mutlaka inanırlar ve inandıkları şey zamanla onların doğrusu olur. Ancak dikkat etmek lazım hurafeler, zamanla zararlı olmaya başlar ve insanları bilimsellikten uzaklaştırabilir” (Kola2001).

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz; spor farklı düşüncede, farklı inançta ve farklı çizgide olan insanları birleştiren, bir araya getiren, yer yer sevindiren, yer yer eğlendiren, yer yer de ağlatan önemli bir toplumsal olgudur. Ülkemizde sporun gelişerek dünya standartlarını yakalayabilmesi için toplumun büyük bir kesiminin desteğine ihtiyaç vardır. Toplumum desteğini alabilmek için ise öncelikle sporu insanlarımıza benimsetmeliyiz. Bu nedenle sporla uğraşan bilim adamlarımızın ve yöneticilerimizin yapması gereken öncelikli çalışmaların başında, sporu halkın inanç ve tutumlarıyla bütünleştirmeye yönelik çalışmalar olmalıdır. Fakat bu güne kadar ülkemizde, bu amaca yönelik bilimsel çalışma ve yayınlar yok denecek kadar az sayıda bulunmaktadır. Bu nedenle, özellikle alanı sosyal psikoloji olan spor bilimcilerimiz, İlahiyat Fakülteleri ve Diyanet İşleri Başkanlığıyla ortak bir çalışma içerisine girerek “ İslam ve Spor” konulu çalışmalara ağırlık verip bu alanda oldukça az olan literatüre yeni eserler kazandırmalıdır.

GiRL_Léé Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Sporun da fazlası zararlı @izci@ Sağlık 1 22-07-2008 11:08
türkıyenın jeopolotık yerı ve onemı hilebaz Coğrafya 0 05-12-2007 20:11
'Sporun oskarları' sahiplerini buldu Haberci Spor haberleri 0 20-02-2007 02:30
Borcun Önemİ!!! @izci@ Dini Konular 1 23-01-2007 16:19
@KILAVUZUN YERİ@ @izci@ Resimler ve Karikatürler 52 05-06-2006 13:06





1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848