ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Dini Konular İnanca dair herşey bu forumda konuşuluyor.

Cevapla
Alt 15-10-2007, 12:17   #1 (permalink)
FeYeZaN
KüRRe-i Arz
 
FeYeZaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Tevekkeltü Alallah..!
Kayıt: 03.08.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 2.899
İtibar Gücü: 24


Question Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) nasıl namaz kılardı?

Hz. Peygamber ne cennet arzusu, ne cehennem korkusuyla gözyaşı döküyordu. O sadece Rabbine daha yakın olup,


O`nun sevgisine lâyık olma emeliyle ibadetlerini yerine getiriyordu. O`nun namazının bakın ne gibi manevi anlamları vardı?


İnsan Yayınlarının Psikoloji serisinden çıkan ilginç bir kitap bugünlerde raflarda yerini aldı. Esme Sayın Ekerim’in Namaz ve Karater Gelişimi adlı kitabı, İslamiyet’in beş şartından bir olan ibadetin insan ruhunu nasıl etkilediğini göz önüne seriyor.

Namazın bireye davranış ve dürtülerini kontrol etme imkanı verdiğinin altını çizen çalışma, namaz ibadetini bir çok açıdan ele alarak ahlaki oluşuma etkilerini psikolojik metotlarla ayrıntılı şekilde göstermeyi hedefliyor.

4 ana bölümde oluşan kitabın ana başlıkları İbadet Kavramı, Karakter Kavramı, Namaz İbadeti ve Tasavvufi açıdan namaz başlıklarını taşıyor. Alt başlıklarda ise Namaz- Sorumluluk duygusu, Namaz- Zaman ve çalışma disiplini, Namaz sabır ilişkisi gibi ayrıntılara dikkat çekiyor.

Söz konusu kitaptan sizler için ilginç bir bölüm seçtik:

HZ. PEYGAMBERİN NAMAZININ MANEVÎ ANLAMLARI

Hz. Peygamberin ibadet hayatı, ilâhî aşk ve muhabbetin en üst düzeyde yaşandığı bir dünyadır. Resulüllah, her an Rabbine dua eden, yalvaran, ağlayan, Rabbini anan, şükreden, O`na tevbe eden; secde ve rükûda Rabbinden ayrılmamayı dileyen bir peygamberdir.

ALLAH’A DAHA YAKIN OLMAYI İSTERDİ

Atâ, Hz. Peygamberin ibadet hayatının manevî yönleri hususunda bize şu bilgileri naklediyor: "Ubeyd bin Umeyr ile Hz. Aişe`nin yanına gitmiştim. Hz. Aişe`ye, `Bize Resulüllah`ta gördüğün en ilgi çekici şeyin ne olduğunu anlatır mısın?` dedim. Hz. Aişe ağlamaya başladı ve şöyle dedi: `Onun hangi hâli ilgi çekici değil ki? Bir gece bana gelmiş, benimle yatağa girmiş, cildim cildine değmiş, sonra bana, `Ey Ebu Bekir`in kızı! Beni bırak da Rabbîme ibadet edeyim.` demişti. `Şüphesiz ki bana yakın olmanı arzu ederim` dedim ve kendisine müsaade ettim. Yataktan kalktı, su kırbasının yanına gitti. Abdest aldı, abdest uzuvlarını bol su ile yıkadı, sonra namaz kılmaya başladı. Biraz sonra ağlamaya başladı. O kadar ki, gözünden dökülen damlalar göğsünü ıslatmıştı. Sonra rükûya vardı, rükû hâlindeyken de ağlamaya devam etti. Sonra başını kaldırdı; yine ağladı, ağlaya ağlaya secdeye indi. Secdeden başını kaldırdı. Bilal sabah ezanını okumak için gelene kadar ağladı. Dedim ki: `Ya Rcsulüllah, seni bu derece ağlatan şey nedir, Allah senin geçmiş gelecek bütün günahlarını affetmedi mi?` Şöyle buyurdu: `Allah`a çok şükreden bir kul olmayayım mı?`"

Bu örnekte de görüldüğü üzere Hz. Peygamber ne cennet arzusu, ne cehennem korkusuyla gözyaşı döküyordu. O sadece Rabbine daha yakın olup, O`nun sevgisine lâyık olma emeliyle ibadetlerini yerine getiriyordu.

GECELERİ AYAKLARI ŞİŞENE DEK NAMAZ KILARDI

Hz. Aişe, Hz. Peygamberin ibadet hayatı hususunda bize şu bilgileri aktarmaktadır: Hz. Peygamberin geceleri ayakları şişinceye kadar ayakta durup ibadet ettiği olurdu.
Ramazan`ın son on günü gelince Hz. Peygamber geceleri ibadetle geçirir, ailesini uyandırır, kendisini ibadete verir, başka bir işe bakmazdı. Özellikle her sene Ramazan ayını itikatla münzevî olarak geçirmeye dikkat eder, dünyevî işlerle ilgilerini keser, zikir ve ibadet ederdi.
Gece kalkıp namaz kılmak (teheccüd) zaten onun için farz namazlardan biriydi. Bu örnekler incelendiğinde Hz. Peygamberin Rabbi ile ilişkileri hususunda son derece hassas davrandığı; ibadetler esnasında duygusal bir yoğunluk ve coşkunluk yaşadığı anlaşılmaktadır. Resulüllah günlük meşgalelerinin haricinde Rabbine sevgi ve şükrünü sunmak için çok özel bir vakit ayırır; o bu ibadet esnasında dünyanın ve ahiretin süflî arzularını terk ederek sadece Rabbiyle beraber olmaya özen gösterirdi.

Muhabbet ve sevginin hakikati, insanın kendisine hiçbir şey bırakmayacak şekilde bütün varlığını sevgiliye hibe etmesidir. Böylece muhabbet bütün tercihlerin sevgili lehinde yapılmasıdır.

Resulüllah`ın ibadet hayatını şekillendiren temel esas da Rabbinin sevgisini bütün sevgilerin üstünde tutması ve Rabbinin sevgisini diğer sevgilere kapı yapmasıdır. Resulüllah`ta Allah sevgisi insan ve ümmet sevgisine de bir kapı açmıştır.

KURAN OKUTUR VE DİNLERKEN DUYGULANIRDI

Resulüllah`ın bütün insanlığı kuşatan sevgi coşkunluğunu gösteren en güzel örneği bize Abdullah bin Mesud aktarmaktadır.

Abdullah bin Mesud şöyle anlatmaktadır: "Bir gün Hz. Peygamber bana `Kur`an oku!` diye emir buyurmuştu. `Kur`an sana nazil olmuş iken sana mı Kur`an okuyayım?` dedim. Resulüllah`ın, `Ben, Kur`an`ı başkalarından dinlemeyi de severim.` buyurması üzerine Nisa suresini okumaya başladım. `Biz her ümmete bir şahit, seni de onların üzerine şahit getirdiğimizde onların hâli nice olur!` ayetine geldiğimde, `Şimdilik bu kadar yeter.` buyurdu. Bir de baktım gözlerinden yaşlar akıyordu."
Bu olayda Hz. Peygamber, ümmeti içerisinde şefaat ve şahitliğine lâyık olamamış kimseleri düşünmüş; bu insanlar için hıçkırıklara boğulmuştur.

Hz. Peygamber ibadetleri esnasında dünya ve ahiretin süflî arzu ve ihtiraslarını aştığı gibi zamanı ve mekânı da aşar; zaman ve mekânın insanı sınırlandıran dar boyutları içerisinden çıkardı.

BİR REKATTA BİR KAÇ SURE OKURDU

Resulüllah`ın bu özel durumuyla ilgili en güzel örneği bize Huzeyfe bin Yeman anlatmaktadır: "Bir gece Hz. Peygamber ile namaz kıldım. Resulüllah, Bakara suresini okumaya başladı. Yüz ayet okuduktan sonra rükû eder dedim, yüz ayeti geçti. Sonra bu sureyi bir rekatte okumak suretiyle namaz kılacaktır dedim, geçti rükû etmedi. Nisa suresini okumaya başladı. Onu da okudu. Sonra Âl-i İmran suresini okumaya başladı, onu da okudu. Ağır ağır okuyordu.
Konuyla ilgili diğer örneğimizi de Abdullah bin Şıhhır nakletmektedir: "Bir gün Resulüllah`ın yanına gelmiştim. Namaz kılıyor tan göğsü kaynar kazan gibi ses çıkarıyordu."
Hz. Peygamberin ibadet hayatının manevi" yönü Allah`ı görüyormuşçasına O`na ibadet etme ve yaptığı ibadetin Allah`ın çıkmadan önceki son ibadeti olduğuna inanma şuurudur.
Bu hususta Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Dünyadan veda edecekmişçesine, Allah`ı görür gibi namaz kıl. Sen Allah`ı görmüyorsan da O seni görüyor."

PEYGAMBERİN NAMAZLARDA ETTİĞİ DUA

Bu dua Hz. Peygamberin ibadetlerinde tecrübe ettiği manevi derinliği göstermesi açısından çok önemi: Allahım! Doğu ile batı arasını birbirinden uzaklaştırdığın gibi, beni de hatalarımdan uzaklaştır. Allahım! Beyaz elbise kirden temizlendiği gibi, beni de hatalarımdan temizle. Allahım! Su, kar ve dolu ile benim hatalarımı yıkayıp temizle." Hz. Peygamber, bu duayı farz namazlarda okurdu.

CEMAATLE KILINAN NAMAZLARI KISA TUTARDI

Hz. Peygamberin ibadet hayan incelendiğinde dikkat çeken en önemli nokta onun cemaatle kılınan farz namazları kısa tutmasıdır. Hz. Peygamber cemaat içerisinde çocuk, yaşlı, hasta, emzikli veya çocuklu bir annenin varolabileceğini düşünerek onların farz namazları cemaatle kılmaktan mahrum kalmamaları ve sürekli cemaatle namazlara devam edebilmeleri için, cemaatle kılınan farz namazları kısa tutmuştur. Cemaatle kılınan namazları uzatarak insanlara bu hususu zorluk yaşatan kişileri uyarmış; onlara ciddi tepki göstermiştir

Konu FeYeZaN tarafından (15-10-2007 Saat 12:21 ) değiştirilmiştir.
FeYeZaN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 15-10-2007, 12:20   #2 (permalink)
FeYeZaN
KüRRe-i Arz
 
FeYeZaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Tevekkeltü Alallah..!
Kayıt: 03.08.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 2.899
İtibar Gücü: 24


Kulluk mana olarak; Rabbin emir ve yasaklarına uymak, bunları - emr'i bil maruf neyh'i anil münker - iyiliği emredip kötülükten men etmek suretiyle hayata hayat kılmaktır.

Kulluk, bir noktada da insanın aczini anlaması, fakrının da farkına varıp tüm benliği ile Allah (c.c)' ne yönelmesidir, diyebiliriz. Zira yaptığımız dualardan maksat, kendi acziyetimizi, fakrımızı itiraf edip Allah'a yönelmektir. İşte bu yöneliş ve kulluk Efendiler Efendisinde herşeyde olduğu gibi zirvedeydi.

Allah Resulu'nun hayatının hangi karesine bakarsak bakalım hep kulluğun zirvesinde olduğunu görürüz. Allah (c.c) O'na (s.a.v) şöyle hitap ediyordu yüce Kuran-ı keriminde:
" Habibim şüphe yok ki Sen yüce bir ahlak üzeresin..! "

Bu ayet-i kerimeden de anlaşıldığı gibi O (s.a.v) evvela yüce bir ahlak olan "Allah'ın Ahlakı" ile ahlaklanmıştı. İşte bu ahlak O'nu hep kulluğunun zirvesine çıkartıyordu. O (s.a.v), bir gün evvel sabahlara kadar yapmış olduğu ibadeti ile yetinmiyor, ertesi gün bunu ikiye katlıyordu. Tabir yerinde ise Rabbinden gelen o enfusi esintiler karşısında Kuran-i bir tarz ile "Helmin mezit" yani "daha yok mu?" diyordu. İbadete hele namaza asla ama asla doymuyordu. Şimdi bir kaç vaka ile olayı daha anlaşılır hale getirelim...

Bir gün Hz. Aişe (r.anha) anamız, Efendimiz (s.a.v) ayakları şişene kadar ibadet ettiğini, namaz kıldığını görmüş ve şöyle sormuştu; "Ya Rasulallah Senin gelmiş ve geçmiş tüm günahların afolunduğu halde neden bu kadar ibadet etmek suretiyle kendine eziyet ediyorsun?"

Peygamber Efendimiz Aişe validemize şöyle cevap verir: "Ya Aişe Rabbime şükreden bir kul olmayayım mı?".

Burada anti parantez bir şey arzetmek istiyorum. Efendimiz yaptığı ibadetlerinin karşılığı olarak asla cenneti talep etmiyordu. Zira biliyordu ki yapılan ibadet neticesinde cennet gibi meşru bir beklentiye girmek ibadetlerin özü ve ruhu olan "ihlas" düsturunu zedeleyebilirdi. Bu nedenle ibadetini sadece Allah'a şükür mahiyetinde değerlendirerek Aişe validemize cevap veriyordu. Bu da Efendimiz (s.a.v) her şeyde olduğu gibi ihlas, ihsan, takva ve zühdde de "zirveler üstü bir insan" olduğunu gösterir.

Yine bir defasında Peygamber Efendimiz (s.a.v) namaz hususunda şöyle demişti; "Namaz benim gözümün nurudur." Bu sözü de tahlil etmek gerek. Çünki hayatımızda bizler bu sözü evlatlarımıza, çoluk çocuğumuza söyleriz. Ama O (s.a.v), namaz dediği zaman aklına ne Fatıması geliyordu ne de çok sevdiği diğer evlatları... çünki O (s.a.v) "er-Refika'l Al'a" olan yüce dostu ile namazda beraber oluyordu.

Herkesin insan olarak şehvet duyduğu bazı hususlar vardır ve bunlar da tabiidir. Yani Allah (c.c) yaratılışta bunu fıtrat olarak içimize yerleştirmiştir. Fakat bu duyguların yine asıl gayesi Rabbe yakınlık, onla olan kurbiyetin artması ve rızası istikametinde bir hayat sürdürmek içindir. İşte Efendimiz (s.a.v)'in şehveti ise kendi beyanları içinde "namaz" idi, namaz kılma iştiyakı idi. O (s.a.v) kutlu beyanlarında zaten şöyle diyordu; "Müminin miracı Namazdır" veya "Namaz dinin direğidir. Kim namazını kılmaz ise dinini yıkmış olur, kim de namazı kılarsa dininin ikamesini sağlar, ayakta tutar."

Peygamberimiz (s.a.v) son anlarına bakacak olursak hep ibadet aşkı ve ibadet etme gayreti içerisinde olduğunu görürüz. Mesela Efendimiz (s.a.v) vefatına yakın çok baş ağrısı çekiyor, bazan bu ağrılar dayanılamayacak kerteye geldiğide ise düşüp bayılıyordu. Ama o ayıldığı vakit ilk olarak "Namaz... namaz.." diye vaktin geçip geçmediğini soruyordu.

KULLUĞUN MANASI VE EFENDİMİZDEKİ (s.a.v) AYRI TEZAHÜRÜ

Allah (c.c) yüce kitabında Zariyat suresinde şöyle buyuruyor, "Ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler diye yarattım."

Demek oluyor ki bizim asıl gayemiz başta da belirtiğimiz gibi Allah'ı tanımak ve O'na kul olduğumuzun farkına varıp ibadet-i taatte bulunmak. Bu vazife istikametinde ilerlersek eğer "ahsen-i takvim" sırrına mazhar olacak, bu mazhariyetle insanın başı ta arş-u ferşe kadar yükselecek ve de kul olmanın hazzını damarlarına ve hatta diyebilirz ki atomlarına varıncaya kadar hissedecektir.

İşte bu "ruh enginliğini" ve "gönül duruluğunu" hisseden Gönüller Sultanı Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi şöyle der; "Kul oldum... kul oldum...Köleler azad olunca sevinirler, şen şakrak olurlar..bense sana kul olmakla sevinirim...!"

Bu sözün manasının yüce derinliğini anlamak için veya görmek için Efendimiz (s.a.v) hayatına göz atmak yeterlidir. Zira O'nun hayatı her an kulluğunda bir basamak daha, ötelere açılma adına bir menfezin aralandığı Rabbi ile buluşma anları ile doludur...

Ayrıca O'nun kulluğunun ayrı bir tezahürü de Kur'an televvünlü bir iklimde yaşamasıdır. Efendimize (s.a.v) yaşayan Kur'an desek mübalağa yapmış olmayız. Bu hususta da Peygamberimizin (s.a.v) hayatından açık ve sarih misaller verilebilir. Mesela; bir gün Hz. Aişe validemize Efendiler efendisinin ahlakı sorulunca, yüce anamız şöyle cevap verir:
"Huluku-ul kur'an"... yani O'nun ahlakı Kur'an ahlakı idi. Zira O'nun terbiyecisi, O'nun müdebbiri Allah'tı (c.c).

Efendimizin;

- Hatem-ul Enbiya olması,
- Allah'ın O'na (s.a.v), 124 bin peygamber arasından "habibim" diye hitabı,
- Efendimizin hem dininin hem de kendisinin belli bir zümre veya kavime değil de genel olarak tüm insanlığa gelmesi, tebliğinin şumüllü olması,
- Kur'anın Peygamberimizi "vema erselnake illa rahmeten lil alemin" yani "Habibim sen alemlere rahmet olarak gönderildin" ayetinin sırrı ile yaratılması ve tanıttırılması,
- Bir de yaratılışın, hilkatin yegane gayesi olması hasebiyle...

...kullukta da diğer yönlerin de olduğu gibi kamil ve zirve insan olduğu görülür...!
FeYeZaN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 15-10-2007, 12:22   #3 (permalink)
FeYeZaN
KüRRe-i Arz
 
FeYeZaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Tevekkeltü Alallah..!
Kayıt: 03.08.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 2.899
İtibar Gücü: 24


Namazlari

NAMAZLARI

İslâm'ın beş şartından birisi, belki en önemlisi olan namaz, belirli fiil ve hususî rukünlerle Allah Teâlâ'ya kulluk etmektir. Namazın zahiri, birtakım hareket ve zikirden ibaret ise de gerçekte, ilmi her şeyi kapsayan Cenâb-ı Hakk'a tazarru ve niyazdan ibarettir. Beş vakit namaz hicretten bir buçuk sene önce miraçta farz kılınmıştır. Âkil ve bâliğ olan her müslümanın yapması gereken farz-ı ayn bir ibadettir. Hz. Peygamber ümmetine öğrettiği namazı herkesten çok edâ etmiş, onu gözünün nuru, gönlünün süruru olarak tavsif etmiştir.
Kaynaklarda, Hz. Peygamber'in pek çok nafile namaz kıldığı, hatta bu sebeple ayaklarının bile şiştiği, bunu sadece Allah'a şükreden bir kul olmak maksadıyla yaptığı nakledilmektedir.
Peygamberimiz, farz namazlarını, ashâbının gözü önünde kılmış, miktar ve hususiyetleri herkes tarafından tesbit edilmiş ve öğrenilmiştir. Ancak ona mahsus olan bazı nafile namazlar herkes tarafından aynı açıklıkla bilinmiyordu. Onun nafile namazları gece kıldıkları, gündüz kıldıkları ve diğer bazı nafile namazlar olmak üzere üç gurupta incelenebilir:
a) Gece Kıldıkları Nafile Namazlar
Hz. Peygamber'in gece ibadetlerine başta hanımları olmak üzere, bazı yakınları ve bir kısım ashâb-ı kiram da şahit olmuştur. Hz. Âişe, onun mutat gecelerinden birini tavsif ederken "... O, gecenin evvelinde uyur, son safhalarında ibadete kalkardı. Seher vakti girince vitir namazını kılar, sonra yatağına gelirdi..." demektedir.
İbn Abbas da Hz. Peygamber'in evinde misafir olarak kaldığı gecede gördüklerini şöylece dile getirir: "Gecenin yarısı yahut biraz öncesi veya sonrası idi. Rasûlullah yataktan kalktı. Ellerini yüzüne sürerek uykusunu dağıttı. Sonra Âl-i İmrân sûresinin son âyetlerini okudu. Asılı duran su matarasından güzel güzel abdest aldı ve namaza başladı. Ben de kalktım. Abdest alarak sağ yanında namaza durdum. O, sağ elini başımın üzerine koyup okşadı. Sonra kulağımı hafifçe burdu. Sonra da, ikişer rekât olmak üzere, on iki rekât namaz kıldı. Sonunda da tek rekât namaz kılıp yattı. Müezzin sabah namazını kıldırması için kendisine durumu bildirince kalktı ve iki kısa rekât namaz kılıp mescide çıktı. Sonra da sabah namazının farzını edâ etti."
Hz. Âişe Rasûlullah'ın ömrünün son senesinde oturarak namaz kılmaya başladığını, kıraatından 30 veya 40 âyet kaldığında ayağa kalkıp okuduğunu ve öylece kıldığını anlatmaktadır.
Secdelerinin ve kıyamlarının uzunluğu göz önünde tutulursa, Hz. Peygamber'in her gece bir saatten fazla ibadet yaptığı söylenebilir.
b) Gündüz Kıldığı Nafileler
Hz. Peygamber gündüz boyunca da birçok nafile namaz kılmaya devam etmiştir. Öğlenin farzından önce dört sonra iki, akşamın farzından sonra iki, yatsının farzından sonra iki rekât namaz kılmıştır. Özellikle, sabahın farzından önce kılınan iki rekât sünnetin yerinin daha büyük olduğu nakledilmektedir. Bu namazlar müekked sünnet denilen hemen hemen hiç ihmal etmeksizin çoğunlukla kıldığı namazlardır. Gayri müekked diye vasıflandırılan namazlar ise bazı kere yaptığı üzere, ikindinin ve yatsının farzından önce kılındığı dört rekât namazlardır.
Mescide girildiğinde kılınan tahiyyatü'l-mescid isimli iki rekâtlık namaz da nafile ibâdetler cümlesindendir. Bu namazların yanında Hz. Peygamber'in, kuşluk namazı diye bir namaz kıldığından da söz edildiği de görülmektedir.
c) Kıldığı Diğer Nafile Namazlar
Yukarda izah edilenlerin dışında Rasûlullah, teravih namazı ve çeşitli vesilelerle başka nafile namazlar da kılmıştır. Meselâ yağmur duası ve namazı zikredilebilir. Güneş tutulduğu zaman da 2 rekâtlık bir namazı cemaatle kılmıştır. Ayrıca ay tutulması sırasında da nafile namaz kılınmıştır.
Yolculuktan döndükten sonra 2 rekât bir namaz kılmak da müstehab sayılmıştır. Rasûlullah'ın böyle bir namazı kıldığı rivayet edilmektedir. Bu nafile namazlar arasında tesbih namazı isimli bir namaz da vardır. Bu arada istihare namazının varlığından söz edilmektedir. Akşamın 2 rekât sünnetinden sonra onu 6'ya tamamlamak hususunda da hadisler vardır. Fakat salâtu evvâbîn (tevbe edenlerin namazı) denen bu namazı ifade eden hadisler zayıftır. Ancak bu gibi fazilet sayılan yerlerde zayıf hadislerle amel edilebilir.
FeYeZaN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 15-10-2007, 12:23   #4 (permalink)
FeYeZaN
KüRRe-i Arz
 
FeYeZaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Tevekkeltü Alallah..!
Kayıt: 03.08.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 2.899
İtibar Gücü: 24


Kur'Ân Okumalari

Kur'ân sadece okunmak için inmemiştir. O, bir hayat kitabıdır. Onu Rasûlullah hayata tatbik etmiştir. Zira Rasûlullah'ın ahlâkı Kur'ân'dı. Kur'ân'ın emrettiğini yapmış, yasakladığından da kaçınmıştır.
Güzel bir sese sahip olan Hz. Peygamber, daima o güzel sesi ile Kur'ân-ı Kerîm'i okumuş ve onun emirlerini ilk önce kendisi tatbik etmiştir. Hz. Peygamber Kur'ân-ı Kerîm'i bir çok usûl dâhilinde okumuş ve öyle okunmasını tavsiye etmiştir. Bunlardan birisi de onu tertîl ile okumaktır. Tertîl, dura dura, anlaya anlaya okumaktır. Nitekim Ümmü Seleme, Hz. Peygamber'in okumasının bu şekilde olduğunu şöylece izah eder: "O'nun kıraati açık, tane tane ve harf harf idi". Bu okuyuş müstehabdır. Hatta Kur'ân'ın manasını anlamayan yabancı kimse bile böyle okumalıdır. Zira bu okuyuş şekli Kur'ân'a daha çok hürmeti icab ettirdiği gibi, hızlı okuyuştan kalbe daha tesirlidir.
Güzel ses ile Kur'ân-ı okumak makbuldür. Nitekim Abdullah b. Muğaffal: "Hz. Peygamber'in devesinin üzerinde el-Feth suresini yumuşak bir kıraatle tercî yaparak okuduğunu duydum" der. Tercî, makamla okuyanların kıraatlarında olduğu gibi, sesi boğazda döndürmektir. Bir çeşit güzel okuyuştur. “Kur'ân'ı sesinizle süsleyiniz”, buyuran Hz. Peygamber, Güzel ses ile Kur'ân-ı okumak makbuldür. Nitekim Abdullah b. Muğaffal: "Hz. Peygamber'in devesinin üzerinde el-Feth suresini yumuşak bir kıraatle tercî yaparak okuduğunu duydum."der. Tercî, makamla okuyanların kıraatlarında olduğu gibi, sesi boğazda döndürmektir. Bir çeşit güzel okuyuştur. Hz. Peygamber "Kur'ân'ı sesinizle süsleyiniz" buyurmuştur.
Diğer bir okuyuş usûlü de, Kur'ân-ı Kerîm'i hüzünle okumak ve öylece dinlemektir. Hz. Peygamber onu hüzünle okumuş ve öylece de dinlemiştir. Abdullah b. Mes'ud der ki: "Hz. Peygamber, bana "Kur'ân oku, dinleyeyim" dedi. Ben de "Nasıl olur? Kur'ân sana iniyor; ben sana nasıl okuyayım?" dedim. O, "Evet" dedi. Ben de "en-Nisâ sûresini" okudum. Ta ki "fekeyfe izâ ci'nâ minkülli ümmetin..." âyetine kadar okudum. O, "yeter" dedi. Bir de ne göreyim, o sırada onun gözlerinden yaşlar akıyordu."
Hz. Peygamber Kur'ân-ı Kerîm'i bazen gizli, bazen de sesli olarak okumuştur. Hz. Âişe, Hz. Peygamber'in Kur'ân-ı Kerîm'i hem gizli, hem de sesli okuduklarından bahseder.
Hz. Peygamber Kur'ân-ı Kerîm'den her gün bir miktar okumuş, hepsini kısa bir müddet içerisinde hatmetme yoluna girmemiştir.
Kur'ân-ı Kerîm okumaktan maksat, sadece terennüm değildir. Nitekim Hz. Peygamber bir hadislerinde: "Seni fenalıktan men ettiği müddetçe Kur'ân'ı oku, eğer kötülükten alıkoymuyorsa Kur'ân okumuş sayılmazsın" buyurmaktadır. Ayrıca, "Kur'ân'ın haram ettiği şeyleri helâl tanıyan, Kur'ân'a iman etmemiştir." hadisleri de, asıl olanın Kur'ân'ı tatbik etmek olduğunu göstermektedir.
FeYeZaN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 15-10-2007, 12:23   #5 (permalink)
FeYeZaN
KüRRe-i Arz
 
FeYeZaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Tevekkeltü Alallah..!
Kayıt: 03.08.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 2.899
İtibar Gücü: 24


OruÇlari

Bilindiği gibi Ramazan-ı Şerifte oruç tutmak, İslâm'ın şartlarından biridir. Ramazan orucu, hicretten bir buçuk sene sonra, Şaban ayının 10. günü farz kılınmıştır. Hz. Peygamber bu tarihten itibaren aralıksız dokuz defa Ramazan orucunu tutmuştur.
Kaynaklarda Hz. Peygamber'in farz oruçla yetinmeyip, daha başka nafile oruçlar da tuttuğu da nakledilmektedir. O, en çok Şaban ayında oruç tutardı. Ekseriyetle Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutmuştur. Ayrıca her ayın 13, 14, 15. günleri de oruç tutmuşlardır. Ayrıca Âşûre günü ve Şevval ayında da oruç tutmayı tavsiye etmişlerdir.
FeYeZaN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 15-10-2007, 12:24   #6 (permalink)
FeYeZaN
KüRRe-i Arz
 
FeYeZaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Tevekkeltü Alallah..!
Kayıt: 03.08.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 2.899
İtibar Gücü: 24


ZekÂt Ve Hacci

Zekât, malî bir ibadet olup, hicretin ikinci senesinde farz kılınmıştır. Zekât, bir malın muayyen bir miktarını (meselâ kırkta birini) bir zaman (meselâ bir sene) sonra, hakkı olacak olan bir kısım müslümanlara Allah rızası için tamamen temlik etmektir.
Bilindiği gibi Hz. Peygamber mal biriktirmemiştir. Bu sebeple kendine zekât farz olacak kadar malı olmamıştır.
Hac, hem bedenî hem de malî bir ibadettir. Hac, Arafat'ta ona mahsus vakitte durmaktan ve usûlü dairesinde Kabe'yi ziyaretten ibarettir. Umre ise senenin her mevsiminde yapılabilir ve Kabe'yi tavafla, Safa ile Merve arasında say etmekten ibarettir.
Hz. Peygamber, hicretten sonra hepsi de Zilkade ayında olmak üzere, dört defa umre, hicretin onuncu yılında olmak üzere bir kere de hac yapmışlardır.
FeYeZaN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 15-10-2007, 12:24   #7 (permalink)
FeYeZaN
KüRRe-i Arz
 
FeYeZaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Tevekkeltü Alallah..!
Kayıt: 03.08.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 2.899
İtibar Gücü: 24


Dualari

Hz. Peygamber'in bizzat okuduğu birçok dua vardır. O, yatarken, kalkarken, bir yere girerken, bir yerden çıkarken, çeşitli zamanlarda, çeşitli haller sebebiyle birçok dua okumuştur. Esasen dua yaparken bunlardan istifade etmek lâzımdır. Ayrıca duaları uyanık bir kalple, üç defa tekrar etmek suretiyle yapmak lâzımdır. Duaya bir zikirle veya salât-ü selâmla başlamak ve öylece bitirmek kabulüne sebeptir.
FeYeZaN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Yolculukta vasıta içinde namaz nasıl kılınır? merveli Dini Konular 0 18-11-2006 20:53
Namaz Vakitleri ve Kutuplarda Namaz @izci@ Dini Konular 2 24-09-2006 21:38
Miraç Kandili, nedir, Peygamberimiz niçin miraca çıkmıştır, en iyi şekilde nasıl @izci@ Dini Konular 10 21-08-2006 07:00
Vasıta üzerinde iken namaz nasıl kılınacak? @izci@ Dini Konular 4 31-07-2006 15:22
Peygamberimiz Hz Muhammed' in Orjinal Mektubu by_^^HİS^^ Dini Konular 0 10-05-2006 18:55





1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847