Bölüm Moderatörü _Ahirim _Evvelim_
Kayıt: 28.10.2006 Mesajlar: 5.701 Rep gücü: 35 | Zina eTmek iSteyen GenÇ...  | |  | | | (sıkılmadan okuyalım .. Önemli... )  Fahri Gün.. Bir anne ya da babasınız. Oğlunuz gelip zina yapmak istediğini söylerse tavrınız ne olur? Hemen öfkelenip gücünüz varsa birkaç tokat aşkedebilir, gücünüzün yettiği ölçüde oğlunuzu dövebilir, şayet gözünüz kesmiyorsa bağırıp çağırabilir(mi)siniz. Öfkenin biri ise bin para. Tabiî burnunuzdan solumak da cabası… Pek güzel iyi de, çocuğunuzu dövmek acaba onun günah kirine batmasını engelleyecek mi? Dövmeniz, öfkelenip, bağırıp, çağırmanız sadra şifa olacak mı? Koskoca bir hayır… Bunu duyduktan sonra, ne yani, izin mi verelim, demeye kalkışmayın. Günahlardan en cezp edici olanların başında “zina” fiili gelir. O yüzden Allah “zina yapmayın!” “zinaya yaklaşmayın” derken “evliliği” emretmiş, zinaya karşı alternatif olarak evliliği göstermiştir. Evliliğin amaçlarından birinin çocuk olduğu muhakkaktır. Lâkin evlilikte “cinsellik” konusu da zinanın yerine evliliğin alternatif olarak gösterilmesi noktasında oldukça önemlidir. Zaten zinanın çekici olması da ilişkinin gayri meşru olmasından, şeytan ve yoldaşlarının yasak ilişkiyi cezp edici olarak göstermesinden kaynaklanmaktadır. Aslında her yasak ilişki bir nokta da Âdem babamızın ve Havva annemizin yasak meyveyi yiyip cennetten çıkarılmalarına benzer bir serüvendir. Her günah eylemiyle Havva ve Âdem’in çocukları da onların benzeri bir eylemi bir ölçüde yaşamak gibidir. Hz. Âdem ve Hz. Havva yasak meyveyle nasıl cennetten çıkarılmışlarsa, onların çocukları da, her günahla biraz daha cennetten uzaklaştırılmaktadırlar. Her haram cennetin kapısını biraz daha kapatıp insanı cehennemin girizgâhına yaklaştırmaktadır. Unutulmasın ki, zina eylemi, kadın ve erkeğin iffetlerinin zedelenmesi anlamına gelir. Zina ile taraflar maddi ve manevi kirlendiği gibi, aile hayatı tahrip olur ve nesiller de zayi olur. Kur’an’ın ifadesiyle “kadın ve erkeğin iffetli olma özellikleri de (Nisa 25)” kaybolur. Şimdi tekrar konumuza irca edersek, çocuğunuzun gelip zina etme konusunda sizden izin istemesi karşısında celallenip, onun üzerine yürümek pek bir anlam ifade etmiyor. Bu daha çok kolaycı bir tavır ve yaklaşım. Çözüm, hem de ideal çözüm çocuğunuzu bu günahın zararlarına kaşı ikna etmekten geçiyor. Tıpkı Hz. Peygamberin uygulamalarında olduğu gibi… Nitekim Hz. Peygamber’in şu uygulaması bu açıdan oldukça önemli… Hz. Peygamber (s.a.s) sahabeyle birlikte otururken Kureyş’ten bir genç gelir ve “Ey Allah’ın Elçisi, (şehvetime hâkim olamıyorum) zina etmek için bana izin ver.” der. Bunun üzerine orada bulunan sahabelerin yüz hatları değişir, öfkelenip gencin üzerine yürümek ve ona gereken cezayı vermek isterler. “Ey Allah’ın Elçisi, bırak da şuna haddini bildirelim” derler. Hz. Peygamber gencin üzerine yürümek isteyenlere engel olur ve o genci yanına çağırır. Ne bir öfke, ne de bir kızgınlık alâmeti vardır Allah Resulünün mübarek simalarında. Genç karşısına gelince oturmasını söyler. Rivayete göre sağ elini de onun sol omzuna koyar ve onunla sohbet etmeye başlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçer: *Annenin zina etmesini ister misin? *Hayır, yâ Rasûlallah. *Zaten hiç kimse annesinin zina etmesini istemez. Peki, kızının bir başkasıyla zina etmesini ister misin? *Hayır, rıza göstermem yâ Rasûlallah. Daha sonra Hazreti Peygamber zina etmek isteyen gence aynı minvalde hala ve teyzesinin zina etmesinin hoşuna gidip gitmeyeceğini sorar. Aynı cevabı veren genç, artık hatasını iyice kavrar. Resulü Ekrem mübarek eli gencin omzunda olduğu hâlde: Allah’ım, bu gencin günahlarını bağışla, kalbini temizle ve iffetini koru” şeklinde dua eder ve ondan empati yapmasını yani kendisini başkalarının yerine koyarak düşünmesini ister. Ravinin aktardığına göre bu genç, ikna olur, evine gider ve hayatı boyunca tertemiz bir yaşam sürer. (Ahmed b. Hanbel, V, 257.) Böylece Hz. Peygamber eğitim öğretim yöntemlerinden ikna metodunu kullanarak en doğru çözümü uygulamıştır. Şayet o gencin üzerine yürünseydi, bağırılıp çağırılsaydı, hatta dövülseydi, o genç yapacağı kötülüğün mahiyetini, çirkinliğini öğrenemeyecek ve ikna olmayacaktı. İşlemek istediği haram eylemin bu denli çirkin bir iş olduğunu fark edemeyecekti. Ancak Rahmet Peygamberi, gencin haram olan isteği; onun kötü arzusundan kaynaklandığını düşünerek ona müsamahayla yaklaşıp, yapacağı davranışın yanlışlığını ve kötülüğünü çeşitli sorularla anlatarak ona fark ettirmiş ve böylelikle ona en güzel dersi vermiştir. Bugün anne ve babalara düşen görev de budur. Diğer taraftan çocuklarımızın Kur’an’ın ifadesiyle bir imtihan vesilesi olduklarını bir an bile aklımızdan çıkarmayıp, ciğerparelerimizin yanlış davranışlarına sabır ve sükûnetle yaklaşmalıyız. Bu nokta da Hz. Peygamber’in gençleri asla mahcup etmediği, bazı hatalarına göz yumduğu, hatalarını onların yüzüne vurmadığı da bilinen hakikatlerdendir. Söz gelimi, bir gün huzuruna yüzüne zaferan/safran sürmüş bir genç gelir. Bir süre yanında oturup sonra da gider. Resûlüllah o genci mahcup etmemek için, o genç yanında iken bir şey söylememiş, gittikten sonra onu sonradan çağırtarak, yüzünü yıkamasını istemiştir.(Ebu Davud, Edeb,6.) Kısacası, Peygamberimiz muhataplarına karşı davranışlarına son derece önem verir ve özellikle de gençlere karşı alabildiğine müsamahalı, nazik ve kibar davranırdı. Bizim payımıza düşen de Peygamberi öğretiyi model almak onun eğitim ve öğretim prensiplerini, davranış modelini uygulamaktır… | |  | |  | |