Rüya ile amel edilir mi? - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » Hayatın İçinden » Dini Konular » Rüya ile amel edilir mi?

Dini Konular İnanca dair herşey bu forumda konuşuluyor.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 12-08-2007, 19:41
KüRRe-i Arz
 
FeYeZaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Tevekkeltü Alallah..!
 
Kayıt: 03.08.2007
Yaş: 23
Mesajlar: 2.889
Rep gücü: 19
Rep derecesi: FeYeZaN Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımFeYeZaN Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımFeYeZaN Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımFeYeZaN Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımFeYeZaN Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımFeYeZaN Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımFeYeZaN Bir Hareketlilik Söz Konusu Sanırım

Rüya ile amel edilir mi?

 
Rüya ile amel edilir mi?

RÜYA hepimizin bildiği bir gerçek. Her gün görüyoruz, yaşıyoruz ve biliyoruz. Nasıl uyanık haldeyken zihnimizden birtakım hayal ve hatıralar geçiyorsa, uykuya dalınca da rüya olayı devreye giriyor.
Rüya bir görme işi. Kafa gözüyle değil, ruhumuzun göze ihtiyaç duymadan gördükleri, duydukları, hissettikleri... Rüya, görünen âlem sınırları içinde gayb âlemine açılan bir pencere, bir temâşa, bir seyir ânı.
Meselenin aslına bakılacak olursa, rüya Kur’ân’ın sahip çıktığı bir şuur olayıdır. Kur’ân’da yedi yerde ‘rü’yâ’ kelimesine yer veriliyor ve âyetlerin içinden rüyanın anlamı ve tanımı çıkıyor.
“Allah, Resûlünün gördüğü rüyayı hak ile tasdik etti” (Fetih, 48:27) ifadesiyle, “Sen rüyanda emrolunana uydun” (Sâffât, 37:105) cümlesinde ‘sâdık-doğru rüya’ anlatılıyor ve asıl rüyanın bu ‘rüya’ olduğu belirtiliyor. Sâdık rüyanın da “Eğer rüya tabirini biliyorsanız, benim bu rüyamı tabir edin” (Yûsuf, 12:43) âyetiyle tabire değer, tabir edilebilen bir rüya olduğu bildiriliyor.
Sâdık rüyayı görünce kime anlatılacağı noktasında da, Yakub aleyhisselâmın oğlu Yûsuf aleyhisselâma tenbih ettiği, “Rüyanı sakın kardeşlerine anlatma yavrum, yoksa sana bir tuzak kurarlar” (Yûsuf, 12:5) ölçüsüne bakılarak rüyanın dost kimselere anlatılmasının gereğine işaret ediliyor.
Zaten, Efendimiz(a.s.m.) de, “Biriniz sevdiği bir rüyayı görürse, onu sevdiği birisinden başkasına anlatmasın” (Müslim, Rü’ya: 5) ve “Rüya yorumlanmadıkça bir kuşun ayağı üzerindedir. Yorumlanınca çıkar. Rüyayı gören onu sevdiği kimseden, bilgi ve dirayet sahibi olandan başkasına anlatmasın” (İbn Mâce, Tabirü’r-rü’yâ: 7) buyurarak rüyayı gördükten sonra kime anlatılacağını bildirmiş oluyor.
Kur’ân’da ifade edilen ‘edğâsu ahlâm’ (Yûsuf, 12:44) şeklinde bir çeşit rüya daha vardır ki, bunlar asıl itibarıyla rüya değil, karmakarışık görüntülerdir, tabir ve tevil etmeye bile gerek yoktur. Sâffât sûresinde geçen ‘rü’yâ’ ise, İbrahim aleyhisselâmın oğlu İsmail aleyhisselâmı kurban etmek için Allah’tan aldığı emre uymasıdır.
Kur’ân’ın açık biçimde öğrettiği üzere, uykuda görünen, duyulan ve yaşananlar üç türlüdür. Hadisin anlattığı da aynı: birisi Allah’tan bir müjde olan meleklerin telkin ettiği sâdık rüya, diğeri uyanıkken hayalde kalan şeylerin uyuyunca karmakarışık ve anlamsız bir şekilde görünmesi, üçüncüsü de şeytanın uykuda iken insanın kalbine attığı korkular.
Üzerinde durulan, dikkate ve ciddiye alınan, tabire ve tevile değer görülen rüya, sâdık rüyalardır. Bunun dışında kalanlar rüyalar ‘rüya’ tasnifine bile girmemektedir.
Ruh, insanın özünde bulunan ilâhî bir latife olduğu için, dünya ile ilgimiz kesilir kesilmez gayb âlemiyle bir bağlantı kurar, oradan bir pencere açar, o pencereden meydana gelen hadiselere bakar. Levh-i Mahfuzun bir cilvesi ve kader mektubunun bir numunesi türünden birine rastlar, birtakım hakikî vak’aları görür. İşte sâdık rüyalar bu kısımdandır.
Sâdık rüyaların bir kısmı göründüğü gibi çıkar, bir kısmı ince bir perdeye bürünmüş olarak belirir, bazıları da çok kalın bir perdeye sarılır. Sâdık rüyaların en mükemmelini Peygamberimiz özellikle vahyin ilk aylarında görmüş ve gördüğü gibi çıkmış, bu rüyalar için hiçbir biçimde tevile ihtiyaç duyulmamıştır.
Sâdık rüyalar hadisin ifadesiyle bir müjde, mü’min ruhlara bir ferah ve sevinç kaynağı, ayrıca nübüvvet nurundan kalan bir parçadır. Hadisler bu konuya şu açıklığı getirirler:
“Ey insanlar! Peygamberliğin belirtilerinden yalnız güzel rüya kaldı.” (İbn Mâce, Tabirü’r-rü’yâ: 1)
Ubade bin Samit, Resûlullah’a, “Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır” (Yunus, 64) âyetindeki ‘müjde’yi sorunca Resûlullah(a.s.m.) âyeti şöyle tefsir eder:
”O güzel rüyadır. Onu Müslüman kişi görür veya onun için görülür.” (İbn Mâce, Tabirü’r-rü’yâ: 1)
“Salih rüya Allah’tandır. Biriniz sevdiği bir rüyayı görürse onu sevdiği bir kimseden başkasına anlatmasın.” (Müslim, Rü’yâ: 5)
“Salih bir kişi (veya salih bir kadın) tarafından görülen güzel rüya nübüvvetin kırkaltı parçasından bir parçadır” (Tecrid-i Sarih Tercemesi, 12:272).
Efendimizin peygamberlik süresi 23 sene olmuş, vahyin ilk altı ayı sâdık rüyalar şeklinde geldiği için sâdık rüyalar peygamberliğin nurundan bir parça sayılmıştır.
En sâdık rüyaların seher vaktinde görülen rüyalar olduğunu (Tirmizi, Rü’yâ: 3) bildiren Efendimiz, hadis kitaplarında bildirildiğine göre, her sabah namazından sonra sahabileriyle sohbet ederlerken “Bu gece içinizden rüya gören var mı?” diye sorarlar, çoğu zamanlar da kendileri görmüş oldukları rüyaları anlatır ve tabir ederlerdi.
Başta Hz. Yûsuf ve Hz. İbrahim olmak üzere peygamberlerin gördüğü rüyalar bir vahiy ikliminde gerçekleşmiştir. Yûsuf aleyhisselâm küçüklüğünde gördüğü ve Yûsuf sûresinde anlatılan rüyayı kastederek sûrenin sonunda babası Yâkub’a, “İşte baba, evvelce gördüğüm rüyanın tabiri budur” demesi, bu sırdandır. Bu sûreden anlaşılacağı üzere, büyük bir peygamberin hayat seyri bir rüyanın açılımı biçimindedir.
Efendimizin hayatında sâdık rüya çok yer tutmuş, savaşlardan önce görmüş oldukları rüyalar savaşın seyrini önceden işaret etmiştir.
Söz buraya gelmişken, konuyu ele almamıza vesile olan rüyalarla amel etme, rüyaların dinî hükümlere esas teşkil edip etmemesi meselesine paragraf açalım.
Bu meselenin ölçüsünü bize hem Kur’ân veriyor, hem de Efendimizin bizzat kendi uygulamaları öğretiyor. Hz. Yûsuf’un rüyasını hatırlayacak olursak, Hz Yûsuf babasına anlattığı rüyasında onbir yıldızın, ayın ve güneşin kendisine secde ettiğini görmüştür. Babası da rüyayı kardeşlerine anlatmamasını, aksi halde onların kendisine zarar vereceklerini hatırlatır. Yûsuf aleyhisselâm rüyada gördüklerinin başına geleceğini bildiği halde kadere teslim olmuş, sabırla karşılamıştır. Rüyadan sonra kuyuya atılmış, köle olarak satılmış, iftiraya uğramış, zindana konmuş. Bütün bunları rüyanın işaretiyle, rüya tabiri konusunda ilâhî bir mevhibeye ulaşmasıyla ve asıl olarak nübüvvet gözüyle bildiği halde herşeye büyük bir teslimiyetle boyun eğmiştir.
Peygamberimiz Uhud savaşına çıkmadan ve henüz savaşın nasıl ve nerede yapılacağı hususunda bir karar vermeden önce bir rüya görürler ve rüyalarını kendileri bizzat anlatır ve yorumlarlar. Mesele hakkında çok önemli bir ölçü olması bakımından hadisi arzetmek gerekiyor:
“Ben vallahi bir rüya gördüm, hayra yordum. Kendimi sağlam bir zırh içinde gördüm. Kılıcım Zülfikar’ın ağzında bir gedik açıldığını gördüm. Boğazlanmış bir sığır gördüm. Arkasından da bir koç gördüm.”
Rüyasını bu şekilde anlatan Efendimiz, tabiri de yine kendileri yaparlar:
“Sağlam zırh giymek, Medine’de kalmaya işarettir, orada kalınız. Kılıcımın ağzından bir gedik açıldığını görmem, bir zarara uğrayacağıma işarettir. Boğazlanmış sığır, sahabilerimin şehid olacağına işarettir. Arkasından bir koç görmem ise, askerî bir birliğe işarettir ki, inşaallah onları Allah öldürecektir.” (A. Köksal. Hz. Muhammed ve İslâmiyet, 3:62-63.)
Bu gayet açık ve net olarak gördüğü rüyaya rağmen Resûlullah Efendimiz rüyada gördüklerine göre amel etmemiş, konuyu sahabilerinin istişaresine getirmiş ve kendi fikirlerinin aksine olduğu halde çıkan kararı uygulamıştır, rüyada gördüklerini de teslimiyetle karşılamıştır.
Rüyanın bir müjde ve beşaret olduğunu bildiren hadisler asıl olarak rüyanın mü’minin hayatındaki yerini tesbit ediyor. Bunun için, bir mü’min gördüğü bir rüya sonucu hayatına çekidüzen verebilir, ibadet ve takvasını geliştirebilir.
Bir seferinde Abdullah bin Ömer rüyasında iki melek görür ve melekler kendisine, “Namazı da çok kılsan, ne iyi adamsın sen” derler. Bu rüyayı Hz. Abdullah, kızkardeşi ve Efendimizin hanımı Hz. Hafsa’ya anlatır, Hz. Hafsa da Peygamberimize arzeder. Peygamberimiz de “Çokça gece namazı kılsa, Abdullah gerçekten salih bir kuldur” buyururlar. Hz. Abdullah’ın talebesi ve bir hadis deryası olan Hz. Nâfi der ki: “Bundan böyle Abdullah gece namazlarını artırdı.”
Sahabilerin hayatında bu tarzda uygulamayı görüyoruz.
Bir zât Hz. Ömer’e gelir, rüyasında ay ile güneşin birbiriyle savaştıklarını görür. Hz. Ömer, “Sen hangisiyle beraberdin?” diye sorar. Adam, “Ay ile” diye cevap verir. Hz. Ömer, “Sen mahvedilmiş âyetle (ışığı kendinden olmayan bir gökcismi ile) beraberdin; asla bir iş üstlenemezsin” der ve rüyayı gören adamın karakter yapısını dile getirir.
Bu hadisi ve rivayeti nakleden İslâm hukuku usulcüsü eş-Şâtibî şu bağlayıcı açıklamayı getirir:
“Bu çeşit rüyalarla amel edilebilmesi için aranan şartlar üzerinde durmak gerekir. Sadece rüya ile değil, keşif ve ilham gibi yolların dikkate alınıp onlarla amel edilebilmesi için mutlak surette dinî bir hükme veya şer’î bir kaideye ters düşmemesi gerekir. Çünkü dinî bir kaide ve hükmü ihlal eden birşey haddizatında hak olan birşey değildir. O ya hayaldir, ya vehimdir veya şeytanın bir telkinidir. Bunlar bazen içlerinde bir hak unsuru taşıyabilir, bazen de haktan hiçbir şey taşımayabilir.
“Bu durumda bunların dikkate alınması doğru değildir. Çünkü dinen sabit olan birşeye ters düşmektedir. Şöyle ki: Hz Peygamberin getirmiş olduğu dinî hükümler geneldir, özel değildir. Onun esasları bozulamaz. Durum böyle olunca, dinin belirlediği esaslara ters düşen herşey sakat ve bâtıldır.
“Bu konuya verilecek misallerden biri de İbn Rüşd’e sorulan bir sorudur. Bir hâkim, kendisine gelen bir davada adaletiyle bilinen iki şahidin şahitlikte bulunmasından sonra rüyasında Hz. Peygamberin kendisine, ‘Bu şahitlikte hüküm verme, çünkü o bâtıldır’ dediğini görür.
“Bu durumda ne yapacaktır? İşte böyle bir rüya dinî kaidelerden birisiyle (yani âdil şahidin şehadeti prensibine) ters düşmekte ve dinî bir hükmü ihlal etmektedir.”
(Ebû İshak eş-Şâtibî, el-Muvafakat, müt: Doç. Dr. Mehmed Erdoğan, 2:264-268)
Bediüzzaman Said Nursî de, “Hayâlâtlara karşı kapısı açık olan rüyaları tahkiki bir surette mevzubahis etmek, tahkik mesleğine tam uygun gelmez” demekte, bir başka ifadesinde ise “Rüya dahi, hayır iken bazı aks-i hakikatle göründüğü için şer telâkki edilir, ye’se düşürür, kuvve-i maneviyeyi kırar, sû-i zan verir. Çok rüyalar var ki, sûretleri dehşetli, zararlı, mülevves iken, tabiri ve mânâsı güzel oluyor” tesbitinde bulunmaktadır. (bkz. RNK, s 511) Bu arada Bediüzzaman “Uykunuzu bir dinlenme vasıtası kıldık” (Nebe’, 78:9) mealindeki âyete “Rüyada ve nevmde (uykuda) perdeli olarak ehemmiyetli hakikatler var olduğunu gösterir” (RNK, s. 511) şeklinde bir açıklama getirir ki, rüyadaki hakikatlerin yoruma, tabire ve tevile müsait olduğunu ifade eder. Cenâb-ı Hakkın, keşfiyatta ve rüya-yı sâdıkada bir kısım gaybî hakikatleri ihsas ettiğini bildiren Bediüzzaman, “O hakikatlerin hususî suretleri vukuundan sonra bilinir” der. (RNK, s. 1653) Sâdık rüyaların hiçbir şekilde ‘delil ve hüccet’ olamayacağına da işaret ederken, rüyaların hadiste bildirildiği üzere birer müjde mahiyetini taşıdığını dile getirir (RNK, s. 2063).

Rüyaların dinde, Kur’ân’da ve sünnette, özellikle tasavvufta yeri vardır ve önemlidir, ama dinî bir hüküm içermez, dinî bir meseleyi hükme bağlamaz ve bu mânâda onunla amel de edilmez.

Konu FeYeZaN tarafından (12-08-2007 Saat 19:58 ) değiştirilmiştir..
FeYeZaN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink) Alt 12-08-2007, 19:51
KüRRe-i Arz
 
FeYeZaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Tevekkeltü Alallah..!
 
Kayıt: 03.08.2007
Yaş: 23
Mesajlar: 2.889
Rep gücü: 19
Rep derecesi: FeYeZaN Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımFeYeZaN Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımFeYeZaN Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımFeYeZaN Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımFeYeZaN Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımFeYeZaN Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımFeYeZaN Bir Hareketlilik Söz Konusu Sanırım

 
İnsanın mükellefiyetlerini ifa edeceği saha “yakaza” dediğimiz uyanıklık hâlinin devam ettiği zaman ve mekânla kayıtlıdır. Yani uyku ve baygınlık hâli gibi durumlar, mükellefiyet dışı bırakılmışlardır. Bu itibarla da, bunların, ne emredici ne de emir alıcı olarak hükümlere esas sayılabilecek yanları yoktur. Bu cümleden olarak bir insan, rüyasında kelime-i küfür söylese dinden çıkmaz ve baygınlık hâlinde, dinin bütün mükellefiyetlerinden muaf tutulur. Mes’eleye bu zaviyeden baktığımızda; ister müsbet, ister menfî manâda, rüyalarla gelen müjde veya ikazların objektif bir değer ifade ettikleri söylenemez. Bu yönüyle de onların bağlayıcı birer delil veya bürhan kabul edilmeleri mümkün değildir. Ancak, şer-i şerife muvafık ve mülayim olan mes’elelerde rüyaların o rüyayı görene özel bir mesaj ifade etmesi -tabiî Kitap ve Sünnet’le çatışmaması bir ön şarttır- söz konusu olabilir. Aksi haldeki rüyaların, hiçbir kıymet-i zâtiyeleri yoktur.

Diyelim ki, üzerine hac farz olan bir insan, bütün şartlar mevcut iken, sırf gördüğü bir rüyayı, hacca gitmemesi gerektiğine bir işaret şeklinde yorumlayarak, bu vecibeyi îfâdan vazgeçmesi kesinlikle doğru değildir ve onun gördüğü bu rüya, onun için asla şer’î bir mesnet ve menat sayılmaz. Çünkü haccın farziyeti Kitap ve Sünnet’le tesbit edilmiştir.. ve durumu bu şartlara uygun herkes mutlaka hac farizasını yerine getirme mecburiyetindedir. Ayrıca bu konuda mazeret kabul edilebilecek hususlar da, yine Kur’ân ve Sünnet’in bir uzantısı sayılan fıkıh kitaplarında tesbit edilmiştir. Bir insan bir değil yüz defa, bunun aksine rüya görse, yine fıkıh kitaplarında tesbit edilen hükümler doğrultusunda amel etmek mecburiyetindedir.

Hele rüyaları başkalarını ilzam etmede kullanmak çok büyük bir hata ve açıkça dinin nasslarıyla savaş demektir. Bununla beraber, rüyaların mübah mes’elelerde, rüyayı görene münhasır kalmak şartıyla, yönlendirici bir fonksiyonunun olduğu da her zaman kabul edilebilir. Yine de bunun, Kur’ân ve Sünnet’te içtihad edilerek çıkarılmış bir hüküm ölçüsünde ağırlığının olduğu söylenemez. Ben şahsen rüyalarla amel hususunda söylediğim bu kanaate, melekût âlemiyle irtibata geçirici diğer yolları da katmak isterim.

Meselâ; bir insan, temessülen Efendimiz’le görüşebilir. Farz-ı muhal, bu görüşme esnasında Efendimiz’den ona söylenenler eğer şer’î ölçülere muhâlif ise, -bunu farz-ı muhâl çerçevesinde dahi olsa ürpererek söylüyorum- o insan kesinlikle şer’î ölçülere ters düşen o ifadeleri tatbik edemez ve Efendimiz’le görüşmesini kendisi için delil ve hüccet sayamaz. Efendimiz misalini bilhassa arz ediyorum ki, diğerleri için de bir ölçü olabilsin. Yani insan temessül etmiş şekilleriyle nebileri de görse, velileri de görse hüküm değişmez. Söylenenler şer’î ölçülere tatbik edilir ve davranışlar ona göre ayarlanır. Diğer taraftan melekût âlemiyle irtibatını cinler vasıtasıyla da temin edenler vardır. Şunu kesin ve net bir dille ifade edeyim ki; bu yol, hiç mi hiç yol değildir. Zira, cinler insanlara kıyasla, istidât ve kabiliyet bakımından çok daha düşük varlıklardır. Bunların söylediklerinin her zaman yüzde doksan dokuzunun yalan olma ihtimali söz konusudur. Bu sebeple de onlara dayandırılarak alınacak kararlar da yüzde doksan dokuz nisbetinde hep yanlış demektir.
FeYeZaN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Artık Rüya Kurmaktan Vazgeçip, Rüya OLmayı BekLersin.. BurcuUu_ Paylaşmak İstedikleriniz 9 09-01-2008 16:08
Hayırlı Amel dElikAnLı_38 Dini Konular 3 12-06-2007 22:46
Obez değil amel-i manda Haberci Son Dakika Haberleri 0 19-11-2006 04:00
İMAN İLE AMEL ARASINDAKİ MÜNASEBET @izci@ Dini Konular 0 14-08-2006 09:32
İLİMSİZ AMEL EDENİN SONU @izci@ Dini Konular 0 28-04-2006 14:09


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:39 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784