HIZLI ARAMA
| Dini Konular İnanca dair herşey bu forumda konuşuluyor. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | İbrahim Suresi 42-43. Ayet Meali - BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM - “Sakın Allah'ı o zalimlerin işlediklerinden habersiz sanma! Onları ancak gözlerin dehşetle yerinden fırlayacağı bir güne erteliyor.” “Hepsi de başlarını dikerek koşacaklar, gözleri kendilerine bile dönüp bakmayacak. Kalpleri ise bomboş olacaktır.” Ayetin Tefsiri: "Sakın Allah'ı o zalimlerin işlediklerinden habersiz sanma" Bu buyruk, -müşriklerin yaptıkları işlerin ve Hz. İbrahim'in dinine muhalefet etmelerinin hayret edilecek bir şey olduğunu belirttikten sonra- Peygamber (sav)e bir tesellidir, Yani İbrahim'in sabrettiği gibi sen de sabret ve müşriklere şunu bildir ki; Azaplarının ertelenmesi, yaptıkları işlere razı olunduğundan dolayı değildir, aksine isyankârlara bir süre mühlet vermek Allah'ın bir sünnetidir. Meymûn b. Mitırân der ki: Bu buyruk zalime bir tehdit, mazluma da bir tesellidir. "Onları ancak gözlerin dehşetle yerinden fırlayacağı bir güne erteliyor." Yani Mekke müşriklerine mühlet vermekte ve azaplarını ertelemektedir. Genel olarak kıraat; " Onları... erteliyor" şeklinde "ya" harfi iledir. Ebu Ubeyd ve Ebu Hatim de bunu tercih etmiştir. Çünkü bundan önce: "Sakın Allah'ı ... sanma" diye buyurulmaktadır. el-Hasen ve es-Sülemî aynı zamanda Ebu Amr'dan rivayete göre- ta'zim "nun"u ile (onları erteliyoruz, anlamında) okudukları da rivayet edilmiştir. "Gözlerin dehşetle yerinden fırlayacağı bir güne" yani o günde göreceklerinin dehşetinden dolayı gözlerin kapa nama ya cağı bir güne... Bu açık-İamayı el-Ferrâ yapmıştır. "Adam gözlerini dehşetle açtı" denildiği gibi; "Gözün kendisi dehşetle açıldı" da denilir. Bu da gördüğünün dehşetinden dolayı dışarı doğru yukarı bakarcasına fırladı, demektir İbn Abbas der ki: O gün insanların gözleri aşın hayret ve şaşkınlıktan dolayı havaya (boşluğa) doğru bakacaklar ve keskin bir bakış ile bakamayacaklardır. "Hepsi de başlarını dikerek" hızlıca "koşacaklar." Bu açıklamayı el-Ha-sen, Katâde ve Saîd b. Cübeyr yapmışlardır. Bu kelime hızlıca koştu, koşar, koşmak anlamındaki;dan alınmıştır. Yüce Allah'ın: "Davet-çiye hızlıca koşarak" (el-Kamer, 54/8) buyruğunda da aynı kökten gelen kelime kullanılmıştır. Şair de der ki: "Dicle'dedir onların evi ve ben Dicle'de onların Semâ'a doğru hızlıca koştuklarını görüyorum." ın; zillet ve huşu' içerisinde bakan kimse, demek olduğu da söylenmiştir. Yani onlar gözlerini kırpmaksızın bakarlar demek olur. Bu açıklamayı da İbn Abbas yapmıştır. Mücahid ve ed-Dahhak ta derler ki: " Sürekli bakarak, bakışlarını uzatarak... anlamındadır. en-Nehhas da der ki: Sözlükte bilinen, hızlıca koşmayı anlatmak üzere; şeklinin kullanılmasıdır. Ebu Ubeyd de der ki: Her iki şeklin de sürekli bakmakla birlikte, hızlıca koşmak anlamına gelme ihtimali de vardır. İbn Zeyd ise bu kelime başını kaldırmayan kimse hakkında kullanılır, demektedir. "Hepsi de başlarını dikerek" yani zillet içerisinde bakarak ve başlarını yukarı doğru, dikip kaldırmış olarak, demektir. Çünkü "Başın yukarı doğru kaldırılması" demektir. Bu açıklamayı İbn Abbas ve Mücahid yapmışlardır. İbn Arafe, el-Kutebî ve bagkalan da derler ki: "Başını diken kimse, başını kaldırıp gözleri ile de önüne doğru bakan kimse" demektir. Nitekim namazda ikna' da bu anlamdadır. Sesin iknâ'ı da yükseltilmesi demektir. el-Hasen der ki: O gün insanların yüzleri semaya doğru bakacak, kimse kimseye bakmayacaktır. Bunun, başlarını önlerine eğmişler olarak... anlamında olduğu da söylenmiştir. el-Mehdevî der ki: Bu tabir hem başını kaldırması halinde, hem de zillet ve boyun eğme şeklinde başını önüne eğmesi halinde kullanılır. Âyet-i kerîmenin her iki anlama gelme ihtimali de vardır. Bu açıklamayı el-Müberred de yapmıştır. Ancak birinci görüş dilde daha çok bilinen bîr husustur. Şair recez vezninde şöyle demiştir: "Başım bana doğru eğdi ve kaldırdı, Sanki bir şey gördü de umutlandı." eş-Şemmâh da develeri vasfederken şöyle demektedir: "Dikenli iri ağaçlara yukarı doğru kaldırdıkları başlarıyla hızlıca koşuyorlar, Dişleri ise çift yönü de kesen keskin baltalar gibidir." Şair burada bu dikenli ağaçlan yemek için başlarını kaldırdıklarını kastetmektedir. Kadının başından aşağı yüzüne sarkıttığı peçesine de yukarıda bulunduğu için "mikna'a" denilmesi de buradan gelmektedir. Kişinin razı olması halini anlatmak üzere kullanılan "kani oldu" ifadesi de buradan gelmekte olup, artık soru sormaktan yana başını kaldırdı (soru sormaz oldu), demektir. Yine soru sorma halinde de bu fiil kullanılır. Yani böylelikle ikna" olduğu bir dereceye varmış demek olur. Bu açıklamalar en-Nehhâs'dan gelmiştir. "Mukna' ağız" ise dişleri içe doğru ağız demektir. Mukanna' adam, başında miğfer butunan adam demektir. Bu açıklamayı da el-Cevherî yapmıştır. "Gözleri kendilerine bile dönüp bakmayacak." Yani gözleri yukarı doğru fırladığı için kendilerine dönüp bakamayacaktır. Göz kapaklarını kapatamayacaklardır. "Adam gözlerini kapattı, kapatır" denilir. O bakımdan bakmaya da; denilmesi buradan dolayıdır. Çünkü bakmak onunla gerçekleşir. Göz anlamına da gelir. Şair Antere de der ki: "Komşum bana görünecek olursa, hemen gözümü kapatırım, Tâ ki komşum barınağının içinde saklamncaya (evine girinceye) kadar." Şair Cemil de şöyle demiştir: "Ve ben Cuml'ün önünde gözümü kaldırıp bakmıyorum, Cuml'e saygımdan, hem de kaldırıp bakmadığım gözüme saygımdan ötürü." "Kalpleri ise bomboş olacaktır." Yani aşın korkudan dolayı hiçbir fayda sağlamayacaktır. İbn Abbas der ki: Kalplerinde hiçbir hayır bulunmayacaktır. es-Süddî der ki: Kalpleri göğüslerinden dışarıya çıkmış olacak ve gırtlaklarına sıkışıp kalacaktır. Mücahid, Murre ve İbn Zeyd de der ki: Kalpleri boş, yıkık, paramparça, hiçbir hayır ve hiçbir idrâk olmayacaktır. Bu da içinde hiçbir şey bulunmayan bir ev hakkında: O ancak bomboştur, demeye benzer. İbn Abbas da böyle bir açıklamada bulunmuştur. Sözlükte; "İçi boşaltılmış ve boş" demektir. Hassan'tn şu beyiti de bu kabildendir: "Benden yana Ebu Süfyan'a şunu bildir: Sen yüreksiz mi yüreksiz, İçinde kalbi bulunmayan korkağın tekisin." Züheyr de başı küçük bir dişi deveyi nitelendirirken şöyle demektedir: "Onun üzerindeki adara adeta göğüs kafesi bomboş küçük başlı Bir erkek devekuşu üzerindeymiş gibi." Kur'ân-ı Kerîm'de de "Musa'nın annesi kalbi bomboş sabahı etti" (el-Kasas, 28/10.) diye buyurulmaktadır. Musa hakkındaki düşüncesi dışında kalbinde hiçbir şey yoktu, demektir. Buradaki buyrukta mukadder bir kelimenin de olduğu söylenmiş olup "kalpleri bomboş ve içinde hiçbir şey bulunmayan kalpler" anlamında olduğu bildirilmiştir |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| 20 Dakika Bekleyin... | CaN'da CaN | Beslenme ve Diyet | 0 | 07-10-2007 16:05 |
| bekleyin beni | AzeL | İtiraf Ediyorum | 5 | 03-09-2007 14:17 |
| Sürpriz bekleyin | @izci@ | Fenerbahçe | 0 | 20-03-2007 09:26 |
| Vicdan azabı çekince arkadaşlarını ele verdi | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 06-12-2006 16:20 |
| Müjdeyi bekleyin | @izci@ | Galatasaray | 0 | 06-11-2006 10:57 |