Depremin İlâhî Yönü - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » Hayatın İçinden » Dini Konular » Depremin İlâhî Yönü

Dini Konular İnanca dair herşey bu forumda konuşuluyor.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 21-01-2007, 13:59
Kendini aşan 2de1'ci
 
@izci@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.887
Rep gücü: 46
Rep derecesi: @izci@ Daha Yolun Başında

Arrow Depremin İlâhî Yönü

 
Depremler ve diğer doğal afetler her ne kadar tipik tabiat hadiseleri iseler de, kuşkusuz onların bir de ilâhî yönü mevcuttur. Hadiseyi sadece tabiat olayı olarak görmek ve Allah Teala'nın iradesini devre dışı bırakmak yanlış ve tek taraflı bir değerlendirmedir. Depremler, yüce yaratıcının emri, iradesi ve kudretiyle oluştuğu için olayın hem ilâhî irade ile ilgili yönüne, hem de maddi yönüne bakmak durumundayız. Bu kısa açıklamadan sonra depremle ilgili olarak kader ve tevekkül ilişkisine kısaca değineceğiz.
1- Deprem, Kader ve Kaza
Bazı insanlar herhangi bir felâkete uğradıklarında, bunu kendilerine has bir takım yorumlarla açıklamaya çalışarak işi alın yazısına bağlarlar, bu noktada insanın kusurlarının, iradesini yanlış yolda kullanmasının etkisini dikkate almazlar, kolaycı yolu seçerler. Bir kısım insanlar da tamamen materyalist bir anlayış içinde, ortaya çıkan hadiseleri ilâhî boyutu olmayan birer tabiat olayı olarak görürler. Her iki yaklaşım da doğru değildir. Konuya açıklık getirmek için kader ve kazanın ne olduğu üzerinde biraz durmak gerekmektedir.
Kader, sonsuz ilim sahibi, kendisi için geçmiş, hal ve gelecek diye zaman dilimleri bahis konusu olmayan Allah'ın, mikro âlemden makro âleme, zerrelerden sistemlere ve gelecekteki bütün hayatıyla insana kadar en küçükten en büyüğe tüm kâinatı ezeli ilmiyle plânlayıp programlaması ve bunları, ilmî plândan alıp varlık âleminde göstermesi için, levh-i mahfuz'da tespit ve tayin etmesidir. Kaza ise, Allah'ın, kaderde tespit ve tayin edilen bu şeyleri, zamanı gelince varlık âlemine çıkarması ve hükmün uygulamaya konulmasıdır.
Kader ve kazaya ilişkin ayet ve hadisler incelendiğinde ortaya iki tür kader var olduğu görülür.
a) İnsan iradesinin hiçbir etkisinin bulunmadığı, doğrudan Allah'ın takdir, irade ve yaratmasıyla gerçekleşen kaderdir. Kâinatın yaratılması ve kâinatta cereyan eden tabiat olayları bu kategoriye girer.
b) İnsanın cüz'i iradesinin etkili olduğu kaderdir.Kader denince ilk akla gelen bu tür kaderdir. İnsanın hür irade ve tercihine bağlı olarak oluşan bu kader, insan iradesi hesaba katılmadan düşünülemez. Başka bir ifade ile bu tür kader, insanın iradesiyle Allah'ın yaratmasının beraberliğidir. Şöyle ki, Allah, insanın iradesini hangi yöne sarfedeceğini ezili ve sonsuz ilmiyle bildiği için kaderi ona göre programlamakta, zamanı gelince de kul iradesini öyle yönlendirdiğinden Allah da kulun irade ettiği şeyi yaratmaktadır. Eğer Allah kader plânında takdir ettiği şeyi bozmaz ve değiştirmezse o şey aynıyla hayata geçer. Neticede kul olumlu şeylerde sevap, olumsuz şeylerde de günah kazanır. Şu kadar ki, Allah kulun tercihine göre yarattığı bazı fiillerden hoşnut olurken, bazılarından hoşnut olmaz. Kul namaz kılmak isterse, Allah bu fiili hoşnut olarak yaratır; fakat küfür ve günahı sevmez, ama kul yönelince de hoşnut olmadığı halde onları yaratır. Allah'ın hoşnut olmadığı bir şeyi yaratması, sorumluluğun ilâhî iradeye ait olmasını gerektirmez. Zira, bu yaratma kulunun isteği doğrultusunda gerçekleşmektedir. O halde sorumluluk ta ona ait olacaktır. Diyelim ki bir insan, kanser yaptığı bilinen bir maddeden korunmayarak bu hastalığa yakalandı. Şimdi bunda sorumlu kader mi, yoksa tıp ilminin verilerine aykırı davranan insan mı sorumlu olacaktır? Elbette insan sorumlu olacaktır. Gerekli önlemleri almamanın sonucunda hastalanan bu insanın acı çekmesi, büyük masraflar yaparak hastane hastane dolaşmasının yanında, ahirette-sünnetullaha-tabiat kanunlarına riayet etmemenin hesabını da Allah'a verecektir. Bu konuda dindar olanla olmayan, günahkârla günahsız olan arasında bir fark yoktur. Zira fıtrat kuralları kim olursa olsun herkes için geçerlidir. Onun kurallarına uyan rahat bir hayat yaşar, uymayan da sonuçlarına katlanır.
İnsan iradesinin etkili olmadığı kader kapsamına giren olayların takdirinde mutlak faydalar vardır. Allah insana sırf zararı dokunsun diye hiçbir şey yaratmaz. Ancak insan sünnetullaha, Allah'ın kâinata koyduğu düzene ve sisteme aykırı davranarak bunları kendi aleyhine çevirebilir. Yağmurun insan için önemi açıktır. Ormanlık alanların tahrib edilmiş olduğu bir ortamda, yağan yağmurların sele dönüşmesinden herhalde insan sorumludur. Yine, gündelik hayatımızda önemli bir yer işgal eden atom enerjisinin, insanlığın helâkına sebep olabilecek bombalara dönüştürülmesinden kader asla sorumlu tutulamaz.
Deprem konusuna gelince; bu olaylar da yaratılmış tabiat hadiseleri olarak kuşkusuz Cenab-ı Allah'ın bilgisi dahilinde vuku bulmaktadır. Bu teknik ifadesiyle "kaza"dır. Oluşması itibarıyla sünnetullaha, yani Allah'ın kâinata tatbik ettiği kevnî kanunlara mutlak manada bağımlıdır. Depremin olumsuz sonuçlarının önlenmesi ya da hafifletilmesi noktasında sergileyeceğimiz eksikliklerin sorumluluğu tamamen bize aittir. Bize düşen görev, aklımızı ve diğer melekelerimizi kullanarak gerekli tedbirleri almaktır. Nasılsa böyle olacaktı, kader değişmez tarzındaki teslimiyetçi anlayış İslâm'a aykırıdır; bu yanlış anlayış sorumluluktan ve yapılan hataların acı neticeleri ile yüzleşmekten kaçmaktır.
Kur'an'da Allah'ın müminlere yardım edileceği sıkca ifade edilmektedir. Ancak bu yardımın gerçekleşmesi için de inananların, üzerlerine düşeni yapmaları gerektiği vurgulanmaktadır. Kulun, üzerine düşeni yapmadan Allah'ın yardımını umması yanlıştır, Kur'an'ın öğretisine aykırıdır.
2- Deprem ve Tevekkül
İslam'ın en önemli prensiplerinden birisi de tevekküldür. Tevekkül, "bütün tedbirleri aldıktan sonra Allah'a sığınmak ve O'na güvenmektir". Tevekkülü şu şekilde de formüle edenler olmuştur: "Maksada erişmek için lâzım gelen maddi ve manevi sebeplerin hepsine yapıştıktan ve başka yapacak hiçbir şey kalmadıktan sonra Allah'a itimat etmek ve ondan ötesini Allah'a bırakmaktır."10 Şu halde gerekli tedbirleri almadan tevekkül etmenin İslâm'la bağdaşmayacağı açıktır. Kur'an-ı Kerim'de: "İhtiyati tedbirlerinizi alınız"11; "Kendi kendinizi tehlikeye atmayınız"12 buyrulmuştur. Hz. Peygamber (s.a.v.) yıkılmak üzere olan bir yapının dibinden geçtiğinde yürüyüşünü hızlandırmış, oradan süratlice uzaklaşmıştır. Orada bulunanların bazıları Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun diye sorduklarında: "Allah'ın kaderinden kaçışım da Allah'ın kaderidir."13 cevabını vermiştir. Yine Hz. Peygamber bir hadisinde: "Cüzzamlıdan aslandan kaçar gibi kaçınız."14 bir diğerinde ise: "Bir yerde veba olduğunu haber alırsanız, vebanın üzerine gitmeyiniz. Siz bir yerde iken veba olursa, vebadan kaçarak oradan çıkmayınız."15 buyurmuştur.
Evimizi yaptığımız yerler ve binamız hakkında gerekli araştırmayı yapıp tedbirleri almadan, binalarımızı ilmine ve tekniğine göre yapmadan, işleri Allah'a havale etmek ve netice itibariyle meydana gelen musibet, belâ ve kazaları, "Allah böyle dilemiş, takdiri ilâhî buymuş, kader" deyip geçiştirmek asla doğru değildir. Bu konuda bize düşen görev vazifemizi yapmak, Allah'ın işine de karışmamaktır. Bütün esbaba sarıldıktan sonra meydana gelecek musibet, felâket ve zararlar için müslüman Allah'a sığınmalıdır. Tevekkülün gerçek espirisi de budur.
3- Deprem ve Sorumluluk
İnsan sorumlu bir yaratıktır. Zira kendisine irade hürriyeti verilmiştir. Bu itibarla yaratılmışların en şereflisidir. Ve her şey onun emrine verilmiştir. İnsan, yaratıcısına karşı ibadet etmekle; insanlara ve diğer hak sahiplerine karşı da adaletli davranmakla görevlidir. İnsanın Allah'a karşı görevlerini ihmâl etmesi halinde bunun Allah tarafından affedilebileceği, ancak insanlara karşı işlenmiş suçların, kul hakkını doğurması sebebiyle, affedilmeyeceği, bu gibi suçların affedilmesi yetkisinin ancak hak sahiplerinin elinde olduğu ifade edilmiştir.
Depremde binaların yerini belirlemekle görevli olanlardan tutun, imar ve iskâna izin verenlere, eksik malzeme kullanan müteahhitlere, onları denetleme ile görevli mimar ve mühendislere, tehlike arz eden ve girilmez raporu verilen binalar ve enkazın içine tedbirsizce girenlere varıncaya kadar, herkesin belirli ölçülerde sorumluluğu vardır. Herkes, sorumluluğu nispetinde Allah Teala'ya hesabını verecektir. Cenab-ı Allah: "Kim zerre kadar iyilik işlerse onun karşılığını görür. Her kim de zerre kadar kötülük işlerse onu görür."16 buyurmaktadır.
Allah Teala da insana hürriyet vermiştir. Ona tam bir hürriyet ortamı içinde seçme hakkı tanımıştır. İnsandan aklını iyi kullanarak ve kendini geliştirerek seçimlerini kendisi, tabii ve sosyal çevresinin hayrına olacak bir şekilde doğru yapmasını istemiştir. Aksi takdirde insanın, yanlış tercihlerinden dolayı da sorumluluktan kurtulamayacağı belirtilmiştir. "İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanıyor."17 Masum bir kimseyi öldürenin bütün insanları öldürmüş gibi, bir kimseyi kurtarmanın da bütün insanları kurtarmış gibi olacağını ifade eden ayet18 görevi yapmama ve ihmâl yüzünden ölüme sebep olmanın ne kadar ağır sorumluluk getireceğini gözler önüne sermektedir. Depremin meydana geldiği bölgenin arazi yapısı ile ilgili bilgiler ortada iken, buna uygun dayanıklı evler yapmayan, malzemeden çalan kimseler ile bunlara izin ve ruhsat veren herkesin dinî ve hukukî açıdan büyük sorumluluk altına girdikleri açıktır.
Allah, insanlar arası ilişkileri hak ve adalet çizgisinde tutmak, insanların birbirlerine zarar vermesini önlemek için müeyyideler getirmiştir. Bu maksatla, haksızlığı ve zulmü yasaklamış ve insanı bütün eylemlerinden dolayı sorumlu tutacağını bildirmiştir. Deprem bölgesinde yaşayıp veya tesadüfen orada bulunup da başkalarının hatalarından dolayı hayatını, malını veya sağlığını kaybetmiş olanlar, kısacası depremden etkilenen insanların günahlarını hatalı olan insanlar çekeceklerdir. Masum insanlar için musibetler ahirette bağışlanma ve rahmet vesilesi olacaktır.
Önemle üzerinde durulması gereken bir husus daha vardır. O da, depremden korunma cihetinde bilim adamlarının ve uzman kişilerin önerilerini dikkate almamanın da insanı sorumluluk altına sokacağıdır. Tedbirli olmak dinin emridir. Bu emrin dikkate alınmaması, tabiatıyla sorumluluğu gerektirecektir. Şu halde Allah'ın bir gün bizi hesaba çekeceğini düşünerek, yükümlülüklerimizin gereğini bir bütün olarak yerine getirmemiz gerekmektedir. Dünya ve ahiret saadetinin temelinde bu anlayış yatmaktadır.
@izci@ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
@izci@ için teşekkür edenler 3 kişi.
**Zerd@** (21-01-2007), fuzuli (22-01-2007), melankolik (21-01-2007)
  #2 (permalink) Alt 21-01-2007, 18:17
Yeni 2de1'ci
 
melankolik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.01.2007
Yaş: 22
Mesajlar: 11
Rep gücü: 0
Rep derecesi: melankolik Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
gerçekten çok teşekkürler...dünya ve ahretliğinizin sağlam olması temennisiyle...selametle...
melankolik Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink) Alt 21-01-2007, 18:40
Kendini aşan 2de1'ci
 
DeJJaVu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 12.01.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 2.604
Rep gücü: 13
Rep derecesi: DeJJaVu Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
ellerin dert görmesin
DeJJaVu Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Depremin bilançosu Kr㣠Son Dakika Haberleri 0 31-12-2007 01:20
DÖNEKLİĞİN iyi yönü Kr㣠Son Dakika Haberleri 0 28-12-2007 12:00
Depremin maliyeti 380 milyon dolar Kr㣠Son Dakika Haberleri 0 17-09-2007 12:10
Depremin merkez üssü Elazığ Sivrice Haberci Son Dakika Haberleri 0 01-03-2007 04:50
Her Yönü İle ADSL MODEMLER... Esedullah İnternet ve Network 0 06-02-2007 15:24


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:02 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788