HIZLI ARAMA
| Dini Konular İnanca dair herşey bu forumda konuşuluyor. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 31.12.2006
Mesajlar: 30 İtibar Gücü: 0 | ESMÂU'L HÜSNÂ HAKKINDA GENEL BİLGİ Arapça'da "isim" kelimesinin çoğulu olan "esmâ" ile "güzel, en güzel" anlamındaki "hüsnâ" kelimelerinden oluşan "esmâu'l hüsnâ" terimi Kur'ân-ı Kerîm ve Hadis-i Şerîflerde Allah-ü Teala'ya nisbet edilen isimleri ifade eder. Sadece Kur'ân'da geçen ilâhî isimler 100'den fazladır; muhtelif hadislerde Allah'a nisbet edilen başka isimler de mevcuttur. Esmâu'l hüsnâ terkibinin, geniş anlamıyla bunların hepsini kapsamakla birlikte terim olarak daha çok doksan dokuz ismi içerdiği kabul edilir. Esmâu'l hüsnâ terkibinde yer alan hüsnâ kelimesi "güzel" mânasında sıfat veya "en güzel" anlamında ism-i tafdîl (üstünlük sıfatı) sayılmıştır. Her iki halde de buradaki güzellik bir gerçeği vurgulamakta olup Allah'ın güzel olmayan bir isminden söz edilemeyeceği için mefhûm-i muhalifini hatıra getirmez. İlâhî isimlerin güzellikle nitelendirilmesinin sebeplerini Ebû Bekir İbnü'l-Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. Esmâu'l hüsnâ Allah hakkında yücelik ve aşkınlık ifade eder ve kullarda saygı hissi uyandırır. 2. Zikir ve duada kullanılmaları halinde kabule vesile olur ve sevap kazandırır. 3. Kalplere huzur ve sükûn verir, lütuf ve rahmet ümidi telkin eder. 4. Bilginin değeri bilinenin değerine bağlı bulunduğu ve bilinenlerin en şereflisi de Allah olduğu için esmâ'ul hüsnâ bilgisine sahip olanlara bu bilgi meziyet ve şeref kazandırır. 5. Esmâu'l hüsnâ Allah için vacip (olması gereken), caiz (olması uygun) ve mümteni' (olması imkansız) olan sıfatları içermesi sebebiyle O'nun hakkında yeterli ve doğru bilgi edinmemize imkân verir. İnsanların büyük çoğunluğu kâinatın bir yaratıcı ve yöneticisinin bulunduğunu kabul etmekle birlikte madde özelliği taşımadığından O'nu duyularıyla idrak etmeleri mümkün değildir. Şu halde yaratıcı ancak kâinat ve insanla olan ilişkisi bakımından tanınabilir. Bundan dolayı esmâ'ul hüsnâ bilgisi, Allah-âlem ilişkisine ışık tutması ve sonuçta Allah'ı tanıtması açısından önem taşımaktadır. Şunu da belirtmek gerekir ki evrenin bir parçasını oluşturan insan, aklî istidlalleri yanında gönül hayatı bakımından da yaratıcı ile münasebet kurmak ihtiyacındadır. Bu münasebetin sağlanmasında esmâ'ul hüsnânın vazgeçilmez bir rolü vardır. İsimlerin kelimeler ve seslerle ifade edilmesi ve bu seslerin kulaklarda yankılanması söz konusu iletişimi geliştiren ve güçlendiren sebeplerdir. Kur'ân-ı Kerîm'de dua ve zikrin ısrarla tavsiye edilmesinin bir sebebi de bu olmalıdır. Hz. Peygamber'den rivayet edilen duâ metinlerinde esmâ'ul hüsnânın çokça yer alması dikkat çekicidir. İbnü'l-Arabî'nin de belirttiği gibi her dindar insanın manevî yöneliş ve ibadetlerinin yüce yaratıcının bizzat kendisine olduğu şüphesizdir. O'nunla iletişim kurmak ve söyleşmek dindar için vazgeçilmez bir ihtiyaç, paha biçilmez bir haz olup bu iletişime zihinle kalbin yanında bunlarla etkileşim halinde bulunan dilin ve kulağın da katılması lâzımdır. Dil O'nun isimlerini zikreder, kulak da bu zikri algılar. En önemli konusunu Allah bilgisinin oluşturduğu ilâhî dinler içinde İslâmiyet Allah'ın isim ve sıfatlarına ayrı bir önem vermiş, tevhid inancının açık bir şekilde anlaşılabilmesi için yaratanla yaratılmışların niteliklerinin açıklığa kavuşturulmasını fevkalâde gerekli görmüştür. Allah'ın zâtının bilinmesi isimleri ve sıfatlarıyla mümkün olacağından Kur'ân-ı Kerim'de Allah'ın güzel isimlerinin bulunduğu, O'na bu isimlerle dua, niyaz ve ibadette bulunulması gerektiği, bu konuda doğru yoldan ayrılanlara itibar edilmemesi lâzım geldiği (A'râf 7/180), ayrıca esmâ'ul hüsnânın hangisiyle olursa olsun dua edilebileceği (İsrâ 17/ 110) belirtilmiş ve son inen sûrelerden birinde de on altı kadar isim bir arada zikredilmiştir (Haşr 59/22-24). Esmâu'l hüsnâ ve sayısı konusunda ilk akla gelen şeylerden biri de, sayıyı doksan dokuz olarak belirleyen ve esmâu'l hüsnâyı ard arda sayan meşhur hadistir. Sahabi Ebû Hüreyre'ye (r.a.) ulaşan rivayetlerin muhtevası iki kısma ayrılır: Bütün rivayetlerin kaydettiği birinci kısmın meali şöyledir: "Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Kim bunları sayarsa (ihsâ) Cennet'e girer". Hadisin bu kısmını içeren bazı rivayetlerin sonunda, "O tektir, tek olanı sever." şeklinde bir ilâve de mevcuttur. Hadis metnindeki "kim onu sayarsa (men ahsâhâ)" lafzı bazı rivayetlerde "kim onu ezberlerse (men hafizahâ)" ibaresiyle nakledilmiştir. Hadiste Cennet'e girmeye vesile olarak gösterilen "ihsâ" kelimesinin buradaki anlamı üzerinde Buhârî'den itibaren önemle durulmuş ve kelimenin "saymak, ezberlemek, anlamak" şeklindeki sözlük anlamının ötesinde bir mâna taşıdığı görüşü ağırlık kazanmıştır. Öyle anlaşılıyor ki bu kelime "İslâm'ın ulûhiyyet inancını naslara başvurmak suretiyle tesbit edip anlamak, benimsemek ve bu inanca uygun bir ruhî yetkinlik kaydetmek" anlamını içermektedir. Konuya bir de şu yönden bakabiliriz: Yüce Allah Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: "...Allah'ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir." (Ankebut 29/45) "Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur." (Ra'd 13/28) Peygamber Efendimiz de ashabını ve ümmetini kalplerinin her zaman Allah'ı hatırlama ile nurlanması yönünde eğitmiş ve tavsiyelerde bulunmuştur. O bir hadisinde şöyle buyurmuştur: "...Dikkat edin! İnsan bedeninde öyle bir et parçası vardır ki o iyi olursa bütün beden iyi olur; o kötü olursa bütün beden bozulur: O et parçası kalptir." Bunlar ışığında düşünecek olursak kalp iyi ve kötü düşünce ve davranışların yönledirildiği bir kaynaktır. Eğer inanmış kişinin kalbinde Allah'ı hatırlama yönünde bir gevşeklik olursa burada kötü düşünce ve fikirler daha kolay oluşacaktır. Fakat bu kalpte Allah'ı hatırlama kuvvetli ise bu takdirde kötü düşünce ve fikirler dağılacak bu durum da güzel davranışlara sebep olacaktır. Yukarıdaki ayete (Ankebut 29/45) tekrar bakacak olursak Allah'ı hatırlama ve bunun sebep olduğu davranışlar arasıdaki ilişkiyi sezebiliriz: Allah kendisini anmaktan bahsettikten sonra "Allah YAPTIKLARINIZI bilir." buyurmaktadır. Öyle ise esmâu'l hüsnâyı saymak veya ezberlemek bize Allah'ı hatırlatacak, Allah'ı hatırlamak kalbimizi aydınlatacak ve güzelleştirecek, bu güzel kalp güzel davranışlara sebep olacak ve bu güzel davranışlar da Allah'ın izniyle insanın Cennet'e girmesine sebep olacaktır. Allah'ı birden fazla isimle anmak veya bazı sıfatlarla nitelendirmek acaba İslâm'ın çok önem verdiği tevhid ilkesini zedeler mi? "Zât-ı ilâhiyyeye (Allah'ın zâtına) nisbet edilen mâna" şeklinde tarif edilebilen isim veya sıfatlar zihnin dışında müstakil bir varlığa sahip bulunmadıkları için böyle bir endişeye mahal görülmemiştir. Mâtürîdî'nin de belirttiği gibi insanlar ancak duyularıyla idrak ettikleri konularda bilgi sahibi olabilirler. Bu sebeple duyular ötesi olan Allah kendisini duyular âleminin kavramlarıyla tanıtmıştır. Ancak Allah ile diğer şeyler arasında benzerlik kurulamayacağını bildiren âyet (Şûrâ 42/11), Allah hakkında akıl ve hayale gelebilecek her türlü yaratılmışlık özelliğini bertaraf eder. Aslında yaratılmışlar arasındaki benzetmeler sadece bir isimlendirmeden kaynaklanmaz. İki şey arasındaki benzerlik genellikle duyular yoluyla tesbit edildikten sonra ortak bir kelime ile adlandırılır. Halbuki Allah hakkında böyle bir tesbitten söz etmek mümkün değildir. Allah'ın isim veya sıfatları O'nun zâtına nisbet edilen mâna ve kavramlardan ibarettir. Bu kavramlar şekil itibariyle isim, fiil veya zarf olabileceği gibi tamlama veya başka yollarla oluşmuş bir terkip halinde de bulunabilir. Kur'ân-ı Kerîm'in edebî üslûbu gereği aynı kökten gelen veya ayrı köklerden olmakla birlikte eş anlamlar taşıyan isimler de az değildir. İslâm'a mahsus ulûhiyyet inancında ilim, kudret ve yaratıcılık büyük bir yer tutar ve Kur'ân âyetlerinin temel örgüsünü oluşturur. Bundan dolayı çeşitli kalıplarla Allah'a nisbet edilen fiillerden birçok isim ve sıfat türetmek mümkündür. Konuyla ilgili çalışmalarda Kur'ân-ı Kerîm'den değişik sayılarda esmâ'ul hüsnâ tesbit edilmiştir. Esmâu'l hüsnâ ile ilgili âyetlerden ilham alan birçok âlim eski dönemlerden itibaren Kur'ân'da bulunan isimleri doksan dokuz sayısına bağlı kalmadan araştırıp listeler düzenlemeyi denemişlerdir. Esmâu'l hüsnânın yüzlerle ifade edilecek kadar çok oluşu İslâm ilâhiyatı alanında zengin bir malzeme oluşturmuş, ulûhiyet inancının açıklık kazanmasına, kulun dua, niyaz ve zikirlerle Allah'a yaklaşmasına yardımcı olmuştur. Esmâu'l hüsnânın İslâm inancında sahib olduğu bu önemden dolayı İslâm alimleri tarafından (Allah hepsinden razı olsun) esmâu'l hüsnâ ile ilgili yüzlerce eser yazılmış ve - internet ortamı da dahil olmak üzere ;-) - hala da yazılmaktadır. Önde gelen İslâm alimlerinden birçoğu kitap serilerine -belki de manevi bir bereket umuduyla- esmâu'l hüsnâ ile ilgili bir kitap eklemişlerdir. Sadece esmâu'l hüsnâ ile ilgili eserleri inceleyen kitaplar bile mevcuttur. Ve Müslüman bir hattatın eserleri arasında mutlaka bir esmâu'l hüsnâ kolleksiyonu vardır. Birçok müslüman hoca ve anne-baba yukarıda geçen ayet ve hadislerin manevi yönlendirmesi sonucunda öğrencilerine ve çocuklarına çeşitli hediyeler vaad ederek esmâu'l hüsnâyı ezberlemelerini isterler. Yine ellerinden öpülesi birçok iyi müslüman da manevi yükselişleri ve Peygamber Efendimizin müjdelediği Cennet'e girmeyi ümid ederek hergün özellikle sabah namazından sonra esmâu'l hüsnâyı okurlar. Hattatlar tarafından yazılan esmâu'l hüsnâ tablolarında genellikle şöyle bir plan uygulanır: En üste bir Bismillâhirrahmânirrahîm yazılır. Altına esmâu'l hüsnâ ile ilgili ayet ve hadis yazılır. Daha sonra meşhur olan hadiste sayıldığı sıra ile 99 isim yazılır. Her ismin soluna "Celle Celâluh" (Şânı Yüce) şeklinde okunan bir saygı ifadesi yazılır; okunurken de her ismin ardından veya bazen belli aralıklarla Celle Celâluh denilir. 1) Okunuşu: el-Meliku celle celâluh Manası: Görünen ve görünmeyen bütün âlemlerin, bütün kâinatın sahibi; tek ve mutlak hükümdarı. Kur'ân-ı Kerîm'den İlgili Ayet: MUTLAK HÂKİM ve hak olan Allah, çok yücedir. O'ndan başka ilah yoktur, O, yüce Arş'ın sahibidir |
| | |
| the_devil isimli kullanıcıya, bu konu için teşekkür edenler: | **Zerd@** (04-01-2007) |
| | #2 (permalink) |
| Kayıt: 31.12.2006
Mesajlar: 30 İtibar Gücü: 0 | 99 Güzel İsim ve Anlamları 1-ALLAH Her şeyin gerçek mabudu 2-RAHMAN Dünyada bütün mahlukatı rızıklandıran 3-RAHİM Ahirette yalnız dostlarına rahmet edecek 4-MELİK Bütün mevcudatın gerçek sahibi ve hükümdarı 5-KUDDÜS C.C. Bütün mahlukatı maddi ve manevi kirlerden arındıran 6-SELAM Her türlü tehlikeden kullarını selamette kılan 7-MÜMİN Kalplerde iman nurunu yakan ve kullarına güven veren 8-MÜHEYMİN Bütün varlıkları ilim ve kontrolu altında tutan 9-AZİZ Sonsuz izzet sahibi olan 10-CEBBAR C.C. İstediğini zorla yaptıran 11-MÜTEKEBBİR Sonsuz büyüklük ve azamet sahibi 12-HALİK Her şeyi yoktan yaratan 13-BARİ Eşyayı ve herşeyin aza, cihazatını birbirine uygun yaratan 14-MUSAVVİR Her varlığa münasip şekil giydiren 15-GAFFAR C.C. Çok affeden 16-KAHHAR Her şeye galip gelen ve bütün düşmanlarını kahreden 17-VEHHAP Bol bol hediyeler veren 18-REZZAK Bütün rızka muhtaç olanları rızıklandıran 19-FETTAH Her şeyi hikmetle açan 20-ALİM C.C. Her şeyi hakkıyla bilen 21-KABİD İstediğinin maddi ve manevi rızkını daraltan 22-BASİT İstediğinin maddi ve manevi rızkını genişleten 23-RAFİD İstediği kulunu şeref sahibi iken rezil rüsvay eden 24-RAFİ Dilediklerinin mertebesini yükselten 25-MUİZZ C.C. İstediğine izzet veren ve şereflendiren 26-MÜZİLL İstediğini zelil kılan 27-SEMİ Gizli açık her sesi işiten 28-BASİR Her şeyi bütün incelikleriyle gören 29-HAKEM Hükmeden hakkı yerine getiren 30-ADL C.C. Tam adaletli, Allah adildir zalimleri sevmez 31-LATİF Lutfu keremi bol olan 32-HABİR Her şeyden haberdar olan 33-HALİM Yaratıklarına son derece yumuşak muamele eden 34-AZİM Kendisine büyük ümitler beslenen 35-GAFUR C.C. Kullarının günahlarını bağışlayan 36-ŞEKUR Rızası için yapılan işleri bol sevapla karşılayan 37-ALİYY Her şeyiyle yüce olan 38-KEBİR Varlığının kemaline hudut yoktur 39-HAFIZ Her şeyi muhafaza eden 40-MUKİT C.C. Her türlü mahlukata münasip rızık veren 41-HASİB Kullarının bütün fiillerinin hesabını gören 42-CELİL Yücelik ve ululuk sahibi 43-KERİM İyilik ve ikramı bol olan 44-RAKİB Bütün varlıklar üzerinde gözcü 45-MUCİB C.C. Kullarının dualarına cevap veren 46-VASİ İlim ve insanı her şeyi içine alan 47-HAKİM Her şeyi yerli yerinde yapan 48-VEDÜD İtaatkar kullarını çok seven 49-MECİD Azamet şeref ve hakimiyeti sonsuz 50-BAİS C.C. Peygamberler gönderen ve ölüleri dirilten 51-ŞEHİD Kullarının her yaptığını gören 52-HAKK Varlığı hiç değişmeden duran, daima sabit 53-VEKİL Kendine güvenen kullarının işini en iyi yoluna koyan 54-KAVİY Güç ve kuvveti sonsuz olan 55-METİN C.C. Hiçbirşey hükmünü sarsmayan ve kendisine güvenilen 56-VELİY Müminlerin dostu olan 57-HAMİD En çok övülen ve en çok övgüye layık olan 58-MUHSİ Her şeyin sayısını bir bir bilen 59-MÜBDİ Mahlukatı örneksiz ve yoktan yaratan 60-MÜİD C.C. Mahlukatı öldükten sonra yeniden dirilten 61-MUHYİ Canlılara hayat veren 62-MÜMİT Canlı bir mahlukun ölümünü yaratan 63-HAYY Gerçek hayat sahibi olan 64-KAYYUM Gökleri yeri ve bütün mahlukatı ayakta tutan 65-VACİD C.C. İstediğini bulan 66-MACİD Sonsuz şan ve yücelik sahibi 67-VAHİD İsimlerinde sıfatlarında ve fiillerinde ortağı olmayan 68-SAMED Her şey kendisine muhtaç, O kimseye muhtaç değil 69-KADİR Sonsuz kudret sahibi olan 70-MUKTEDİR C.C. Her şeye gücü yeten 71-MUKADDİM Dilediğini öne geçiren 72-MUAHHİR İstediğini arkaya bırakan 73-EVVEL Herşeyden önce olan 74-AHİR Herşeyden sonra olan 75-ZAHİR C.C. Varlığı apaçık görünen 76-BATIN Herşeyin iç yüzünden haberdar olan 77-VALİ Mahlukatın işlerini yoluna koyan 78-MÜTEALİ Ali, büyük 79-BERR Herkesten fazla iyilik yapan 80-TEVVAB C.C. Bütün tevbeleri kabul eden 81-MÜNTEKİN Suçluları müstehak oldukları cezaya çarptıran 82-AFÜVY Kullarını çok çok affeden 83-RAUF Kullarına çok şefkat edip esirgeyen 84-MALİKÜLMÜLK Hakiki mülk sahibi O dur. Dilediğine verir, dilediğinden alır 85-ZÜLCELALVELİKRAM Büyüklük, fazl ve kerem sahibi 86-MUKSİT Bütün işleri denk, birbirine uygun 87-CAMİ İstediğini istediği şekilde toplayan 88-GANİY Gerçek zenginlik sahibi ve hiçbir şeye muhtaç olmayan 89-MUĞNİ Mahlukatının ihtiyacını giderip zengin kılan 90-MANİ C.C. İstediği şeyin meydana gelmesine engel olan 91-DARR Hikmeti gereği elem ve zarar verici şeyleri yaratan 92-NAFİ Faydalı şeyleri yaratan 93-NUR Alemleri, istediği simaları ve gönülleri 94-HADİ Kullarına hidayet veren 95-BEDİ C.C. Eser ve insanıyla varlığı apaçık görünen 96-BAKİ Varlığının sonu olmayan 97-VARİS Bütün mülk ve servetlerin hakiki sahibi 98-REŞİD Bütün işlerini ezeli hikmetine göre neticeye ulaştıran 99-SABUR C.C. Asileri hemen cezalandırmayıp çok sabreden C.C.(Celle Celalühü) |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Kayıt: 31.12.2006
Mesajlar: 30 İtibar Gücü: 0 | ![]() Okunuşu: er-Rahiymu celle celâluh Manası: Bağışlayan, esirgeyen, çok merhamet eden; dünyada kendisine inanıp emirlerine uygun bir şekilde yaşayanları ahirette sonsuz nimetlerle mükafatlandıracak olan. Kur'ân-ı Kerîm'den İlgili Ayet: Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık âyetler indiren O'dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, ÇOK MERHAMETLİDİR. ![]() Okunuşu: er-Rahmânu celle celâluh Manası: Bağışlayan, esirgeyen; bütün yarattıkları için iyilik ve merhamet isteyen; sevdiğini-sevmediğini ayırdetmeyerek bu dünyada onlara sayısız nimetler veren. Kur'ân-ı Kerîm'den İlgili Ayet: İlâhınız bir tek Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur. O, RAHMÂNdır, rahîmdir. ![]() Okunuşu: el-Mu'minu celle celâluh Manası: 1-Gönüllerde iman ışığı uyandıran. 2-Kendisine sığınanlara aman verip onları koruyan, rahatlatan. 3-Verdiği söze güvenilen. Kur'ân-ı Kerîm'den İlgili Ayet: O, öyle Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir ilah yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selamet verendir, EMNİYETE KAVUŞTURANDIR, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah, müşriklerin ortak koştukları |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Kayıt: 31.12.2006
Mesajlar: 30 İtibar Gücü: 0 | O Allah ki O'ndan başka ilah yoktur. Gaybı da, müşahede edebileni de bilendir. Rahman, Rahim olan O'dur. O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Melik'tir; Kuddus'tür; Selam'dır; Mümin'dir; Müheymin'dir; Aziz'dir; Cebbar'dır; Mütekebbir'dir. Allah (müşriklerin) şirk koştuklarından çok yücedir. O Allah ki, yaratandır, (en güzel biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. (Haşr Suresi, 22-24) Arkadaşlar artık bu konuyu okuduktan sonra ALLAH ile tanrı kelimes arasındaki farkı çok daha iyi anlıycanızdan eminim..... Allah kelimesi ile tanrı kelimesi arasında ne fark vardır : bizim eski atalarımız müsliman olmadan önce yaratıcı bir zata inanıyorlardı.belki kendilerine göre değişik tanrılarıda vardı.ama onlar daha çok kendi lehçeleri ile ''tengri'' dedikleri zaman zat-ı uluhiyeti kasdediyorlardı.bu kelime sonra biraz daha incelik kazandı tanrı şeklini aldıki aslında mabud demektir ve arapcadaki 'ilah'ın fransızcadaki 'diyo'nun farscadaki 'huda'nın karşılığı olan bir kelimedir. Ama hiç bir zaman Cenab-ı Hakkın bütün Esma-i Hüsnasını cami,ism-i zat olan Allah kelimesinin karşılığı değildir. Allah dendiği an,bütün kainatta tecelli eden isimleriylebir zat-ı ecell-i A-la akla gelir Allah kelimesiyle anlaşılan budur.yani o Mabudu mutlak,Halıkı mutlak,Maksud-u mutlak,Rezzak-ı mutlak,Bari-i mutlak,Cemil-i mutlak'tır. İlhesma-i Hüsnayı cami Allah kelimesinde böyle umumi bir mana anlaşılır,ve bu itibarladaAllah'ın(c.c)ism-i hass dır Allah dendiği anbu ma-budu mutlak anlaşılır,ve vacib-ül vücud akla gelir.ama tanrı dendiği zamanyunanlıların aklına zeus,mısırlının apis boğası,ve hintlinin aklınada kendi inakleri gelir.tanrı kelimesiyle yerli yersiz ma-bud kelimesinin akla gelmesine karşılık,Lafz-i celale olan Allah kelimesi vacib-ül vucut un ism-i hassı olarak sadece o Esma i Hüsna sahibi Za tı Zülcelali akla getirir .onun için bir insan tanrı demekle Allah yerinde kullanırsa maksatını anlatamaz ve hata etmiş olur. tanrı ilah kelimesi yerinde,huda,diyo ve god yerinde kullanılabilir.fakat Allah yerinde değil.... Allah cenab-ı Hakk ın Zatının has ismidir.Onun için LÂ İLAHE İLLALLAH diyoruz.fakat la Allaha illallah demiyoruz.Evvela ilahlar tanrılar ne varsa hepsi nefyediliyor,sonrada isbatta mabudu mutlak getiriliyor ve sadece ALLAH vardır deniliyor. Mevlid yazarı Süleyman çelebi,bu hususu çok güzel tefrik ederek ''Birdir ALLAH ondan artık tanrı yok'' deyip,her iki kelimenin yerinide tayin ve tesbit etmiştir. Buna bina en bir insanın ağzından tanrı kelimesi çıktığında hemen reaksiyon göstermemeli o adamın maksadına bakmalı ALLAH yerine o manayı kullanmışsa tatlıca ikaz etmeli aksine tevehhür gösterilmemeli.hele günümüzde asla. kaynak : Asrın getirdiği tereddütler..... |
| | |
| | #5 (permalink) |
| Kayıt: 31.12.2006
Mesajlar: 30 İtibar Gücü: 0 | ![]() Okunuşu: el-Aziyzu celle celâluh Manası: 1-Değerli, şerefli, güçlü. 2-Mağlub edilmesine imkan olmayan, her zaman galip olan. Kur'ân-ı Kerîm'den İlgili Ayet: Mutlak hükümranlık elinde olan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun herşeye gücü yeter. O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, MUTLAK GALİPTİR, çok bağışlayıcıdır. O ki, birbiri ile âhenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahman olan Allah'ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun? ![]() Okunuşu: el-Muheyminu celle celâluh Manası: Kâinatın bütün işlerini düzenleyen, gözeten, yöneten. Kur'ân-ı Kerîm'den İlgili Ayet: O, öyle Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir ilah yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selamet verendir, emniyete kavuşturandır, GÖZETİP KORUYANDIR, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah, müşriklerin ortak koştukları şeylerden münezzehtir. ![]() Okunuşu: el-Bâriu celle celâluh Manası: 1-Herhangi bir modeli örnek almaksızın bütün varlıkları yaratan. 2-Herşeyin organ ve kısımlarını uygun ve dengeli bir halde yaratan. Kur'ân-ı Kerîm'den İlgili Ayet: Musa kavmine demişti ki: Ey kavmim! Şüphesiz siz, buzağıyı (tanrı) edinmekle kendinize kötülük ettiniz. Onun için YARADANINIZA tevbe edin de nefislerinizi (kötü duygularınızı) öldürün. Öyle yapmanız YARATICINIZIN katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah tevbenizi kabul etmiş olur. Çünkü acıyıp tevbeleri kabul eden ancak O'dur. |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Kayıt: 31.12.2006
Mesajlar: 30 İtibar Gücü: 0 | ![]() Okunuşu: el-Hâliku celle celâluh Manası: Yoktan var eden, herşeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan. Kur'ân-ı Kerîm'den İlgili Ayet: O, göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. O'nun eşi olmadığı halde nasıl çocuğu olabilir! Her şeyi O yaratmıştır ve her şeyi hakkıyla bilen O'dur. İşte Rabbiniz Allah O'dur. O'ndan başka ilah yoktur. O, her şeyin YARATICISIDIR. Öyle ise O'na kulluk edin, O her şeye vekildir (güvenilip dayanılacak tek varlık O'dur). Gözler O'nu göremez; halbuki O, gözleri görür. O, eşyayı pek iyi bilen, her şeyden haberdar olandır. Allah nezdinde İsa'nın durumu, Âdem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan YARATTI. Sonra ona "Ol!" dedi ve oluverdi. ![]() Okunuşu: el-Mutekebbiru celle celâluh Manası: Herşeyde ve her olayda büyüklüğünü gösteren. Kur'ân-ı Kerîm'den İlgili Ayet: O, öyle Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir ilah yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selamet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, BÜYÜKLÜKTE EŞİ OLMAYANDIR. Allah, müşriklerin ortak koştukları şeylerden münezzehtir. ![]() Okunuşu: el-Kahhâru celle celâluh Manası: Herşeye her istediğini yapacak şekilde gâlib ve hâkim. Kur'ân-ı Kerîm'den İlgili Ayet: O halde, sakın Allah'ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Çünkü Allah mutlak üstündür, kimsenin yaptığını yanına bırakmaz. Yer başka bir yer, gökler de (başka gökler) haline getirildiği, (insanlar) bir ve GÜCÜNE KARŞI DURULAMAZ OLAN ALLAH'ın huzuruna çıktıkları gün (Allah bütün zalimlerin cezasını verecektir). ![]() Okunuşu: el-Ğaffâru celle celâluh Manası: Daima affeden, mağfireti pek çok. Kur'ân-ı Kerîm'den İlgili Ayet: Eğer Allah bir evlat edinmek isteseydi, elbette yarattıklarından dilediğini seçerdi. O yücedir. O, tek ve kahhâr olan Allah'tır. Allah, gökleri ve yeri hak ile yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine sarıyor. Güneşi ve ayı emri altına almıştır. Her biri belli bir süreye kadar akıp gider. Dikkat et! O, azîzdir, ve ÇOK BAĞIŞLAYANDIR. ![]() Okunuşu: el-Musavviru celle celâluh Manası: Herşeye bir şekil ve özellik veren. Kur'ân-ı Kerîm'den İlgili Ayet: Şüphesiz ki ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. Rahimlerde sizi dilediği gibi ŞEKİLLENDİREN O'dur. O'ndan başka ilâh yoktur. O mutlak güç ve hikmet sahibidir. |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Kayıt: 31.12.2006
Mesajlar: 30 İtibar Gücü: 0 | ESMA-ÜL HÜSNA Cenâb-ı Allah'ın güzel isimleri.Yasadığımız dünya, felekler, yıldızlar, ay ve güneş birer âlemdir. Bütün bu âlemler bir ahenk içindedirler. Bu, Allah'ın Rab sıfatının bir tecellisidir. Dünyadaki düzenin kaidelerini koyup, varlıkları bir ahenk içinde yaşatma da Rab sıfatının gereğidir. Doğmamız, büyümemiz, ölmemiz, insanlardâki yücelik, ahlâk, terbiye, kemal hep Rubûbiyet sıfatının yansımasındandır. Gözün görmesi, aklın ermesi, bütün iş ve hareketler, olma ve oluşma Rab sıfatının bir tecellisidir. Onsuz bir hareket ve düşünce yoktur. Gerek Kur'ân-ı Kerîm'de gerek hâdis-i şeriflerde gecen birçok güzel ismi vardır. Aslında bu isimleri iki grupta ele almak mümkündür: a) Hak Teâlâ'nın zatına mahsus bir özel isim olan "Allah" lâfz-ı şerifi Ondan başka bir varlık hakkında kullanılmamıştır. Kullanılması caiz değildir. Bu ismin tesniyesi (ikil siğası) ve çoğulu da yoktur. Bir başka dile tercüme edilemez, hiçbir kelime onun yerini tutamaz. b) Allahu Teâlâ'nın ikinci gruba giren isimleri, sıfatlarından alınan isimlerdir. Ayet ve hadislerde Cenâb-ı Hakk'ın pekçok güzel isminden bahsedilir. Bunlardan her biri O'nun sıfatları ile ilgili ve onlardan alınan isimlerdir. Rahman, Rahîm, Âlîm, Hâlik vs. gibi. Bu isimler bir başka dile tercüme edilebilir. Meselâ, Hâlik ismi, yaratan veya yaratıcı olarak söylenebilir. Müminin Allah hakkındaki inancı, O'nun zâtının mukâddes olduğu, diğer zat ve eşyâyâ benzemediği, yüce sıfatlarla sıfatlandığıdır. Allah kendisini Esmâü'l-Hüsnâ en güzel isimler ile isimlendirmiştir (el-A 'râf, 7/180; el-İsrâ, 17/1 10; Tâhâ, 20/7; el-Haşr, 59/24). Doksan dokuz adet olan bu isimlerin basında "Allah gelir. Diğer isimlerin hiçbiri anlam ve içerik itibarıyla "Allah" isminin yerini alamaz. Bu nedenle, İslâm'a girecek kişi, "Lâ ilâhe İllâllah" der; "Lâ ilâhe illarahman" demez. Namaza başlarken, "Allahü Ekber"der; "Rahman Ekber" diyemez. Allahu Teâlâ'nın bütün isimleri güzeldir. Kur'an-ı Kerîm'de, "Allah'ın güzel isimleri vardır. O halde Allah'a o güzel isimlerle dua edin" (el-A'râf, 7/180); "De ki: "İster Allah deyip dua edin, ister Rahman deyip dua edin; hangisi ile dua ederseniz edin, onun güzel isimleri vardır '' (el-İsrâ, 1 7/110) buyurulmuştur Peygamber efendimiz de bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: "Allahu Teâlâ'nın doksan dokuz ismi vardır. O isimleri kim ezberlerse (sayar, manasını anlar ve şuûruna ererse) cennete gider. şüphesiz, Allah tektir ve tek olmayı sever" (Buhârî, Daavât, 68). Allahu Teâlâ'nın isimleri doksandokuz isimden ibaret değildir. O'nun ayet ve hadislerde gecen başka isimleride vardır. Yalnız Tirmizî ve İbn Mâce'de geçen bir hadiste bu doksandokuz isim teker teker sayılmıştır |
| | |
| | #8 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680 İtibar Gücü: 31 | Peygamber efendimiz de bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: "Allahu Teâlâ'nın doksan dokuz ismi vardır. O isimleri kim ezberlerse (sayar, manasını anlar ve şuûruna ererse) cennete gider. şüphesiz, Allah tektir ve tek olmayı sever" (Buhârî, Daavât, 68). Allahu Teâlâ'nın isimleri doksandokuz isimden ibaret değildir. O'nun ayet ve hadislerde gecen başka isimleride vardır. Yalnız Tirmizî ve İbn Mâce'de geçen bir hadiste bu doksandokuz isim teker teker sayılmıştır.. İslâm'a girecek kişi, "Lâ ilâhe İllâllah" der; "Lâ ilâhe illarahman" demez. Namaza başlarken, "Allahü Ekber"der; "Rahman Ekber" diyemez. Allahu Teâlâ'nın bütün isimleri güzeldir. Kur'an-ı Kerîm'de, "Allah'ın güzel isimleri vardır. O halde Allah'a o güzel isimlerle dua edin" (el-A'râf, 7/180); "De ki: "İster Allah deyip dua edin, ister Rahman deyip dua edin; hangisi ile dua ederseniz edin, onun güzel isimleri vardır '' (el-İsrâ, 1 7/110) buyurulmuştur |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Osmanlica Fİlm İsİmlerİ | anibus_rocker | E-mail Kutunuz | 4 | 01-10-2007 01:23 |
| güldüren köy ısımlerı | hilebaz | Mizah & Eğlence | 11 | 04-09-2007 18:30 |
| unlulerın gercek ısımlerı | hilebaz | Magazin Haberleri | 11 | 30-06-2007 22:49 |
| EN ÇOK ARANAN BEBEK İSİMLERİ VE ANLAMLARI | GiRL_Léé | Bilelim Öğrenelim | 90 | 25-08-2006 19:20 |
| ŞEHİRLERİN İSİMLERİ NERDEN GELİYOR | PariLine_ | Türkiye Hakkında - Genel - | 1 | 01-06-2006 18:59 |