HIZLI ARAMA
| Dini Konular İnanca dair herşey bu forumda konuşuluyor. |
![]() |
| | #301 (permalink) | |
![]() mutLuLuğu'm'sun! Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 18
Mesajlar: 4.062 İtibar Gücü: 38 | Alıntı:
Sorduğunuz sorunun tam olarak cevabını bulamadım..Ancak söyleyebileceğim şu ki; Buhari ve Müslim'de rivayet edilen hadislerde, Peygamber Efendimiz (a.s.m.) dövme yapmayı ve yaptırmayı yasaklamış, bunları yaptıranın İlahi rahmete liyakatini kaybettiklerini bildirmiştir... araştırmaya devam edicem inşallah.. | |
| | |
| | #302 (permalink) | |
![]() mutLuLuğu'm'sun! Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 18
Mesajlar: 4.062 İtibar Gücü: 38 | Alıntı:
suphanerabbialala : Büyüklük ve Yücelik sadece Ona ait olan Rabbimi bütün noksanlardan tenzih edip yüceltirim suphanerabbialazim: Büyüklük ve azamet sadece Ona ait olan Rabbimi bütün noksanlardan tenzih edip yüceltirim. semiallahulimenhamide: Allah kişinin hamdini işitir. rabbenakemelhamd: Rabbimiz hamdimiz Sanadır. Namazda aklımız çok çeşitli yerlere kayabiliyor.Bundan kurtulmanın en iyi yollarından biri hayır düşünmeye çalışmak ya da namazn huşusunu bozmayacak şekilde anlamlarını düşünerek kılmaktır diye düşünüyorum. sağolasın sayende biz de öğrenmiş olduk.. vesselam. | |
| | |
| | #303 (permalink) | |
![]() Bir Gün Anlarsın Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 24
Mesajlar: 3.429 İtibar Gücü: 51 | Bunu cevaplarım, diğerleri sizin. Nerde bu millet? Haç çıkarmak birçok sitede anlatıldığı gibi değildir. ![]() Hz. Meryem annemizden gelmiştir. O babasız bir evlat dünyaya getirdiği için, halkı ona; "Bu nereden?" diye sormuştur. Mevla teala'da kendisine susma orucu verdiği için, konuşamamış ve eli ile anlatmaya çalışmıştır. "Sağımdaki ve solumdaki melek şahittir ki, karnımdaki alnımın yazısıdır." demektir. Alıntı:
| |
| | |
| | #304 (permalink) | |
![]() zє๓ђєгi Kayıt: 12.05.2009
Mesajlar: 320 İtibar Gücü: 15 | Alıntı:
Mezheblerin Birleştirilmesi / Karıştırılması; “Telfik” İnsanların kafasına takılan sorulardan bir tanesi de birkaç mezhebin hükümleriyle aynı anda amel etmenin mümkün olup olmadığıdır? Mesela bazı kimseler mezhebleri birleştirmek adına, iki mezhebin birbirine zıt hükümleriyle amel edip telfik yapıyorlar. Bu caiz midir? İlk önce ‘telfik’ kelimesini açıklamakta fayda vardır. Telfik lügatta; kumaşın iki parçasını dikmek, uydurmak, eli boş dönmek ve katılmak gibi manalara gelmektedir. Usul-i Fıkıhta ise; taklit yoluyla bir meselede iki veya daha fazla mezhebin farklı hükümlerini birleştirerek tatbik etmek şeklinde tarif edilmiştir. Yapılan bir telfik, icmaya muhalif ise caiz değildir. Mesela; İmam-ı Malik'e göre, nikahın rüknü kızın velisinin iznidir ve şahid bulundurmak da müstehaptır. Hanefi mezhebine göre; iki şahid nikahın rüknüdür ve velisinin izni şart değildir. Buna göre bir kimse, Hanefi mezhebinin içtihadını, şahid konusunda da İmam-ı Malik'i taklid ettiğini iddia ederek; "Hem velisinin izni olmadan hem de şahit bulundurmadan." evlendiğini söylerse bu caiz değildir. Yani, İmam-ı Malik'e göre şahitsiz ve Hanefi mezhebine göre velisiz nikahı akdederse sahih olmaz. Çünkü böyle bir nikah ne Hanefi mezhebine göre, ne Şafii mezhebine göre ve ne de İmam-ı Malike göre akdedilmiş sayılmaz. Zamanın Değişmesiyle Hüküm Değişir mi? Bir takım kimseler “Zamanın değişmesiyle hükümler de değişebilir” diyorlar, bilindiği gibi İslam dininin dört ana kaynağı vardır. Bunlar; kitap, sünnet, icma ve kıyastır. Kur'an-ı Kerimde her hangi bir meselenin hükmü belirtilmişse, o hükümle kesinlikle amel edilmesi lazımdır. Sünnet ise Hz. Peygamber (sav)'in söz, fiil ve söylenmiş veya yapılmış bir şeye müdahalede bulunmamasıdır. İcma ise müçtehid ve alimlerin her hangi bir konu üzerinde ittifak etmeleridir. Kıyas; hakkında ayet, hadis ve icma gibi hükümlerin olmadığı her hangi bir meseleyi, belirlenmiş bir meseleyle aralarındaki illet (sebeb) dolayısıyla benzeterek hüküm çıkarmaktır. İslam dini bunlara ilaveten örf ve adetlere de yer vermektedir. Kur'an ve sünnette hükmü belirtilmeyen her hangi bir meselenin hükme bağlanmamasında, Kur'an ve sünnete muhalefet etmeyen örf ve adetlere müracaat edilir. Buna göre örf ve adetle hükme bağlanan her hangi bir husus zaman geçipte örf ve adet değişirse o hüküm de değişir. Burada açıklandığı gibi, zamanın değişmesiyle Kur'an ve sünnetin hükmü değişmez. Sadece Kur'an ve sünnete muhalefet etmeyen örf ve adetlerin hükmü zamana göre değişebilir. Yalnız Kur’an’la Amel Etmek Bazı insanları görüyoruz ki, yalnız Kur'an-ı Kerimin getirdiği İlâhî hükümleri kabul edip, dinin diğer temel kaynakları olan sünnet, icma ve kıyas'ı reddediyorlar. Maksatları ise halkın itikadını bozmak ve saptırmaktan ibarettir. Bunlar, Kur'an'ı tek mezheb kabul edip, Hz. Peygamber (sav)'in sünnetini ve İslâm'ın diğer delillerini hafife alırken işlerine gelen hadisleri kabul edip, gelmeyenleri reddederler. Şuurlu müslümanları aldatamadıkları gibi takdir de göremezler. Malumdur ki, müslümanlar Kur'an-ı Kerim'de nazil olan İlâhî hükümlere inanıp onlara uymaya mecbur oldukları gibi, hadislerle buyrulan dinî hükümleri de kabul etmeye mecburdurlar. Bunlar asırlardan beri tefsir, hadis, fıkıh ve diğer sahalarda yazılmış olan bütün ilim ve fikir ehlinin takdirini kazanan çok kıymetli eserleri hiç dikkate almazlar. Evet, Kur'an-ı Kerim'in gölgesine sığınarak yanlış yönlendirmede bulunan bir kimse, hiç olmazsa şunu bilmelidir ki, bir müslüman ne kadar bilgisiz de olsa Kur'an'ı Kerim'in Allah kelamı olduğuna katiyyen şüphe ve tereddütü olmadığı gibi sünnet-i seniyyenin de İslâm'ın ikinci bir delili ve dayanak noktası olduğunu kesin olarak bilir ve öyle de inanır. Şu halde; "İslâm dininin esası yalnız Kur'an'dır, biz yalnız onda olan hükümler ile amel ederiz, onun haram dediğine haram, helal dediğine helal deriz." diyerek sünneti dikkate almamak ona kıymet vermemek, Hz. Peygamber (sav)'in değerini ve görevini idrak etmemektir. Kur'an'ı tebliğ eden ve en başta tefsir eden O'dur. Peygamberimiz (sav) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır: "Ey İnsanlar! Size iki şey bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarılırsanız, hiçbir zaman dalalete düşmezsiniz. Onlar; Allah'ın kitabı ve peygamberinin sünnetidir." (İmam Malik) Ulemanın bir kısmı şöyle demiştir: "Sünnetin getirdiği her hükmün, uzak veya yakın, Kur'an’da aslı vardır. Sünnet, sonuçta Kur'an'a ulaştırır. Onun öz halinde anlattığını açıklar, anlaşılmayan konuları ise açığa kavuşturur." Bazı alimler; Kur'an ile yetinme fikrine sahip olanların sünnetten ayrılan nasipsiz kişiler olduğunu söyledikten sonra; "Bid'at ehlinden bir çoğu hadisi terk edip Allah'ın kitabını yanlış yorumlayarak hem kendileri sapıttı, hem de başkalarını sapıttırdılar." demişlerdir. Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede Hz. Peygamber (sav) hakkında şöyle buyurmuştur: "O kendiliğinden konuşmamaktadır." (Necm; 3) Allah-u Zülcelal başka bir ayet-i kerimede ise şöyle buyurmuştur: "Resulüm size neyi verdiyse (ve emrettiyse) onu alıp yapın, neden nehyetti ise ondan da sakının." (Haşr; 7) Bazı müfessirler bu ayet-i kerimeyi şöyle tefsir etmişlerdir: "Peygamber size her ne verdiyse onu alın, almayın dediğini almayın, yapmayın dediğini yapmayın ve Allah'tan korkun da Allah'ın ve Peygamberin emirlerine karşı gelmekten ve birbirinizin hakkını yemekten, hıyanet eylemekten sakının..." Şu hale göre Kur'an ve sünnetten birini ihmal etmek, İslâm dinini anlamamaktan doğan bir hastalıktır ve bir dalalettir, dinin aslından sapmadır. Kaynak: Bu yazının hazırlanmasında, “Asrımız Meselelerine Fetvalar”, (Seyda Muhammed Konyevi, Reyhani Yayınları, Konya, 2003.) adlı kitaptan istifade edilmiştir. SÜLEYMAN KARAKAŞ | |
| | |
| | #305 (permalink) | |
![]() zє๓ђєгi Kayıt: 12.05.2009
Mesajlar: 320 İtibar Gücü: 15 | Alıntı:
Hayatta bulunan veya vefat etmiş bir mü'min için para karşılığı Kur'an okutmak caiz değildir. Ücretle okunacak Kur'an'a sevap hasıl olmaz ki başkasına bağışlayabilsin. Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde, "Kur'an'ı okuyunuz, fakat onun karşılığında (bir ücret alıp) yemeyiniz" buyurmuştur. (Hukuk-ı İslâmiye ve İstılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, c. 5, s. 190-191) Esasen bu mevzu üzerinde alimlerden bir kısmı tarafından ihtilaf vaki olmuştur. Şam Müftüsü Mahmud Hamza, ücretle Kur'an okumayı tecviz etmiş; belirtilen ücretin alınabileceğini, ücret belirtilmemiş olursa ecr-i misil olarak kırk dirhemin verilmesini beyan etmiştir. Bu fikirlerin hülasası "Ref'ul-ğışave an cevazi ahzil ücreti alettilâve" adlı bir risalede toplanmıştır. İbni Abidin merhum ise bunun aksi olan bir görüşü müdafaa etmiş ve okunan Kur'an karşılığında ücret almanın caiz olmadığını "Şifaü'l-alîl" ve bellül-ğalil fi hukmi'l-vasiyyeti bi-hatemât-i ve't-tehlîl" adlı risalesinde açıklamıştır. (Hukuk-ı İslâmiye ve Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, c. 5, s. 191) Hatta bu mevzuda yapılacak vasiyetin caiz olmadığını, Kur'an okuyarak para alanın da parayı verenin de günahkâr olacaklarını ifade etmiştir. (İbni Abidin, c. 1, s. 687) Taat ve ibadetler hususunda adam kiralamanın caiz olmadığında, Hanefi kitapları ittifak etmişlerdir. Ücret karşılığında Kur'an öğretmeye, Kur'an'ın zayi olmaması için dini bir zaruret bulunmaktadır. Bu sebeple, Belh uleması fetva vermişlerdir. Aynı illete dayanarak ücretle imamlık ve müezzinlik yapmaya müsaade edildiği tasrih edilmektedir. Zaruret olunca mahzurların mubah olacağına dair fıkıh kaidesi, ilim erbabın meçhulü değildir. Kur'an-ı Kerim okumanın büyük bir sevaba vesile olduğu hususunda en küçük bir şüphe yoktur. Ancak, Kur'an okuması için para ile adam kiralamak sahih değildir. Kiralama, menfaatin satışı içindir. Kur'an okuyan için sevaptan başka bir menfaat yoktur. Sevabın satışı ise sahih değildir. Kiralama, menfaatin müstecire satılmasıdır. Sevabın ona verildiği ise malum değildir. Bir kimse, kendisi veya ölmüşlerin birisine hatim indirilmesi için bir şahsı kiralasa, caiz olmaz. Zira sevabın hasıl olduğu bilinmediğine göre, okuyana ücret vermek gerekmez. Okuyana sevap hasıl olduğu bilinse bile onun para karşılığında satışı sahih değildir. (Fetava-i Hamidiyye, c. 2, s. 118) Tac'üş-Şeria, Hidaye adlı kitabın şerhinde şöyle demiştir; "Ücretle Kur'an okumada ne ölen kimse için ne de okuyan şahıs için sevabı hak etme yoktur." Hidaye sarihi Aynî, "Dünya için (Kur'an) okuyan men olunur. (Ücret) alan da veren de günahkârdır" (İbni Abidin, c. 5, s. 47) demiştir. Sevap hasıl olmasının şartı, Allah (cc) için ihlas ile okumaktır. Ücretle Kur'an okuyan kimse, ancak para için okumaktadır, yoksa Allah (cc) rızası için okumuş değildir. Şayet o kimse, kendisini kiralamış olan kimsenin para vermeyeceğini bilmiş olsa, onun için bir harf bile okumaz. (Fetava-i Hamidiyye, c. 2, s. 118) Onlar, Kur'an-ı Kerim'i, kendileri için kazanç yolu yapmışlar ve dünya servetini toplamaya vesile kılmışlardır. (İbni Abidin, c. 5, s. 47) Bazı kimseler, ücret almanın caiz olacağına dair bir misal vermektedirler: Peygamber Efendimiz (sav)'in zamanında ashabtan bazıları, hastalanmış bir kimseye okumak için çağrılmışlar ve bunun için bir bölük koyun almışlardır. Peygamber Efendimiz (sav)'e bunu sorduklarında, "Ücret aldığınız şeylerin en haklısı Allah'ın Kitabı üzerine aldığınızdır" buyurmuştu. Bu vak'ayı kıyas noktası yaparak ücretle Kur'an okumanın caiz olacağına hüküm vermektedirler. Halbuki bu okuyuş, şifa talebi için okumaktır. Kur'an'ı ücretle okumak bundan ayrı bir husustur. Çünkü bunda sevap satışı vardır ki, caiz olmayan husus da budur. (Fetava-i Hamidiyye, c. 2, s. 119) Hulasa ve Nevazil adlı kitaplarda şöyle açıklanmaktadır: "Bir adam, Kur'an okuyan bir kimseye, kabrinin başında Kur'an-ı Kerim'den bir şey okumayı vasiyet etse, bu vasiyet batıldır. Böyle bir vasiyet bid'attir. Seleften ve haleften hiçbir kimseden böyle bir kiralamanın caiz olduğuna dair bir rivayet naklolunmamıştır. (Berika, c. 4, s. 325-326) Ölmüş bir kimsenin ruhu için yetmiş bin kelime-i tevhid hatmi yapmakta ölü için fayda var mıdır? Bunda en küçük bir tereddüt yoktur. Ancak okuyanların para karşılığı okumamaları gerekir. Bunda para almanın yasaklığının illeti, ücretle Kur'an okumanın yasaklığındaki illettir. | |
| | |
| | #306 (permalink) |
![]() Bir Gün Anlarsın Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 24
Mesajlar: 3.429 İtibar Gücü: 51 | Bu alıntının kaynağı neresi? Bir kabile reisini yılan soktu. Eshab-ı kiramdan biri Fatiha suresini okuyunca, ALLAHü teâlânın izni ile hasta şifaya kavuştu. Kabile reisi, bir sürü koyun hediye etti. Sahabi, caiz olup olmadığını bilmediği için Peygamber efendimize sordu. Resulullah, (Ne okudun?) buyurdu. O da, Fatiha suresini okuduğunu bildirince, Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Fatihanın şifa olduğunu nereden bildin? O koyunları al, yanındakilere pay et!) [B.Arifin] Alıntı : Fatiha Suresi Tefsiri |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| sorular ve cevaplarla Merveli... | yusuf | 2de1 Röportaj | 44 | 07-08-2007 19:15 |
| soru... | aemermer | Bilmeceler & Zekâ Soruları | 15 | 24-06-2007 03:10 |
| soru ? | swindler | Webmaster Genel | 2 | 06-07-2006 13:28 |
| Soru | **Zerd@** | Hikayeler ve Efsaneler | 4 | 14-05-2006 03:30 |