HIZLI ARAMA
| Dini Konular İnanca dair herşey bu forumda konuşuluyor. |
![]() |
| | #261 (permalink) |
![]() ' yokum ' Kayıt: 05.05.2007 Yaş: 19
Mesajlar: 950 İtibar Gücü: 11 | Rahman razı olsun cümlenizden..... |
| | |
| | #262 (permalink) |
![]() //YoRuMsUz\\ Kayıt: 04.08.2007 Yaş: 25
Mesajlar: 727 İtibar Gücü: 11 | Dua etme arzusu oluncaSual: Bazen içimde dua etme arzusu doğuyor. Her seferinde dua etmemde mahzur var mıdır? CEVAP Dua etmekte mahzur olmaz. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: İstemek, kavuşmanın müjdecisidir. Yanıp yakılmak da, kavuşmanın başlangıcı demektir. Büyükler (Vermek istemeseydi, istek vermezdi) buyuruyor. (m.61) Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki: (Dua etme arzusu gelince, dua edin. Çünkü bu, duanın kabul olacağına alamettir.) [Tirmizi] (Allahü teâlâ birine dua etmesini takdir etmişse, kabul etmeyi de takdir etmiştir.) [Ebu Nuaym] __________________ |
| | |
| | #263 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 64 | S.a sorularımız varsa sorularımızı veya verecek cevaplar varsa onları bu başlıkta toplayalım mümkünse... sorucevap niteliğinde olan .paylaşımların...insanların öğrenmek için baktıkları bu başlıkta olması daha uygun... kalem20 konuyu buraya taşıdım... Allah herkesten Razı olsun |
| | |
| | #264 (permalink) |
| Kayıt: 13.08.2007
Mesajlar: 9 İtibar Gücü: 0 | s.a arkdaşlar _göz zinasında suç bayandamı erkektemidir ? en cok hangisindedir ? _hayatı kötülük yapmakla gecen biri askerde sehit olursa cennete mi gider ? |
| | |
| | #265 (permalink) | |
![]() Tevekkeltü Alallah..! Kayıt: 03.08.2007 Yaş: 24
Mesajlar: 2.899 İtibar Gücü: 24 | Alıntı:
lakın kadın acık sacık gıyınmıs mılletın nazarını cekıyr sekılde ıse... hem kendısı hemde o bakan gunah kazanır... ayrıca kadın bır gunahın kazanılmasına sebeb oldugu ıcın gunah yuku ıyıce artar... ayrıca kendısınden sorumlu olanlarda o kadın yuzunden gunah kazanır.. annesı babası... gıbı... Allah için savasan ve ölen şehittir... lakın o kısının ımanlı olması... Allah ıcın savasıyor olması... gerekmektedır.. ayrıca bogularak yanarak dogum sırasında karın agrısından...vs ölenlerde yine şehittir... | |
| | |
| | #266 (permalink) |
| Kayıt: 13.08.2007
Mesajlar: 9 İtibar Gücü: 0 | aydınlattıgın ıcn tskler allah razı olsun ... |
| | |
| | #267 (permalink) |
![]() ' yokum ' Kayıt: 05.05.2007 Yaş: 19
Mesajlar: 950 İtibar Gücü: 11 | selamun aleyküm dostlar... vefat eden kişinin mezarını süslemek;mermer yaptırmak vs...hükmü nedir dinen.....? |
| | |
| | #268 (permalink) |
![]() Tevekkeltü Alallah..! Kayıt: 03.08.2007 Yaş: 24
Mesajlar: 2.899 İtibar Gücü: 24 | Kabir ve Makbereler Kabirleri ve kabristanları (mezarlıkları) güzel korumak, temiz tutmak ve ağaçlarla süslemek, hayatta olanlar için bir görevdir. Kabirleri çiğneyip üzerlerinden geçmek mekruhtur. Böyle bir davranış ölü hakkında bir saygısızlıktır. Onların haklarını çiğnemek gibidir. Onun için böyle yapmaktan mümkün olduğu kadar sakınmalıdır. Fakat mezarlığa ait başka bir yol bulunmayınca, Kur'an okumak, tesbihde bulunmak ve dua etmek şartı ile, kabirlerin aralarından ve üzerlerinden yürüyüp gitmekte ve kabirlerin kenarlarına oturmakta kerahet bulunmadığını söyleyenler vardır. Bir kabristan ne kadar eski olursa olsun ve ne kadar ihtiyaç dışı bulunursa bulunsun, yine kabristan olarak korunması gerekir. Böyle bir kabristanı satmak veya üzerinde herhangi bir tesis kurmak, içinde bulunan ölü kemiklerini ve topraklarını başka bir mezarlığa götürmek caiz görülmektedir. Ölülerin hakları, dirilerin hakları kadar, belki ondan daha fazla saklıdır. Bu hakları gözetmek insaniyet için yapılması gereken bir görevdir. Geçmişlerinin haklarını gözetmeyen bir nesil, kendi evlâd ve torunlarından ne yüzle korunma hakkı bekleyebilir? Su basmakta olan veya yabancı bir millet elinde kalan bir mezarlığı başka bir yere taşımak caiz görülmüştür. Böyle bir mezarlığı mümkün olduğu kadar korumaya çalışmalıdır. Bir cenaze kabre konulup üzerine toprak atıldıktan sonra artık kabri açılmaz, kabrinden çıkarılmaz. Bu caiz değildir. Artık yüce Allah'a teslim edilmiş ve cemaatın ellerinden çıkmış olur. Ancak bir mecburiyet hali bulunursa olabilir. Şöyle ki: Bir cenaze haksızlıkla ele geçirilmiş (gasbedilmiş) bir yere gömülse veya başkasına ait elbiselerle kefenlenerek gömülse veya satın alınıp gömüldüğü yere şuf'a (komşuluk) yolu ile bir kimse sahib çıksa, cenazenin çıkarılması caiz olur. Çıkarılmadığı takdirde, yer sahibi kabri düzelterek üzerine dilediği şeyi ekebilir. Elbise sahibi de, elbisenin kıymetini almakla yetinir. Yine, Cemaattan birinin bir eşyası kabre düşmüş olsa, ölüye dokunmaksızın kabrinin toprakları açılarak o eşya çıkarılır, bunda bir sakınca yoktur. Çünkü o malın bir değeri vardır. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, malları yok etmekten insanları yasaklamıştır. Bir malın boş yere mezarda kalması, değeri olan bir malı yok etmekten başka bir şey değildir. İşte bu esasa ve hikmete dayanarak kabirlerin süslenmesi, kabirlerde mum ve kandil yakılması da uygun görülmeyip israf sayılmaktadır. Ancak çevresindeki bir yolu aydınlatmak için mezarlıkta lâmba yakılabilir. İşte İslâm dininin mala verdiği kıymet! İşte her davranışın bir şuura ve bir yarara dayanmasını isteyen bu İlahî dindeki büyük hikmet!... Kabirlerin yanında uyumak, çevrelerini kirletmek, yaş ağaçlarını ve otlarını kesip koparmak mekruhtur. Mezarlıktaki ağaçlar ve otlar yaş bulundukça bir nevi hayat sahibidirler. Bunlar yaratılış halleri ile Yüce Allah'ı tesbih ederler. Bu sebeble orada yatmış bulunan iman sahiblerinin Allah'ın rahmetine kavuşacakları umulur. Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz bir kabristanda bulunan iki mezar sahibinin azab çekmekte olduklarını anlamışlar. Mübarek ellerine aldıkları yapraksız bir yaş hurma dalını ikiye bölüp bir kısmını bir kabrin ve diğerini de öbür kabrin başına dikmiş ve: "Umulur ki, bunlar kuruyuncaya kadar, bu kabir sahiblerinin çekmekte oldukları azab hafifleyecek," buyurmuşlardır. Bunun içindir ki, bazı yerlerde kabirlerin üzerlerine Mersin ağaç dallarını koymak âdet olmuştur. Fakat bu hususta asıl olan, yaş ağaçların dikilmesidir. İmam Buharî'nin hadis kitabını açıklayan merhum Aynî'nin dediği gibi, "Kabirlerin üzerine sadece yaş dalları, güzel kokulu çiçekleri ve yeşillikleri koymak bir şey değildir. Sünnet olan ağaç dikmektir." Ağaçların sağlık bakımından da yararları bilinmektedir. Gerçekte kabirlerin üzerine birkaç parça gül, reyhan gibi yaş çiçekler de konulabilir. Fakat bu hususta israf edilmesi, boşuna solup gidecek geçici çiçeklere birçok paralar harcanması uygun görülemez. Hele başka milletleri taklit sebebi ile olursa, bu asla caiz olamaz. Kabirleri haftada bir gün, özellikle cuma ve cumartesi günleri, ziyaret etmek erkekler için mendubdur. Salih kimselerin kabirleri teberrük için ziyaret edilir. Uzak bir yerde bulunmuş olsalar dahi, bu yolculuğa katlanmak mendubdur. Yaşlı kadınlar da ibret almak için, teberrükte bulunmak için mezarları ziyaret edebilirler, bunda bir sakınca yoktur. Bir fitne korkusu halinde ziyaretleri doğru olmaz. Ziyaretçi, ayakta kıbleye doğru veya ölünün yüzüne karşı durarak dua etmeli ve şöyle demelidir. "Esselâmü aleyküm, ey müminler yurdunun sakinleri! Bizler de inşallah sizlere kavuşacağız. Yüce Allah'dan bizim ve sizin için afiyet (her türlü kederden selâmet) dilerim." Peygamber Efendimiz (Medine'deki) Baki mezarlığını ziyaret ederken böyle selâm verirlerdi. Kur'an okuyacak kimsenin, kabir kenarında oturmasında, tercih edilen görüşe göre, kerahet yoklur. Oturup "Yasîn" suresini okumak da çok sevabdır. Bu yüzden Allah Tealâ'nın ölülerimize kolaylık vereceği, okuyana da, ölüler sayısınca sevab yazılacağı İmam Ali'den ve Hazret-i Enes'den (Radiyallahu Anhüma) rivayet olunmuştur. Kabirlerin üzerine oda veya kubbe gibi şeylerin yapılması ve yazı yazılması, İmam Ebû Yusuf'a göre tahrimen mekruhtur. Bütün müslümanların yararına olarak vakfedilmiş veya ölülerin gömülmesi için bırakılmış olup kimsenin mülkiyetinde bulunmayan bir mezarlıkta ise, mezarlar üzerine bina yaparak başkalarının faydalanmasını engellemek haramdır. Bununla beraber alimlerden, iyi kimselerden ve yüksek mevki sahiblerinden olan zatların kabirleri kaybolmasın diye, yanlarına taş konmasında ve isimlerinin yazılmasında bir sakınca yoktur. Diğer ölülerin de eserleri kaybolmamak ve zillet halinden korunmak için başları ucuna birer taş dikilip isimlerinin yazılmasında bir sakınca görmeyenler vardır. Hiç bir zaman bu taşlara âyet-i kerime yazılmamalıdır. Çünkü zamanla taşların kırılıp dökülmesi mümkündür. (Malikîlere göre, kabir üzerine Kur'an yazılması haramdır. Ölünün adı ile ölüm tarihinin yazılması mekruhtur. Şafiîlere göre, bunlara, ne türlü olursa, olsun, yazı yazmak mekruhtur. Ancak bir alimin veya salih bir kimsenin adını ve kendini tanıtacak bir vasfını yazmak mendubdur. Hanbelîlere göre, herhangi bir ayırım olmaksızın yazı yazmak mekruhtur.) Bir kimseye, öldüğü ev içindeki bir yere gömmek mekruhtur. Çünkü böyle bir işlem ancak Peygamberlere özel olan bir iştir. Yer altında mahzenler yapıp ölüleri oralara tabutlarla koymak, birçok sakınca sebebiyle mekruh görülmüştür. Bu yerlere "Füseka" denilir. Bir ölünün cesedi tamamen toprak kesilip kemikleri de kalmamış olmadıkça, onun kabri açılarak yerine başkası gömülemez. Fakat başka bir yer bulunamayınca, ölünün kemikleri toplanır ve oraya gömülecek olanla kendi arasına topraktan veya kerpiçten bir engel konur. Bir ölü yanlışlıkla kıbleye aykırı bir şekilde gömülmüş olsa, bundan dolayı kabri açılmaz. Çünkü cenazenin sağ tarafına yatırılarak kıbleye doğru bulundurulması bir sünnettir. Buna riayet edilmediğinden dolayı kabri açmak uygun olmaz. Bir zaruret bulunmadıkça, birkaç cenazeyi bir mezara koymak caiz değildir. Zaruret halinde ise konulur. Aralarına da bir engel (perde) olsun diye toprak doldurulur. Uhud şehidleri böyle gömülmüşlerdir. Cabir İbni Abdullah (Radıyallahu Anhüma) demiştir: "Uhud savaşında ilk şehid olan zat, benim babam idi. Onu, diğer bir şehidle (Amr İbnu'l Cümuh ile) beraber bir kabirde bırakmaya gönlüm razı olmadı. Altı ay sonra kabri açtım. Babamı, kulağından başka, sanki kabre koyduğum gündeki gibi taptaze bir halde buldum ve onu çıkarıp başka bir kabire yalnızca gömdüm." İslâm yurdunda bulunan gayri müslimlerin mezarlarına da tecavüz edilemez. Çünkü onlara hayatlarında eziyet verilmesi haram olduğu gibi, öldükten sonra da kabirlerine tecavüz etmek, kemiklerini kırmak ve yerlerini dümdüz etmek haramdır. Onlarla bir sözleşme yapılmıştır, bu sözleşmeye her halde riayet etmek gerekir. Fakat yeni fethedilen bir yerde, ihtiyaç görülürse, müslüman olmayanlarırı kabirlerini açmak ve kemiklerini kaldırıp yerlerini başka bir hizmete ayırmakta bir sakınca yoktur. |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| sorular ve cevaplarla Merveli... | yusuf | 2de1 Röportaj | 44 | 07-08-2007 19:15 |
| soru... | aemermer | Bilmeceler & Zekâ Soruları | 15 | 24-06-2007 03:10 |
| soru ? | swindler | Webmaster Genel | 2 | 06-07-2006 13:28 |
| Soru | **Zerd@** | Hikayeler ve Efsaneler | 4 | 14-05-2006 03:30 |