HIZLI ARAMA
| Dini Konular İnanca dair herşey bu forumda konuşuluyor. |
![]() |
| | #191 (permalink) | |
![]() Tevekkeltü Alallah..! Kayıt: 03.08.2007 Yaş: 24
Mesajlar: 2.899 İtibar Gücü: 24 | Alıntı:
sunnet demek peygamberımızın halı ahvalı efalı oldugu ıcın... buda sunnet olmus oluıyor... lakın sunnetler arası ustunlukde vardır... bazı sunnetler bazı sunnetlere gore daha buyuk yada daha onemlıdır... burada da onemlı olan sunnet elbette namazların sunnetlerının tamamen kılınması.... | |
| | |
| | #192 (permalink) | |
![]() Bana Sevmeyi Anlat .. Kayıt: 09.08.2007
Mesajlar: 345 İtibar Gücü: 10 | Alıntı:
şafi mezhebinde sünnetler bazen kılınmayabiliniyorda ama bildiğim hanefiler sünnetide hep kılarlar bazen dörtte kılarlar ama ben hiç öyle kılmadım hanefi olmama rağmen. peki gerçekten doğru mu ki şafilerin sünetleri zaman zaman terketmeleri? bu aklıma takılmıyor değil araştırdığım kadarıyla zaman zaman sünnetlerti terkedebiliyorlar sonradan kaza yapıyorlar genelde.Annemden biliyorum. ama ne kadar doğru hala kesin bilemiyorum.![]() vesselam | |
| | |
| | #193 (permalink) |
![]() Tevekkeltü Alallah..! Kayıt: 03.08.2007 Yaş: 24
Mesajlar: 2.899 İtibar Gücü: 24 | Peygamberimizin s.a.v. 12 rekatlik revatib sünnetlerini düzenli olarak kıldığı sahih rivayetlerle gelmektedir. Bunlar: 2 rekat sabah namazı 4 rekat öğlenin ilk sünneti ve 2 rekat son sünneti 2 rekat akşamın son sünneti 2 rekat yatsının son sünneti Geceleri de sürekli aksatmadan 8 + 3 rekat kıldığı da sahih rivayetlerle sabittir. |
| | |
| | #194 (permalink) | |
![]() Bana Sevmeyi Anlat .. Kayıt: 09.08.2007
Mesajlar: 345 İtibar Gücü: 10 | Alıntı:
| |
| | |
| | #195 (permalink) |
![]() Tevekkeltü Alallah..! Kayıt: 03.08.2007 Yaş: 24
Mesajlar: 2.899 İtibar Gücü: 24 | Hanefilere göre yatsı namazından önce kılınan dört rekat namaz müekked olmayan (mendup) sünnetlerdendir. Yatsı namazından önce ve sonra tek bir selam ile kılınan dört rekatlık nafile namaz sünneti gayr-i müekkeddir. Bunun dayandığı delil Hz. Aişe (ra) den rivayet edilen şu hadisi şeriftir: "Hz. Peygamber (as), yatsıdan önce dört rekat nama kılar, sonra yatsı namazına müteakip kalkar, dört rekat daha namaz kılar, sonra yatardı.1 Namaz kılan kişi dilerse yatsıdan sonra iki rakat sünneti müekkede ile de iktifa edebilir. Bu içtihadın dayanağı daha önce geçen "Her kim gündüz ve gece on iki rekat namaz kılarsa kendisi için cennette bir ev bina edilir." hadisidir. Beş vakit namazdan önce ve sonra kılınan nâfilelerin bir kısmı sünnet-i müekkede, bir kısmı da sünnet-i gayr-ı müekkededir. İkinci kısma aynı zamanda müstehap ve mendup da denir. Bu nâfileler içinde en kuvvetli sünnet olan sabah namazından önce kılınan iki rekâttır. Bundan sonraki sünnetler efdaliyet sırasına göre şöyle zikredilmektedir: Akşam namazının iki rekât sünneti, öğlenin farzından sonra kılınan iki rekât sün sünnet ve yatsının farzından önce kılınan dört rekâtlık ilk sünnet. Bu sünnetlerin kılınmasını teşvik eden Peygamber Efendimiz (a.s.m.) bazılarının terki halinde de ikaz edici beyanlarda bulunmuşlardır. Meselâ sabah namazının sünneti hakkında, “Atın çiftesine maruz kalsanız da bu sünneti terk etmeyin” tarzında ikazda bulunmaktadır. Peygamber Efendimiz öğle namazının ilk sünneti hakkında, “Öğle namazının farzından önce dert rekâtı terk eden kimse şefaatime nâil olmaz” buyurmuştur. Hakkında ikazlar bulunan sünnetler müekked sünnetlerdir. Peygamber Efendimiz bu namazları hep kılmışlardır. Fakat aynı şeyler ikindi namazının sünneti ve yatsı namazının ilk sünneti için vâki değildir. İkindi namazının sünnetinin kılınması hakkında Peygamber Efendimizin teşvik edici mübarek sözleri mevcuttur. Fakat diğer sünnetlerde olduğu gibi, ikindi namazının sünnetinin terki halinde bir ikaz bulunmamaktadır. Sadece teşvik bulunmaktadır. Zaten ikindi namazının sünneti ile yatsı namazının ilk dört rekâtlık sünneti menduptur. S ünnet-i gayr-ı müekkede ve müstehap olarak da bilinen mendup, Peygamber Efendimizin ibadet maksadıyla ara sıra yaptığı, bazan yapıp, bazan terk ettiği işleridir. Sevabı çok olup işlenmesi teşvik edildiğinden de mendup denmiştir. Peygamber Efendimizin (a.s.m.) ikindi ve yatsının sünnetini kılış şekline gelince; Ebû Dâvud’ta rivayet edilen bir hadis-i şerife göre, Resul-i Ekrem Efendimiz ikindinin sünnetini dört rekât kılar, her iki rekâtın arasını da selâmla ayırırdı. Yine Hazret-i Âişe’nin rivayetine göre, “Resul-i Ekrem (a.s.m.) yatsının farzından önce dört rekât, farzından sonra da dört rekât kılar, sonra yatarlardı.” Peygamberimizin (a.s.m.) ikindi namazının sünnetini sadece iki rekât kıldığına dair rivayetler de mevcuttur. Neseî’nin Hz. Ali’den rivayetine göre, “Resulullah (a.s.m.) ikindi namazının farzından önce iki rekât kılardı.” Bu hadislere göre, ikindi ve yatsı namazından önce dörder rekât kılmak menduptur. Sevabı ve fazileti yüksek bir ibadettir. İmam Muhammed, ikindiden ve yatsıdan sonra kılınan sünnetlerde iki rekâtla dört rekât arasında serbest kalmıştır. Yani ikindi namazının sünneti iki rekât olarak da kılınabilir. Fakat Hanefi mezhebinin diğer imamları dört kılmayı efdal görmüşlerdir. Muhît isimli fıkıh kitabında yer aldığına göre Peygamber Efendimiz, ikindinin sünneti ile yatsının ilk dört rekât sünnetini devamlı olarak kılmamışlardır. Bazan dört kılmış, bazan iki kılmış, bazan da terk etmiş, hiç kılmamışlardır. Buna göre sevabı hatırı için her zaman kılmak mümkündür. Fakat gerek vaktin müsait olduğu, gerekse müsaadesizliği zamanında hem ikindinin, hem de yatsının ilk sünnetini kılmamak insana bir mes’uliyet getirmez. Kılmayan günaha girmez, mes’ul olmaz. Peygamberimiz her zaman kılmadığı için, “kılmamak da tarirî sünnet” olarak kabul edilebilir. Bununla beraber 4-5 dakikalık bir zamanı da böyle sevaplı bir sünnet için her zaman ayırabiliriz, kılabiliriz. |
| | |
| | #196 (permalink) |
![]() Bana Sevmeyi Anlat .. Kayıt: 09.08.2007
Mesajlar: 345 İtibar Gücü: 10 | Soru: --Bir insan İslam'ı biliyor, kendisi müslüman ama, namazlarında ihmalde bulunuyor. Ne dersiniz? --Namaz, oruç, hac, zekât veya diğer ibadetlerden bir tanesi yapılmadığı zaman, farz yerine getirilmediği zaman, Allah onu cezalandırır, günah yazar. Ama ne kadar ceza verecek, ne yapacak, kendisi bilir. Bazen bir küçük terbiyesizlikten dolayı, çatır çatır cehennemde yakar. Bazen de kulun gönlünün paklığından, temizliğinden dolayı affedebilir. Yalnız, fıkıh kitaplarında, itikad kitaplarında yazılan şudur ki: Bir insan ibadetleri yapmasa, inancı itikadı olsa, İslam'dan çıkmaz. Müslümandır ama, günahkâr, kusurlu, eksikli, suçlu müslümandır. İşi Allah'a kalmıştır. Sonradan tövbe edip doğru yola geldiği zaman, eğer Allah affederse, affeder. Affetmezse; o ihmali kadar cehennemde yanar, azabını görür. Ondan sonra, imanı dolayısıyla kurtulur amma, Peygamber Efendimiz SAS'in bir hadis-i şerifini bu sözümün arkasından hatırlatıvereyim; diyor ki: "Cenenneme düşmemeğe çalışın!.." Çünkü, cehenneme insan bir kere düştü mü, sonunda çıkacak bile olsa, --öyle bir şeyler söylüyor ki Peygamber Efendimiz, hesaplıyoruz-- milyonlarca sene kalıyor. En aşağı ikiyüzelli sene sene kalıyor. Sonra, cehennemdeki azabları küçük görmemek lâzım!.. Cehennemde meselâ, cehennem ehlinin zakkum yiyeceği söyleniyor. Zakkumun dünyada bile zehir olduğunu artık gazetelerden anladınız. "Cehennemin zakkumundan bir damla dünya denizlerine damlasaydı, bütün dünya denizlerini zehir gibi acı yapardı." diye bildiriyor Peygamber Efendimiz... Cehennemde onu böyle, sabah akşam yiyen bir insanın ne ızdırab çekeceğini, ne azaplar göreceğini tahmin edebilirsiniz. O bakımdan cehenneme düşmeyecek şekilde tedbir almak, akıllı insanların yapması gereken doğru iştir. Cenneti kazanmak için çalışmak çabalamak, akıllı insanların işidir. Günaha ancak cahiller cesaret eder. Yoksa, "Günahın büyüğü küçüğü olmaz!" diyor bazı büyüklerimiz... Çünkü, günahı kime karşı yapıyorsun? Kime asi geliyorsun? Allah'a... Asi geldikten sonra, bakarsın Allah bir sille tokat indirtir ki, helâk olursun!.. İnsanın malına geliyor, arabasına geliyor, evine geliyor... Vücuduna amansız hastalık geliyor. O zaman diyar diyar şifa arıyor, çare arıyor. "Bunun çaresi nedir?" diye gözyaşları içinde arıyor. Sen ilkönce edepsizlik yaptın, bu ceza ondan geldi. Onun için dünyada da çeker, ahirette de çeker. Bu hususlarda hiç bir kimse gevşek olmasın |
| | |
| | #197 (permalink) |
![]() Bana Sevmeyi Anlat .. Kayıt: 09.08.2007
Mesajlar: 345 İtibar Gücü: 10 | Soru: --Kıldığım namazdan feyz alamıyorum; ne tavsiye edersiniz? --Feyz almak için çok şeyler lâzım; başta, lokmanın helâl olması lâzım!.. Haram lokma ile feyizli ibadet yapılmaz. Lokma haram... Midesinde duruyor... Allah sevmez ki!.. Sevilmeyen bir kimse senin kapına gelmiş, kapıyı çalmış, içeri girmek istiyor. Nasıl bakarsın? Düşün, ordan anla! Lokma helâl olacak; bir... Abdesti tamam olacak; iki... Yüznumaraya gidiyorlar, doğru düzgün istibrâ, istincâ olmuyor. Üstleri, başları temiz olmuyor. Paçalı pantolonların paçaları yerleri süpürüyor. Şimdi bizim pantolonlarımızın hepsi, --moda dolayısıyla-- paçaları arkadan yerleri süpürür. Temiz şeyler gelir, pis şeyler gelir. Elbisesi temiz olmayınca, namaza tesir eder. Bilgisi az, söylediği söz hakkında bilgisi yok, tekbir hakkında bilgisi yok... Tabii ordan huzur alamaz. Onun için bir kere helâl lokma yesin!.. Ondan sonra, abdestini düzgün alsın!.. Ordan başlıyor iş... Dualarını yapa yapa güzel abdest alsın!.. Temiz olsun; hem kalbi temiz olsun, hem elbisesi temiz olsun!.. Ondan sonra, biraz dinî bilgi sahibi olsun, dinî kitapları okusun!.. "Allahu ekber" ne demek, "Sübhânallah" ne demek? Fâtihâ'nın mânâsı ne, İhlâs'ın mânâsı ne?. Namazda rükû ne oluyor, secde ne oluyor; bunları düşünsün tefekkür eylesin!.. O zaman inşaallah feyzini çok alacak, Allah'ın lütfuyla... Soru: --İbadet ettiğimde bile içimde bir boşluk var; bunu neyle doldurayım? --Bu içindeki boşluğun muhtelif sebepleri olabilir. Bir kere lokmanın helâl olmasına dikkat etmek lâzım!.. Ondan sonra, abdestin güzel alınmasına dikkat etmek lâzım!.. İbadeti tadını çıkarta çıkarta, duya duya, aceleye getirmeden yapmak lâzım!.. O zaman, Allah insanın içine ibadetin tadını verir. O ibadetin tadını Allah'ın insana vermesi için hadis-i şerifte buyuruluyor ki: "Allah'ı ve Rasûlüllah'ı her şeyden daha çok sevecek ve günaha dönmemek azminde olacak! Günaha, tekrar eski haline dönmektense, ateşe atılmaya razı olacak bir halde olacak!.." Bu duyguları taşıdığı zaman, ibadetin tadını duyar diye hadis-i şeriflerde bildiriliyor. Soru: --Namazda aklımıza olmadık şeyler geliyor; bunun sebebi nedir, çaresi nedir? --Abdesti güzel almaktır. Olmadık şeyler şeytandandır. Namazda huzuru bozmağa çalışıyor, ibadetten sevap kazanmamasını sağlamağa çalışıyor. İradesine hakim olup kendisini söylediği söze, yaptığı ibadete verecek ve güzel şeylerle meşgul edecek... "Allah'ın huzurundayım!" diyecek, "Kâbe'nin karşısındayım!" diyecek... "Elhamdü lillâhi rabbil âlemîn" derken mânâsını düşünecek, kendisini okuduğu şeylerle meşgul edecek. Soru: --Namazda vesvese gelince tekbiri tazeleyelim mi? --Hayır! Öyle yaparsanız, işin sonunu alamazsınız. Vesvese gelir tekbir alırsınız, bir daha tekbir alırsınız, bir daha alırsınız, bir daha... Çünkü şeytan insanı ordan yakalar. Kat'iyyen vesveseye hiç yüz vermeyeceksiniz. Aldın tamam, yürüyeceksin. Vesveseye bir kere itibar ettin mi: "Namaz pek iyi olmadı... Oldu galiba ama? Yok, yok olmadı. Haydi bir daha kılayım!.." Bir daha kılarsan, bir daha bir vesvese gelir. Onu kılarken bir daha bir vesvese gelir, batağa saplanırsın. Sakın vesveseye hiç yüz vermeyin!.. Doğru olduğuna kanaat ettiğiniz şeye göre devam ettirin işi, olsun bitsin Soru: --İmsaktan 15 dakika sonra, ezan okunmadan sabah namazın kılabilir miyiz? --Kılınabilir. Şimdiki takvimlerin tertibi, imsak bittiği andan itibaren sabah namazının vaktidir. Hattâ, orucu oraya kadar bırakmamak bile lâzım, daha önceden yemeği kesmek lâzım! O tam sabahın girdiği saattir. Arada boşluk bırakmamışlardır, ihtiyatı kaldırmışlardır. Ondan sonra 15 dakika geçince, haydi haydi kılınır Soru: --Öğle namazı, ikindi okunduktan sonra 45 dakika geçinceye kadar kılınabilir mi? --Aslında ikindi ezanı okundu mu, ikindinin vakti girmiş olur ama; bir asrı evvel var, bir asr-ı sâni var... İmamlarımızın rivayetine göre: Dik bir çubuğun öğle üzeri bir gölgesi var, diyelim 30 cm... Bu 30 cm üzerine, çubuğun boyu kadar daha gölge uzadığı zaman ikindinin vakti girer diyenler var; gölge çubuğun boyunun iki katı kadar daha uzadığı zaman ikindinin vakti girer diyenler var... Bu ikisinin arasında yarım saat -kırkbeş dakika bir zaman olduğundan, "Bu ihtilâftan faydalanarak acaba kılabilir miyiz?" demek istiyor. E kaçırmışsa, kılıversin; olur. Aslında ikindi vaktine kadar tehir etmesi doğru değil... "En faziletli amel nedir?" diye soruyorlar Peygamber Efendimize... (Essalâtü lievveli vaktihâ) "Evvel vaktinde kılınan namazdır." buyuruyor. Namazı evvel vaktinde kılmak sevaptır. Tâ o vakte kadar tehir, zaten kusurdur, kabahattir. Ama baktı, öyle bir durum oluverdi; yine kılsın!.. Soru: --Namaza yeni başlayıp da kaza namazları çok olan bir kimse, vakit namazlarındaki sünnetleri terkedip kaza namazı kılabilir mi? --Câiz değildir. Vakit sünnetlerini kılacak. Ayrıca bizim tarif ettiğimiz işrak namazı, duha namazı, evvâbin namazı, teheccüd namazı ve sâireyi de kılacak, onları da bırakmayacak. Ötekisini de ödemeye geçecek. Bizim mezhebimiz --Hanefî mezhebi-- böyledir. Bazı başka kaviller var... Şafiî mezhebinde, "Önce farzları ödesin!" demişler ama, bizim mezhebimizde büyüklerimiz diyorlar ki: "Bu namazları vaktinde kılmadın, bir edepsizlik yaptın, bir günaha girdin, bulaştın. Şimdi o günahı telâfi edeceğim derken, bu sefer Peygamber Efendimizin sünnetlerini kılmayıp, oradan bir başka kusur yapıyorsun; uygun olmuyor. Sen onları kıl; ötekilerini de belirli bir plan dairesinde, yavaş yavaş ödemeğe giriş. Allah nasıl olsa, rûz-i mahşerde kulların namaz ibadetlerini hesaplarken, farzlarını hesaplayacak; farzlarda eksik varsa, sünnetlerle tamamlayacak. Ondan sonra nafilelerle tamamlayacak. Hesabı Allah'a ait... Sen Allah'a güzel kulluk et; o hesabı doğrultur. Yoksa, kimse ameliyle cennete girecek değil... Büyüklerimiz bu kanatte, bizim mezhebimiz bu... Başka mezheplerde, başka türlü düşünceler olabilir. Soru: --"Kazası olan kimse, akşamdan sonra evvabin namazını ve diğer nafile namazları kılamaz; kılsa bile Allah kabul etmez!" diyorlar. Lütfen bunun hakkında açıklama yapar mısınız? --Muhterem kardeşlerim! Akılla mantıkla gelin bu meseleyi çözelim. "Kılsa bile Allah kabul etmez!" diyormuş. Yâhû sen Allah'ın vekili misin? Bir kul namaz kılıyor, "Kılsa bile Allah kabul etmez!" diyor. Kimsin sen yâhu, Allah'tan mesaj mı aldın? Bu ne biçim laf? Bizim ulemamız, "Kılsa kabul olur." diyor, niye kabul olmayacakmış? Kabul olur kardeşlerim. Peygamber Efendimiz'in hadis-i şerifte, "Kılın! Denizlerin köpüğü kadar günahınız olsa bile affeder." diye teşvik ettiği bir namazı, "Rasûlüllah emretmiş, tavsiye etmiş; ben de kılayım!" diye kılsam, niye kabul etmesin Allah? Bu nerden çıkıyor, bu ne biçim laf? Bizim Hanefî mezhebimizde böyle bir mesele yok... Kılınan nafile namazlar sevaptır, kılınır. --Kaza borcu varsa hocam? --Kaza borcu varsa, kaza borcunu ödesin! Zaten namazı vaktinde kılmamış, kazaya bırakmış, bir günah işlemiş; şimdi onu ödeyeceğim diye bu sefer burdaki sevaplı işleri bırakıyor. Olur mu? Bir kabahat işlemiş, o kabahati temizlemek için, bir çok iyi şeyi yapmıyor. Olur mu? Olmaz!.. Onun için, kardeşlerimiz duha namazını kılacak, işrak namazını kılacak, evvâbin namazını kılacak, gece namazını kılacak, teheccüd namazını kılacak. Ondan sonra Allah'tan öteki borçlarını da ödemesi için yardım isteyerek, fırsat buldukça ötekileri de kılmağa girişecek. Mâdem zamanında kılmamış, bir edepsizlik etmiş; onu yavaş yavaş ödemeğe gayret edecek. Hadis-i şeriflerde kılın diye Efendimiz'in tavsiye ettiği namazları kılmamak sûretiyle, ikinci bir edepsizlik yapmayacak. İkinci bir fırsat kaçmış oluyor bu sefer elinden... O bakımdan bu mantık mantık değildir. Bizim mezhebimizde böyle şey yok... Onları kılacak!.. Hem, kabul olmaz sözü bayağı ayıp... --Allah bunu kabul etmez!.. --Nerden bildin? Sen Allah'ın vekili misin? Allahın gönderdiği selâhiyetli şahıs Peygamber Efendimiz, "Şu namazları kılın!" diyor. Sen de dikilmişsin kılacak insanın karşısına: "Sen kılma, kabul etmez Allah!.." diyorsun. Tövbe estağfirullah... İnsanların aklı karıştı mı, nasıl karışıyor. Sen bizi akıl nimetinden mahrum etme yâ Rabbi!.. Soru: --Kaza namazına nasıl niyet edilir? --Kaza namazına niyet edilirken, "Yâ Rabbi, kılmam gereken, üzerime borç olan, kazaya kalmış olan en son öğle namazını ödemeye... En son ikindi namazını ödemeye..." diye sondan da başlayabilir; "En evvelki borcumu ödemeye..." diye baştan ödemeye de başlayabilir. |
| | |
| | #198 (permalink) |
![]() Bana Sevmeyi Anlat .. Kayıt: 09.08.2007
Mesajlar: 345 İtibar Gücü: 10 | Soru-- -- Camilerde namaz kılarken önümdeki safta secdeye inen bazı kimselerin ayaklarını yukarı kaldırdığını görüyorum. Başı secdeye koyunca ayaklar hemen yukarı kalkıyor, sanki doğru olan böyle yapmakmış gibi bir ısrarı da seziyorum bunlarda. Bu durumda, ben mi yanlış biliyorum, onlar mı yanlış yapıyor, diye şüpheye düşüyorum. Lütfen birazcık bilgi verin bize. Baş secdede iken ayaklar yerden kesilirse namaz bozulmaz mı? Efendim, bazı alışkanlıklar zaman içinde öylesine kökleşiyor ki, özel bir gayret göstermedikçe o alışkanlığı terk etmek kolay olmuyor... Böyle durumlarda Maun Sûresi'ndeki ikaz geliyor aklımıza. Bu ikazı düşündükçe insan, namazdaki alışkanlıklarını yeniden gözden geçirmesinin gerektiğini anlıyor. Ne diyor Maun Sûresi'ndeki bu ikaz? Mealen: - Eyvahlar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarında yanlışlar yapmakta, düzeltmeye de gayret göstermemekteler... Evet, namazı yanlış kılma alışkanlığında ısrar edenlere eyvahlar olsun!.. ikazı vardır. İşte böyle bir ikaza müstahak olmamak için ayakların kaldırılmaması gereken secdeyi Efendimiz (sas) bizzat anlatmış, doğru yapılan secdeyi şöyle tarif buyurmuştur: - Ben yedi aza üzerine secde etmekle emrolundum. Bu yedi aza, eller, dizler, ayaklar ve bir de alın!.. Yani baş secde için yere konulunca, bu yedi aza da birlikte secdeye iştirak edecektir ki, farz olan secde kemaliyle gerçekleşmiş olsun... Demek ki alın zeminde secdede iken, eller de, dizler de, ayak parmaklarının uçları da zeminde secde halinde olacaklar ve yukarı kaldırılmayacaklardır. Şayet alın secdede iken, ayak parmaklarının uçları hemen zeminden yukarı kalkmış halde boşlukta ise secde tamam olmamaktadır. Bu namazın sahih olduğunu söylemek de mümkün değildir. En azından, birden fazla (sübhane rabbiyel ala) denecek kadar ayak parmaklarının uçları, alın secdede iken zeminde dikili durması gerekmektedir ki, yapılan secde tamam sayılsın. Eğer ayak parmaklarının uçları değil de ayağın sırtı zemine yayılırsa secde yine sahih olmaz. Çünkü secde ancak parmak uçlarının dikili durması halinde secde sayılır. Ayağın sırtının yerde olmasıyla secde tazimi oluşmuş olmaz. Sonuç olarak diyebiliriz ki: Alın secdede iken ayak uçları da aynı şekilde zeminde dikili halde secdede olmalı, bu halde iken secde tesbihleri üç defa okunmalıdır ki secde kemaliyle gerçekleşmiş olsun... Secde tesbihini birden fazla söyledikten sonra ayaklar yukarı kaldırılmışsa bu secdenin yine sahih olacağını söyleyenler de vardır. Secdede dikkat edilecek diğer bir konu da alnın secde yerine temasını önleyen baş giysileri. Başa konulan takke, terlik, sarık gibi örtüler bazen alnın üzerine kadar iniyor, alnın secdede yere temasını önlüyor. Böylece zeminle alın arasında bir perde oluşturuyor. Bu durumda alın (hakiki) olarak değil de (hükmen) zemine temas etmiş sayılıyor, secde kerahetten kurtulamıyor... Öyle ise baştaki örtü, secdede alnın zemine temasını önlememeli, alın hep açık olarak zemine temas etmelidir. Çünkü alnın zemine teması farz, burnun teması vaciptir. Yeri gelmişken secdedeki tesbih sayılarına da bir işarette bulunayım. İmam olan zat, rüku ve secde tesbihlerinde üçü geçmemeli, cemaatin zorlanmasına sebep olmamalıdır. Ancak tek başına kılanlar bu tesbih dualarını üç, beş, yedi kere de söyleyebilirler. Efendimiz (sas) namaz kılanın en değerli vaktinin secde anı olduğunu bildirdiği hadisinde şöyle hatırlatmada bulunmaktadır: - Kulun Rabb'ine en yakın olduğu an, secde anıdır. O değerli anda duayı çokça ve uyanık gönülle yapın... (Ahmet ŞAHİN- |
| | |
| | #199 (permalink) |
![]() ' yokum ' Kayıt: 05.05.2007 Yaş: 19
Mesajlar: 950 İtibar Gücü: 11 | |
| | |
| | #200 (permalink) | |
![]() ' yokum ' Kayıt: 05.05.2007 Yaş: 19
Mesajlar: 950 İtibar Gücü: 11 | Alıntı:
| |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| sorular ve cevaplarla Merveli... | yusuf | 2de1 Röportaj | 44 | 07-08-2007 19:15 |
| soru... | aemermer | Bilmeceler & Zekâ Soruları | 15 | 24-06-2007 03:10 |
| soru ? | swindler | Webmaster Genel | 2 | 06-07-2006 13:28 |
| Soru | **Zerd@** | Hikayeler ve Efsaneler | 4 | 14-05-2006 03:30 |