| | İBLİSİN KOKUSUNU ALMAK, DUYULMUŞLUĞUNU DUYMAK Merhamet Eden Allahn Adıyla
İblis buralarda, kokusu, duyulmuşluğu buralarda... İşin kötüsü fısıltısını duymuyorum, duyulmuşluğunu görüyor, işitiyorum. Bu fısıltının, vesvesenin dinlendiğinin işareti.
Çünkü o iş görmez, göremez, gördürür. Eli-kolu yok onun....
Hazırladığın taşı oturtmazsan kafasına, elinde iblise atılmak için hazırlanan taş ve fısıltısını dinlemiş kulağınla kala-kalırsın. O taşın iblise atılmaması demek, bu fırsatı kendi ellerinle ona vermen demek.
O taşı ellerin atacaktı ya, kalbin ve beyninle harekete geçecekti. Oysa geçmedi, kendin yani nefsin açtın kapıyı ona. Şimdi artık elinde taş ve iblise yenilmeyi hak etmiş bir kalp ve beyinle, imtihanını yaşamaya devam etmektesin. Kardeşinle, gelininle, kaynananla, patronun, arkadaşınla, çalışmaya, konuşmaya, yemek yemeye, ev işi yapmaya, inspeake girmeye, tv seyretmeye...
Nedir iblisin kokusu, fısıltısını duymuş kulağın, yenilmiş beynin, kalbin hali... Üstelik elinde hazır bekleyen, atılması gereken bir taş var artık...
Şimdi geriye asık bir surat, güvensiz yenik bir kalp, sağır ve eksik duyan kulak, yanlış gören bir göz, fitneci bir kimlik kaldı... Ve atılmayı bekleyen bir taş, yerinde atılmayınca elde kalan, yersiz atılmaktan başka çaresi kalmamış bir taş...
Sakınacaktın, sakınacaktı burnun iblisin kokusunu almak için, dört açacaktın gözlerini, kulakların dikkat kesilecekti, aklın uyanık kalacakdı, cesaretin küllendirmeyecektin... Sakınmalı, ittika etmeli, muttaki olmalıydın. Dünya oyalayınca gözünü, kulağını ve yüreğini, duymadın, hissetmedin iblisin kokusunu...
Şimdi tek çare yine o taş, o taşı görmek, başka bişeye bakma, bakmaki göresin, Ve başka kimseye atma, çünkü o taşın yeri değil. Artık yenilmişlik halinin zorluğunun tek umudu var: O taşı atmak bırakmak değil. Yok onu atabileceğin bir yer veya biri, geçti o, kaldı elinde. Atarsan yersiz, kurtulursan bu şekilde sana işaret edenden yapman gerekeni, kaybedersin son umudunu...
Tek çare var: Hissedersen, neden elinde olduğunu hatırlarsan, körelen gözün açılır, sağırlaşan kulağın duymaya başlar öğütleri, Kuranı, peygamberleri... Yüreğin huzura döner, yolunu görürsün, şüphe ve işaretsizlikten sıyrılırsın.
Tek çare var: Elinde kalan o taşı, acısada ellerin, zorlansada beynin, yüreğinde hissetiğin pişmanlığınla eritmek, yok etmek. Bu varış sana ait. Dönüşte sana ait olmalı. TEVBE bu. Herşeyiyle sana ait. Dışındakiler destekelese de, engellemeye çabalasada sadece sana ait. Ne çilesi, ne çabası başka hiç kimseye, hiçbirşeye değil sadece sana ait olmalı. Tırnaklarınla parçala o taşı, ısınla erit, imkansız gözüksede, buna çabalamak mümkün, elinde. Ve şüphesiz Allah mutlak güçlü. O taşın başka yeri yok. Başka birine atamazsın. Yok et o taşı yoksa telafin kalmaz iblis gibi. Şeytana atman gereken taşı atmayınca, ona yenilmiş, ona dost olmuş biri olarak, kulu olarak, eli olarak kimlikleneceğine, elinde kalmasının sorumlusu olarak tevbe et. Çünkü aslında olanlar Allaha rağmen olmamakda. Ve yani yapmakta olduğun sadece kendine şahitliğin. Tebe et, dön, bedelinle ve emin. Tevbeleri Kabul edene, Allaha alıntı | |