Kendini aşan 2de1'ci sevdam davam
Kayıt: 13.03.2008 Mesajlar: 4.451 Rep gücü: 35 | sizce kadını aşagılayan kim  | |  | | | Kadını aşağılayan sizce kim?  *İslam kadını aşağılamadı, siz anneliği aşağıladınız!*
**
*Tesadüf mü? Biri çıkıp İslam'ın kadını aşağıladığını iddia ediyor. Söz bir
biçimde anneliğe geliyor. O da ne? İslam'ın kadını aşağıladığını iddia eden
'modern' bay veya bayanların aklının dibini kazıdığınızda, anneliği fena
halde aşağıladığını görüyorsunuz. Ortak noktaları bu.*
* *
*Anneliği aşağılamanın teknikleri çok. Bunun başında dünyanın en şerefli
işini yapan annelere "boş kadın" muamelesi yapmak geliyor. Onlara göre
çalışıyor olmak için evden çıkmak lazım. Caddeyi görmek, caddeye görünmek
lazım. Bir kadının "çalışıyor" sayılması için kamuya kendisini göstermesi
şart. Sabah sekiz akşam dokuz (çünkü kadın ucuz işgücü) mesai yapması şart.*
* *
*Bunlar için de başka şeyler lazım: Modern görünürlüğün vacibatından olan
şeyler. Her gün aynı kıyafetle, aynı saç rengiyle, aynı ayakkabıyla, aynı
çantayla gidilmez ki işe! Yenilemek lazım, rengini uydurmak lazım. Saça
uygun elbise, elbiseye uygun ayakkabı, ayakkabıya uygun çanta, çantaya uygun
cüzdan, ona uygun cep telefonu lazım…* *Modası geçenleri değiştirmek lazım. Bunun için de modayı takip etmek lazım.
Özetle üretim-tüketim çarkında yağ, değirmeninde un olmak lazım.*
* *
*Bütün bunlar için çalışmak lazım. Çalışmadan bu masraflar nasıl
kazanılacak? Daha iyi görünmek için daha çok kazanmak lazım. O da
yetmiyorsa, daha daha çok kazanmak lazım. Daha çok kazanmak için harcamadan
olmuyorsa, daha çok harcamak lazım. Görünmeden daha daha çok
kazanılamıyorsa, daha çok görünmek lazım. Daha çok görünmek için daha çok
dikkat çekmek lazımsa, onu yapmak lazım. Onu yapmak için herkesten çok
harcama yapmak lazımsa, onu yapmak lazım. Herkesten çok harcamak için,
herkesten çok kazanmak lazım.* *Hangisi hangisine lazımdı? Kafam karıştı… *
* *
*Evden çıkıp mesai yapmayan kadının yaptığı "çalışmak" değildir. O tepeden
bakılan, "Ev kadınıymış" yollu dudak bükülen bir "acizdir". Evinin kadını
olmak modernlere göre dudak bükülecek bir iştir. İş kadını daha hoş geliyor.
Hatta sokak kadını bile ötekinden hoş geliyor.*
* *
*Modernin gözünde o koca parası(!) yiyor. Patron parası mı? Amir fırçası mı?
Onun bunun erkeklerinin ağız kokusu mu? Her işe gidiş gelişte yaşadığı tıkış
tıkış otobüsler ve minibüslerdeki onur kırıcı durum mu? Onlar işin parçası
ayol. Koca kârı yeme de, ne yersen ye! Koca fırçası yeme de, ister amir,
ister ustabaşı, ister patron fırçası ye! Hatta sokak magandası ve çarşı
maçosunun attığı laf bile ehven…*
* *
*Ev kadını, üüü! Bir kere özgür(!) değil ayol. Yarım saat işten erken
ayrıldığı için amirinden duyduğu lafı kargalar yemese de kendisi özgür.
İşyerinde uygulanan sıkı denetime rağmen özgür. "Yarın müsait misin"lere
verdiği "Mesaide olacağım, işten yorgun dönüyorum"lara rağmen özgür. Ama ev
kadını handiyse esir canım…* *Ama o anne. Çocukları var. Yani dünyanın en değerli, en asil, en soylu, en
görkemli işini yapıyor. Yani insan yetiştiriyor. Çocuk sokakta yetişmez ki?
Çocuk evde yetişir.*
* *
*Olsun, o yine de "çalışmayan" kadındır. Annelik çalışmak sayılmıyor.
Modernlere göre annelik işsizlik sayılıyor. Annelik angarya sayılıyor.
Komedi de ne biliyor musunuz: Başkalarının doğurduğu çocuklara bakmak için
kurulan sektörlerde çalışmak "iş", orada çalışanlar da "çalışıp üreten
kadın" sayılıyor da, kendi doğurduğu çocuğa bakmak "iş" sayılmıyor.
Modernler kazara anne olduklarında durum şu oluyor: baba işe, anne işe,
çocuk kreşe, ev pansiyon, aile pansiyoner…*
* *
*Ondan sonra "bebek mi-köpek mi?" ikilemi geliyor: tıpkı Fransa'da,
Almanya'da, Hollanda'da olduğu gibi. Köpek bebekten daha sevimli oluyor
modern kadın için. Bir, vücudu deforme etmiyor... Öyle ya: tenperest
modernliğin gerçeği bunlar, görmek lazım. *
* *
*Ama küçük bir sorun: Köpeğin ille de küçük olması lazım; kucağa alınıp
sevilecek kadar küçük. Ne de olsa kadın o. Bir canlıyı kucağına alıp sevme
güdüsü yaratılıştan verilmiş. Çaresi yok, sevecek. Peki, köpek yerine bebek
sevse olmaz mı? Bu soruya Avrupa'nın bebek-köpek (yan yana iyi durmadığını
biliyorum, ama anlayın) rakamlarını karşılaştırdığımızda, şu zımni cevabı
alıyoruz: Yok, zinhar olmaz! (Almanya'da kayıtlı köpek sayısı nüfus ile
neredeyse eşit). *
* *
*İyi de, köpek de en az bebek kadar masraflı. * *Olsun! O kadar kusur kadı kızında da bulunur. * *Kazara doğursa bile anneliği sevmemiş ve severek annelik yapmamış (Bunun
yanında doğum yapamadığı halde harika annelik yapanlar da var). Annelik
yapmadığı için duyguları gelişmemiş, ufku gelişmemiş, hayat tecrübesi
gelişmemiş, bilgelik dersen sıfır. Ama olsun; onun köpeği ve bir de mesaili
işi var. O kendini tüm annelere hava atma makamında görüyor.*
* *
*İşte buraya yazıyorum: Cenneti annelerin ayakları altına seren İslam kadını
aşağılamadı. Fakat cenneti dünyada arayan tek dünyalı modernler gözümüzün
içine baka baka anneliği aşağılıyorlar. Üstelik her birini bir ana doğurduğu
halde. *
* *
*Ne kadar ayıp! Ne kadar küstah! Ne kadar saçma* ! Sami Hocaoğlu | |  | |  | |