| | ALLAH VE RASÛLÜNE TAM TABİ’ OLARAK YAŞAYIP ÖLENLERDEN ÖRNEKLER
1) İmam Gazali buyuruyor ki: Kim Allah’ın ve Rasûlünün sünnetine tabi’ olmadan, Allahu Teala Hazretlerini sevdiğini söylüyorsa, o kişi Kitabullah’ın ayeti ile yalancıdır. Sonra da şöyle devam ediyor: Bir Şeyh görsen ki o havada uçuyor. Veya deniz üzerinde yürüyor. Veya ateş yiyor (bazı hokkabazların) yaptığı gibi, veya başka olağanüstü şeyler gösteriyor. Ama o kişi Allah’ın farzlarından bir farzı bilerek veya Rasûlüllah’ın sünnetlerinden birini umursamayarak terk ediyorsa, muhakkak bil ki, o kişi (şeyh değil) yalancıdır, sahtekârdır. Ondan sadır olan hârikulâde şeyler ise, keramet değil, istidraçtır. Böylelerinden ve yaptıklarından Allah’a sığınırız.
2) İmam Gazali’nin ölümü ve elinin Rasûlüllah’ın eline teslimi…
İmam Gazali hazretleri anlatıyor:
Bir gece rüyamda bir nur gördüm ve bir de ses işittim. Acaba bu ses şeytani mi diye tereddüt ettim. Derken, hatiften gelen o ses bana, “Ben seni her cihetten nurumla kaplamış olan Allah’ım! Nur-i kudsimden nurlanabilmen için benim muhabbetime dünyayı satmış olanlarla (yani ehl-i maneviyatla) ol. Ve dünya sevgisini kalbinden çıkar” buyuruyordu. [Çünkü o zamana kadar İmam Gazali tasavvufu ve tasavvuf ehlini beğenmiyor ve onları asla tasvip etmiyordu].
İmam Gazali bu emir üzerine hemen devrinin büyük mürşidi Ebu Bekri’n-Nessaç et-Tusî hazretlerine gidip, intisab ediyor. Uzlete çekiliyor, artık ne kitap yazıyor, ne talabe okutuyor, ne de dünya ile meşgul oluyor. Tam bir uzlet havası yaşıyor. Ve bir müddet sonra da ölüyor.
Devrinin büyük âlimlerinden Şeyh Muhammedü’l-Celali İmam Gazali’nin ölümünü şöyle anlatıyor:
“Onu yıkadık, kefenledik, cenazesini binlerce insan ile kıldık ve mezarının başına kadar götürdük. Ama vasiyeti vardı: “Beni mezara Şeyhim Ebu Bekir Nessaç hazretleri indirsin ve lahda o yerleştirsin” diye. Bu vasiyet gereği onu kabre Ebu Bekir Nessaç hazretleri indirdi ve yerleştirdi. Ama Ebu Bekir Nessaç mezardan çıktığında rengi uçmuş, dili tutulmuştu. Şüphesiz ki müthiş bir manzara görmüştü. Onu çok sıkıştırdık, söylemek istemedi. Bunun üzerine hepimiz ağlayarak, “Eğer söylemezsen ölünceye kadar biz de buradan ayrılmıyoruz” dedik. İşte o zaman şöyle anlatmaya başladı: “İmamı tam lahta yerleştirdim, çıkacaktım ki kıble tarafından nur saçan bir el uzandı ve bana, “Muhammedü’l-Gazali’nin elini Muhammedüni’l-Mustafa’nın eline teslim et ve aradan çekil” buyruldu. Ben de imamın elini o ele teslim ettim, ama bayılacak hale gelmiştim, beni çekip çıkardınız” dedi. Ve hep beraber ağlaştık, diyor. (20)
3) Allah’a dost olmak isteyen İbrahim bin Ethem hazretleri buyuruyor ki:
Bir gün Allah ve Rasûlünün dostu olan bir grup ehlullah bana geldiler. Onların haline ve hareketlerine hayran oldum ve ben de Allah’ın ve Rasûlünün dostlarından olmak istiyorum, bana tavsiyeleriniz nedir, diye rica ettim. Onlar da bana şu yedi tavsiyede bulundular:
a) Çok konuşma: Zira çok konuşan insanda kalp uyanıklığı olmaz ve kalbi ölür.
b) Çok yemek yeme: Zira çok yemek yiyen insan, Allah’a ibadet ve hizmet edemez, gaflette yaşar.
c) İnsanlarla çok haşr u neşr olma (onlarla çok düşüp kalkma, fazla beraber olma): Zira böyleleri ibadetin zevkini bulamaz ve ibadetten tad alamazlar.
d) Dünyaya asla sevgi besleme: Zira dünyaya sevgi besliyenin sonu ve ebedi hayatı iyi olmaz.
e) Cahil kalma, arif ol: Zira Cahilin kalb diriliği olmaz. Cahilin kalbi ölüdür.
f) Zalim ve günahkârla olma: Zira bunlarla olan da günahkârdır ve bunların dininde doğruluk olmaz.
g) İnsanların rızasını talep etme: Zira halkın rızası peşinde koşanlar, hakkın rızasından mahrum kalırlar. (21) | |