ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Bilelim Öğrenelim Bilelim öğrenelim - Yapılan bir araştırmaya göre hiçbir insan dirseğini yalayamaz.(Araştırmaya görede bu yazıyı okuyanların %75'i dirseğini yalamaya çalışmış)

Cevapla
Alt 23-01-2008, 13:37   #1 (permalink)
FeYeZaN
KüRRe-i Arz
 
FeYeZaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Tevekkeltü Alallah..!
Kayıt: 03.08.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 2.899
İtibar Gücü: 24


''Nazar'' Kavramı.. (Nazar nasıl değer?)




Önce, aslı arapça olan ‘nazar’ kelimesinin türkçedeki karşılığını bilmek gerekir. Ancak ondan sonra ‘nazar değmesi’ üzerine fikir yürütülebilir. ‘Nazar’ veya ‘nazar değmesi’ kelimeleri her nedense birçoklarının üzerinde yanlış bir çağrışım yapmaktadır.

Halka nazarın ve nazar değmesinin gerçekte ne anlama geldiği bilgisizlikten veya bazı korkulardan dolayı anlatılamamıştır. Üfürük açıklamalarla nazar ve nazar değmesi meselesi geçiştirilmiş ve geçiştirilmektedir. Bu konuyu doğru olarak açıklayabilmek için Kur’an bilgisine vakıf olmak ve Islam düşmanlarından korkmamak gerekir. ‘Nazar’ın bireysel boyutları olduğu gibi, toplumsal boyutları da vardır. ‘Büyü, Büyücü, Büyülemek, Büyülenmek’ başlıklı başka bir makalemde büyüyü kısaca ‘bazı sözlerle insan-ları etkileme yöntemi’ olarak tanımlamış ve bu konuyla ilgili şöyle bir hadis-i şerif de olduğunu yazmıştım. Hadis şöyle: ‘Belagatta sihir (büyü) vardır.’[1] Büyü (sihr) çeşitlidir. Bunlardan biri sözel büyüdür. Nazar, büyünün sözel değil, görsel (bakış ile olan) işlevini icra etmektedir.



Sözel olarak insanlar büyülenebilir (etkilenebilir)ken, nazar (bakışlar) ile de olumlu yada olumsuz yönde büyülenebilmekte (etkilenebilmekte)dirler. Kısaca nazar, insanları bakışlarla olumlu yada olumsuz yönde etkileme, onlara yön verme eylemidir. Fakat ‘nazar değmesi’ kavramı özünde olumsuzluğu barındırmaktadır. Halkın anladığı manada nazar ve nazar değmesi yorumuna katılmadığımı burada belirtmek isterim. ‘Nazar ve nazar değmesi’ diye bir şey vardır ama mahiyeti bambaşkadır. Bu hiç de hurafeci, nazar boncuğu kutsayıcılarının zannettiği gibi değildir.

Türkçe karşılığıyla nazar; ‘bakış’ veya ‘bakma’ demektir. Nazar kelimesi arapça bir kelime olduğundan, arapça bilmeyenlerce sanki esrarlı ve tam kavranılamayan bir manası vardır. Halbuki işin gerçeği hiç de öyle değildir. Türkçe ‘bakış veya bakma’ kelimeleri bizde hiçbir olumsuz ve esrarlı anlamlar çağrıştırmamaktadır. Nasıl olur da nazar kelimesine, ‘bakmak’tan farklı bir anlam verebiliriz? Her ikisi de zaten aynı anlama gelmektedir. Nazar, bakış veya bakma demektir. Arapça; ben bakıyorum ‘ena enzuru’, o baktı ‘huve nazara’, o bakıyor ‘huve yenzuru’ dur.



Bir insana ‘kardeşim türkçe bakma veya bakış kelimelerinden ne anlıyorsun?’ desek, ne anladığını bize uzun uzun anlatabilir. Efendim der, ben bakmaktan şunu anlıyorum: Insan bahçedeki çiçeklere, göklere, yıldızlara, çarpmamak için önünde-ki taşa, evindeki kitaplarına, yazı yazarken bilgisayarın klavye ve monitoruna vs. bir çok şeye bakar. Çocuk annesine-babasına, anne-baba da çocuğuna bakar. Fakat pratikte ‘nazar’, ‘bakma’ gibi anlaşılmamaktadır. Halbuki bunlar biri arapça, diğeri de türkçe olan anlamdaş iki kelimedirler. ‘Nazar’ veya ‘nazar değmesi’ deyince halkımızın genelinin aklına şu gelmektedir: Yeşil gözlü birisi başka birisine dikkatle bakarsa, o bakılan kişinin başına her an bir şeyler gelebilir. Bakılan kişi köprüden geçiyorsa köprüden aşağı düşebilir yada köprü çökebilir; at üzerinde gidiyorsa atı yere çökebilir, arabayla gidiyorsa arabasının lastiği patlayabilir, çünkü yeşil gözlülerin nazarı insana değer! Hatta kulaktan dolma bir sürü örnekler de ileri sürülür. Bu verdikleri örneklerdeki gibi nazar değme olayına kendiler ise hiç şahit olmamışlardır. Bu hurafeyi bilimsel olarak açıklama gereği de duyarlar.

Neymiş, insan ışık gibi, elektrik gibi bir şeyler saçıyormuş. Bu ışık veya elektrik gibi şeyden dolayı insana nazar değmekteymiş. Yani nazarla insanı sanki elektrik çarpar gibi birşeyler çarpmaktaymış! Yeşil gözlülerin nazarı değdiğine göre herhalde bu ışığı sadece yeşil gözlüler saçmaktadır!

Eğer işleriniz yolunda gitmiyorsa, hastalanmışsanız, başınıza bir bela gelmişse, ailenizde geçimsizlik varsa, yukarıdaki mantığa göre belkide size nazar değmiştir!

Yeri gelmişken şahit olduğum bir olayı anlatmak istiyorum. Ilahiyat fakültesini bitirmiş yeni tanıştığımız bir arkadaşım camide hutbe okurken rahatsızlandı, tansiyonu düştü, ayakları titremeye başladı, kalbi çarpmaya ve alnı da terlemeye başdı. Neredeyse minberin merdivenlerinden aşağı yuvarlanacaktı. Namazdan sonra bana ‘Recep kardeş, bana cemaatten birisinin nazarı değdi herhalde’ dedi. Ben de ona ‘nazar hakkında ben senden farklı düşünüyorum. ‘sende nazar mazar yok, sen soğuk almışsın, onun için hutbe okurken tansiyonun düştü. Doktora git sana ilaç versin’ dedim. Daha sonra doktora gittiğini ve gerçekten de soğuk almış olduğunu ve doktorun da ona ilaç yazdığını söyledi. Benim nazar yorumumu beğenen bu kardeşimizle daha sonra bir çok konuda fikir alışverişi yaptık.

Nazar’ın ‘bakma, bakış’ anlamına geldiğini belirttikten sonra bir de ‘nazar değme’nin ne anlama gelebileceği üzerinde duralım. Nazar, hepimizin yaşadığı bir olgudur. Güncel hayatında insan nazar da eder, kendisine nazar da değer.

Her tarafı yemyeşil çimen olan, çiçeklerle süslenmiş, içinden suların fışkırdığı güzel bir park veya bahçeye gittiğimizde etrafa bakınaraktan geziniriz. Hayatın monotonluğundan, trafik gürültüsünden uzak geçirdiğimiz bu gezintide stresi atmış ve ruhumuz dinlenmiş olarak bir ‘oh’ çekeriz. Gerçekten de bu bahçenin veya parkın güzelliklerine bakmamıza (nazar etmemize) değmiştir. Bu gezintimiz hiç de boşuna olmamıştır. Çünkü bu güzel yerlerde gezip dolaşmak da bir ihtiyaçtır. Bu tür nazar, etkisi içe dönük pasif bir nazardır.
Bir de yaptırım gücü olan, dışa dönük aktif nazar vardır. Aşağıda yaptırım güçlü, etkisi dışa dönük olan aktif nazara (bakışa) güncel hayatımızdan ve Kur’an-ı Kerim’den örnekler
vermeye çalışacağım.

Çocuğunuz laftan anlamıyor ve yaramazlık yapmağa devam ediyorsa, ona kaşları çataraktan şöyle bir kızgın bakarsınız. Bundan sonra çocuğunuz kendisine bir çeki düzen verir ve yaramazlığı bırakır. Çocuk bilmektedir ki yaramazlığa devam ederse sizden sopa yiyebilir. Işte bu bakışınız, ‘yaptırım güçlü, etkisi dışa (yani çocuğunuza) olan aktif bir nazar (bakış)dır. Çocuğunuz zeki bir çocuksa, bu yaptırım dolu nazarlarınızdan etkilenmeli ve sizin istediğiniz hizaya gelmelidir. ‘Çocuğa en çok anne-babasının nazarı değer’ sözünden de şunu anlamalıyız: Çocuk en çok anne-babasının bakışlarından etkilenerek kendine çeki düzen verir.

Bir çoklarının hadis zannettiği şöyle bir Arap atasözü vardır. ‘Nazar deveyi kazana, insanı mezara sokar. Insan ne zaman mezarı, deve de ne zaman kazanı boylar? Hemen anlayacağınız gibi nazarlarımız yaptırım gücünü kaybederse, bu mezarı boylama hadisesi gerçekleşebilir. Adamın hoşunuza gitmeyen konuşmaları veya davranışları vardır. Kendisini düzeltsin diye kendisine öfkeyle defalarca nazar etmişsinizdir. Bunca nazarlarınız da fayda etmeyince asabi olan siz karşı tarafa karşı şiddet kullanmaya karar vermişsinizdir. Yada siz müdahale etmeden önce karşı taraf: ‘Bana niye öyle sinirli sinirli bakıyorsun lan’ diyor ve kavgayı başlatıyor. Artık bundan sonra yaptırımı yetersiz kalan bakışlarınızın (nazarlarınızın) ardından ya siz, yada karşiki şahıs mezarı boyluyor. Tabi bunlar sabretmesini bilen, sabretmesi gereken müslümanalara yakışmayan hareketlerdir. ‘(Mü’minler) öfkelerini yutarlar ve insanları affederler’[1]. Yukarıdaki mezkür hadisi hiç de hoş olmayan böyle bir örnekle açıklamaya çalıştım. Fakat teşbihte hata olmaz derler, ben de öyle yaptım.

Hadisin deve kısmının şerhini de şöyle bir örnekle yapabiliriz: Komşunuzun devesi müteaddid defalar bahçenize girmekte ve bahçedeki sebzeleri mahvetmektedir. Deveyi her seferinde güzelce bahçenizden çıkarmakla ve sahibine teslim etmekle örnek bir hareket sergiliyorsunuz. Devenin sahibine defalarca ‘kardeşim devene sahip olsana!’ demenize rağmen komşunuz hiç tedbir almamakta ve aynı deve bahçenize sürekli girmektedir. En sonunda sabrınız taşmakta ve güzellikten anlamayan bıçaktan anlar diyerek deveyi bahçenin ortasında kesiyorsunuz ve komşunuza artık devenin canlısını değil, ölüsünü veriyorsunuz. Artık deve bahçenizi ziyaret edemeyecektir. Çünkü artık bahçeye değil, kazana (tencereye) girecek ve pişecektir. Yukarıdaki hadisin deve kısmını da böyle şerhetmiş olduk.

Şimdi gelelim Kur’an ayetlerinden örnekler vermeye;
Bilindiği gibi kendisine nazar değmiş olanlara! Kalem Suresi’nin son iki ayeti (51-52. ayetler) okunmaktadır. Okuyanların çoğunun bu ayetlerin sebeb-i nüzulündan haberleri de yoktur. Bu ayetler bize neyi anlatmaktadır? Hepbirlikte görelim:
‘O inkar edenler Zikr’i (Kur’an’ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. ‘O (Muhammed) mecnundur’ diyorlardı. Halbuki o (okuduğu Kur’an), alemler için uyarıdan başka bir şey değildir![1]

Aklıma gelmişken şunu hemen belirteyim; Peygamberimiz (a.s)’a dendiği gibi şimdi de kendilerine Kur’an-ı Kerim’i gösteren veya okuyan müslümanlara bazı devlet erkanı ‘mecnun’ demektedirler. Asıl mecnun ve sapık kendileridir ama bunun farkında değildirler. Bu sapıklara Kur’an ayeti okumaktan, onları Kur’an’a davet etmekten daha şerefli ve onurlu bir davranış yoktur. Ne mutlu bu şerefe ve onura nail olanlara..

Bu Kur’an ve Islam düşmanı imansız kafirler her zaman olduğu gibi Kur’an’ı hazmedememekte ve onun nurunu söndürmeye çalışmaktadırlar. ‘Kafirler Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.’[2] Islam ve Kur’an düşmanları 1500 yıldır Kur’an’ın nurunu (aydınlığını) söndüremediler, bundan sonra hiç söndüremeyeceklerdir. Buna inancımız sonsuzdur. ‘O Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik biz; ve onun koruyucusu da elbette biziz!’[3]

‘Kendilerine apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, kafirlerin yüzünde hoşnutsuzluk (inkar) alametleri belirdiğini hemen anlarsın. Neredeyse kendilerine ayetlerimizi okuyanların üzerine saldıracaklar.’[4]
‘Allah’ın kulu kalkıp O’na yalvarınca (müşrikler) onun üzerine üşüşüp neredeyse keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi.’[5] ‘(Allah), gözlerin hain (bakışlar)ını ve göğüslerin gizlediği düşünceleri bilir.’[6] ‘(Kur’an ayetleri), kalplerinde hastalık bulunanların pisliklerine pislik katar.’[7], Kur’an, mü’minlerin ise imanlarını artırır.[8] ‘O (Kur’an), kafirler için kahırlı bir hasrettir.’[9] ‘Kur’an, kafirlere bir körlüktür.’[10]

Islam düşmanlarının kin dolu nazarları (bakışları) karşısında eğilip bükülürsek, korkuya kapılır ve inancımızdan taviz verirsek, onların bize nazarları değmiş olacaktır. Yani kendileri açısından kin dolu bakışlarla baktıklarına değmiş olacaktır. Bunun sonunda Imam Hatipler, Kur’an kursları ve camiler kapatılacak, ezanlar susturulacak, Kur’an okumak yasaklanacaktır.
(Kafirler): ‘Kur’an’ı dinlemeyin, yaygaralar (gürültüler) koparın’ diyorlar.[11]
‘Dediklerinden dönmezsen seni taşa tutacağız’ dediler.[12] Yahudiler (ve yahudi dostları) dilleriyle Kur’an’a ve Islam’a saldırırlar, dini taşlarlar: (4/46)

Doğrusu kafirler Kur’an’ı dinlediklerinde neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. ‘O mecnun (deli)dir’ diyorlar. Oysa bu Kur’an, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.[13]

Evet konumuz ‘nazar’ ve ‘nazar değmesi’dir. Nazar’ın (bakmanın) yaptırım gücü
olduğundan yukarıda bahsettik. Yukarıdaki ayetlerden de anladığımız kadarıyla Kur’-an ve Islam düşmanları kendilerine Kur’an okuyan Peygamberimiz (a.s)’a öyle bakışlarla bakmışlar ki, nerdeyse onu gözleriyle devireceklermiş. ‘Gözle devirmek istemek’ bir deyimdir. Böyle deyimler türkçede de vardır. Hani ne deriz: ‘Beni yiyecekmiş gibi baktı’. Evet kafirler Kur’an okuyanlara yiyecekmiş gibi bakmaktadırlar. Bunların bu yaptırımlı bakışları bir gayeye matuftur. Bunlar bize boşuna bakmamaktadırlar. Böyle bakarak bize gözdağı vermekte, bizi korkutarak kendilerince hizaya getirmeye çalışmaktadırlar. Bizim hizada (hidayette) olduğumuzu kendileri anlıyamamakta ve sadece kendilerinin doğru yolda olduklarını zannetmektedirler.

Önceki kafirlerin nazar ettikleri (baktıkları) gibi şimdiki kafirler de nazar etmektedirler. Nazarları arasında hiç fark yoktur. Bunların bu yaptırım dolu bakışlarının gayesi, müslümanlara Kur’an okutmamak, onlara Kur’an’a göre bir yaşam hakkı vermemektir. Herkes bunlar gibi yaptırımlı bakamaz. Yaptırımlı bakabilmek için güçlü olmak veya güçlü olduğunu zannetmek gerekir. Bunların güvendikleri yerler vardır. Bunların askeri, silahı herşeyi vardır. Fakat şunu bilmelidirler ki ‘Göklerin ve yerin askerleri Allah’ındır.’[14]. Firavun da bunlar gibi nazar etmişti (bakmıştı) ama.. ‘Biz de onu ve askerlerini tuttuk, suya attık; bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu!’[15], ‘Biz de onu, yanındakilerle birlikte toptan boğduk’[16] demektedir Allah (c.c).

Islam düşmanlarının kin dolu nazarları (bakışları) karşısında eğilip bükülürsek, korkuya kapılır ve inancımızdan taviz verirsek, onların bize nazarları değmiş olacaktır. Yani kendileri açısından kin dolu bakışlarla baktıklarına değmiş olacaktır. Bunun sonunda Imam-Hatipler, Kur’an kursları ve camiler kapatılacak (veya tekrar ahır yapılacak), ezanlar susuturulacak, Kur’an okumak yasaklanacaktır. Müslümanları davalarından vazgeçirmeye çalışan kafirlerin yaptırım dolu nazar (bakış) ve baskılarına karşı çok sağlam, dirençli olmak zorundayız. Aksi taktirde onlara meyleder ve yolumuzdan saparsak bize cehennem ateşi dokunur:
‘Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık, onlara biraz meyledecektin. Bu durumda biz sana, hayatın da, ölümün de kat (kat azab)ını taddırırdık.’[17]
‘Kim de kendisine ‘dosdoğru yol’ belli olduktan sonra, Peygamber’e muhalefet ederse ve mü’minlerin yolundan başka bir yola uyarsa onu döndüğü şeyde bırakırız ve cehenneme
sokarız. Ne kötü bir yataktır o!..[18]

Yakup (a.s)’ın, çocuklarını Mısır’a gönderirken onlara ‘Mısır’a ayrı ayrı kapılardan girin’ demesini ‘nazar’ ve ‘nazar değmesi’ bağlamında ele alabiliriz. Önce ayet mealini verelim:
Yakup: ‘Oğullarım, (Mısır’a) bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin, ama ben Allah’tan gelecek bir şeyi defedemem.’[19]

Bilindiği gibi Mısır’da Kıpti’ler çoğunlukta, Israiloğulları ise azınlıktaydı. Yakup (a.s) ve çocukları Israiloğullarındandır. Firavunun halkı Kıptiler Israiloğullarına zulmetmekte, onlara baskı yapmaktaydılar. Bundan dolayı Yakup (a.s), sanki şunu demek istiyordu: ‘Oğullarım, Mısır’a bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin (ki göze batmayın. Göze batarsanız, Kıptiler sizi görür (size nazar eder)lerse, nazarları değebilir. Sizi toplu halde gören Kıptiler olay çıkarmaya geliyorlar zannederler ve size karşı adam toplayıp sizi döverler. Size onların nazarları değmemesi için böyle bir tedbir alınız, yani Mısır’a bir kapıdan değil, ayrı ayrı kapılardan giriniz). Ama ben Allah’tan gelecek bir şeyi defedemem (siz tedbirinizi aldıktan sonra yine de başınıza bir şey gelirse, ona ben engel olamam, size bir tedbir de öneremem).

Kafirlerin nazarından korunmanın yolu nazar boncuğu takmak değil, Kur’an okumak ve
onu hayata tatbik etmek, yaşamaktır. Çünkü ‘Kur’an insanları karanlıktan nura (aydınlığa) çıkarır.’[20] Kafirlerin nazarlarından korkmaya gerek yoktur.[21] ‘Onlara (kafirlere) karşı Kur’an’la bütün gücünü kullanarak mücadele et.’[22] ‘Sadece benden korkun.’[23], ‘Siz Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz?’[24]. ‘Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer inanıyorsanız üstün geleceksiniz.’[25]
Allah’ın nazarları her an üzerimizdedir. ‘Allah, sizin üzerinizde gözetleyicidir.’[26]


DİPNOTLAR
[1] (68/51-52).
[2] (9/32,33 10/82 22/15 42/24 61/8,9)
[3] (15/9).
[4] (22/72).
[5] (72/19).
[6] (40/19)
[7] (9/125)
[8] (8/2 9/124,125 16/102 25/73 32/15 39/23 51/55).
[9] (69/50)
[10] (41/44)
[11] (41/26)
[12] (26/116 36/18).
[13] (68/51-52).
[14] (48/4)
[15] (28/40)
[16] (17/103).
[17] (17/74,75)
[18] (4/115)
[19] (12/67)
[20] (5/16 14/1 33/43 57/9)
[21] (5/3 8/30 9/13,14 25/52)
[22] (25/52).
[23] (2/40 16/51)
[24] (16/52)
[25] (3/139)
[26] (4/1,85)

[1] (3/134)

[1] Revaiul Beyan Tefsiru Ayetil Ahkam Minel Kur’an, Muhammed es-Sabuni, c.1, sf. 71
FeYeZaN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Nazar duası:) anibus_rocker E-mail Kutunuz 0 07-08-2007 00:29
Nazar, Nazar Boncuğu ve Muska .. Osmanlıkızı Dini Konular 2 24-01-2007 15:25
Nazar boncuğuna 'nazar' değdi **Zerd@** Son Dakika Haberleri 0 19-07-2006 09:53
Bir nazar Raid_IRON Dini Konular 5 23-05-2006 11:25





1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848