ErGeNeKoN_
22-04-2006, 14:47
Ülkemizde bölücülük,nifak adına ne varsa destekçisi:Avrupa. Daha geçen yıl Avrupa Birliğinin yolu Diyarbakır'dan geçer diyenler bugünlerde yaşanan kaosu kastediyorlardı herhalde.
Avrupa Birliği'ne uyum yasaları bilmem ne derken vatan bölünmenin eşiğine geldi. Diyarbakır, Siirt ve Van günlerdir karışık. Televizyonlardan seyrettiğimiz kadarıyla asker, polis çaresiz bir durumda.
Bir kısım bölücüler halkın balkonundan halkın polisine taş atıyorlar.Bu olayı tümüyle halka mal etmeye çalışıyorlar.Aslında halk da bu durumdan rahatsız.Bunu yapanlar bir kısım bölücülerden başkası değil. Adını iki de bir değiştirmekten adının ne olduğunu bilmediğimiz bir partinin il başkanı çıkıyor ve gayet cüretkarane açıklamalar yapıyor. Şehirde esnafın kepenk kapatması gerektiğini, teröristler için yas tutulması gerektiğini anlatıyor. Aynı şekilde bir belediye başkanı geberen 14 teröristin ardından ölen 2 kişi için de acımız 16 oldu diyor. Aslında bunların olacağı Nevruz'da belliydi ve bu olayların yaşanmaması için gerekli tedbirler alınmadı.Tedbirin zamanı geçmişken hükümet şimdi ise tedbirlerden bahsediyor.
Osmanlı Devleti zamanında ülkenin biriyle savaş söz konusu. Durum kritik. Padişah erkanını alıp varıyor serhat boylarına. Oradaki uç beyini yanına çağırtıyor. Uç beyi olan kişinin gün görmüş biri olduğu her halinden belli. Ömrünü serhat boylarında geçirmiş ak tolgasının altından ak saçları görünen bir cengaver… Padişah der ki: Uç beyim! De bakalım tedbir nedir, ne yapmak lazımdır gelen düşmana? Uç beyi padişahın etrafındaki vezirleri gözden geçirir, hiçbir şey söylemez diz vurur, el bağlar, gider. Atına atlar, der ki: Padişahım tedbirin zamanı geçti vakit vuruşmak vaktidir. Düşman gelmiş sınıra dayanmış siz tedbirden bahsedersiniz.
Artık ne tedbiri hükümet gereğini yapamıyorsa derhal istifa etsin. Ülkede huzuru sağlayamıyorsa bıraksın, bunu yapacak insanlar muhakkak ki bulunur.
Bu oyunun senaryosunu biz yazmadığımız için bu oyunun aktörleri de biz olmayacağız. Fakat vatan kan ağlarken de sessizce bir yerde duracak değiliz. Hükümete sesleniyoruz: “Gereğini yapın”. Birileri makamlarını ve apoletlerini korumak uğruna AB uyum yasalarına ses çıkarmadı. Bir üniversiteli genç başörtüsüyle okula girince dünyayı ayağa kaldıranlar bu konularda sessiz kaldı. Kızlarımızın başörtüsüyle okula girince devletin yıkılacağını düşünenler, ellerinde kalaşnikoflarla dolaşanlara neden ses çıkarmıyor.
Ya gereğini yapın ya millet yapacak. Bu ülkede bölücülük yapmaya kalkanlar bilsinler ki bu ülkeden bir karış toprak bölemezler yalnızca iki metrekarede yatarlar. Onları da defalarca şehit kanıyla yoğrulmuş olan bu mübarek topraklar kabul etmez, yatacak yer bulamazlar.
İllaki bir Kürt Devleti istiyorlarsa defolsunlar bu topraklardan.Geçenlerde bir zatın söylediği gibi: Barzani babalarının yanına gitsinler.
Avrupa Birliği şunu istiyor, bunu istemiyor diyerek vatanın içine ettiler. Bölücülere Batı Batı diye yüz verdiler. Ne Avrupa'sı ne Batı'sı vatan elden gidiyor batının avradını….
Avrupa Birliği'ne uyum yasaları bilmem ne derken vatan bölünmenin eşiğine geldi. Diyarbakır, Siirt ve Van günlerdir karışık. Televizyonlardan seyrettiğimiz kadarıyla asker, polis çaresiz bir durumda.
Bir kısım bölücüler halkın balkonundan halkın polisine taş atıyorlar.Bu olayı tümüyle halka mal etmeye çalışıyorlar.Aslında halk da bu durumdan rahatsız.Bunu yapanlar bir kısım bölücülerden başkası değil. Adını iki de bir değiştirmekten adının ne olduğunu bilmediğimiz bir partinin il başkanı çıkıyor ve gayet cüretkarane açıklamalar yapıyor. Şehirde esnafın kepenk kapatması gerektiğini, teröristler için yas tutulması gerektiğini anlatıyor. Aynı şekilde bir belediye başkanı geberen 14 teröristin ardından ölen 2 kişi için de acımız 16 oldu diyor. Aslında bunların olacağı Nevruz'da belliydi ve bu olayların yaşanmaması için gerekli tedbirler alınmadı.Tedbirin zamanı geçmişken hükümet şimdi ise tedbirlerden bahsediyor.
Osmanlı Devleti zamanında ülkenin biriyle savaş söz konusu. Durum kritik. Padişah erkanını alıp varıyor serhat boylarına. Oradaki uç beyini yanına çağırtıyor. Uç beyi olan kişinin gün görmüş biri olduğu her halinden belli. Ömrünü serhat boylarında geçirmiş ak tolgasının altından ak saçları görünen bir cengaver… Padişah der ki: Uç beyim! De bakalım tedbir nedir, ne yapmak lazımdır gelen düşmana? Uç beyi padişahın etrafındaki vezirleri gözden geçirir, hiçbir şey söylemez diz vurur, el bağlar, gider. Atına atlar, der ki: Padişahım tedbirin zamanı geçti vakit vuruşmak vaktidir. Düşman gelmiş sınıra dayanmış siz tedbirden bahsedersiniz.
Artık ne tedbiri hükümet gereğini yapamıyorsa derhal istifa etsin. Ülkede huzuru sağlayamıyorsa bıraksın, bunu yapacak insanlar muhakkak ki bulunur.
Bu oyunun senaryosunu biz yazmadığımız için bu oyunun aktörleri de biz olmayacağız. Fakat vatan kan ağlarken de sessizce bir yerde duracak değiliz. Hükümete sesleniyoruz: “Gereğini yapın”. Birileri makamlarını ve apoletlerini korumak uğruna AB uyum yasalarına ses çıkarmadı. Bir üniversiteli genç başörtüsüyle okula girince dünyayı ayağa kaldıranlar bu konularda sessiz kaldı. Kızlarımızın başörtüsüyle okula girince devletin yıkılacağını düşünenler, ellerinde kalaşnikoflarla dolaşanlara neden ses çıkarmıyor.
Ya gereğini yapın ya millet yapacak. Bu ülkede bölücülük yapmaya kalkanlar bilsinler ki bu ülkeden bir karış toprak bölemezler yalnızca iki metrekarede yatarlar. Onları da defalarca şehit kanıyla yoğrulmuş olan bu mübarek topraklar kabul etmez, yatacak yer bulamazlar.
İllaki bir Kürt Devleti istiyorlarsa defolsunlar bu topraklardan.Geçenlerde bir zatın söylediği gibi: Barzani babalarının yanına gitsinler.
Avrupa Birliği şunu istiyor, bunu istemiyor diyerek vatanın içine ettiler. Bölücülere Batı Batı diye yüz verdiler. Ne Avrupa'sı ne Batı'sı vatan elden gidiyor batının avradını….