ErGeNeKoN_
22-04-2006, 14:34
En zor şartlarda bile kazanılması mümkün gibi görülmesede, savaşlardan Zafer ile çıkmasını bilen bir milletinin evlatlarıyız. Sayı ve malzeme bakımından zayıf, az ve yetersiz olmuş olabiliriz ama düşman ordularını perişan edecek İMAN´a ve İNANÇ´a sahip idik. Zaferlerimizin "gizemliği" Gök bakışlı ulu önderimizin "size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum" cümlesinde saklı.
Millet olarak bir çok "olağan üstü" zaferlere imza attık ve tüm zaferlerin içinde en muhteşemi ve en can alıcı zafer "Çanakkale Zaferi".
Soru olarak bana "niye(?)" diye sorsalar, cevabım Akif´ce "Bedr´in arslanları ancak bu kadar şanlı idi" olacak.
Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK der ki: "Bombasırtı vakasını anlatmadan geçemeyeceğim. Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına kamilen düşüyor. İkinciler onun yerine geçiyor. Fakat ne gıpta edilecek bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve hiç ufak bir korku ve endişe göstermiyor. Sarsılmak yok...Okuma bilenlerin elinde KUR`AN-I KERİM, cennete gitmeyi hazırlanıyorlar. Bilmeyenler KELIME-İ ŞEHADET getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren Sayan-ı hayret ve tebrik misalidir. Emin olmalısınız ki bize Çanakkale savaşlarını kazandıran, bu yüksek ruhtur."(1)
Kahraman "Mehmetler", Mevlana HZ. işaret ettiği "vuslata" koşuyorlardı, ölüme değil. Azrail ile kol kola geçtiler meydanlardan.
Dünya gündemini degiğtiren bir mücadele, Çanakkale Zaferinin büyüklüğü hakkında kanıttır. Hüseyin Nihal ATSIZ hocamız olayı şöyle tarif eder:
"Türkler de en seçme ve değerli askerlerinden yarım milyonunu Çanakkale´de kullanmışlardır. Fakat akıtılan kanlar boşa gitmemiş, harp iki yıl daha uzayarak Rusya´nın devrilmesine sebep olmuştur. Bunun için umumi harbin garp cephesinde değil burada hal olunduğunu kabul etmek lazımdır. Çanakkale müdafaası olmasaydı Rus çarlığı devrilmeyecek ve İstiklal harbi yapılamıyacaktı. Bunu hiç bir zaman unutma Türk genci..."(2)
Çanakkale Zaferi, teslimiyet bilmeyen, kaçmak bilmeyen, pes etmek bilmeyen "TÜRK" ruhun en "çıplak" örneğidir.
Kainatın neresinde bir Türk varsa, onunla ilgilenmeyi nasil kendimize vazife olarak kılmış isek, aynı yüksek bir duygu ile kainatin neresinde bulunuyorsak bulunalım, Çanakkale´yi ziyaret etmek, tanımak, tanıtmak her Türk´ün yapması gereken "asli" vazifesidir.
Çanakkale savaşına katılmış Avustralya´lı Elion Cambell, ecdatlarımızı nasıl tanımış:
"...Türk subayı birkac adım ilerledi ve selam verdi. Bizim subaylarımız da selam aldılar. Böylece ateşkes sona ermişti. Düşmanlarımızın nezaketlerinde bir yüce ruhluluk, bir soyluluk vardı. Dünya şövalyeliğinin kutsal emaneti onlardaydı sanki...
Bu emanet´e yeniden sahip çıkmaya varmısın ey Türk Evladı?
Tüm Vatan şehitlerimizin ruhları için EL-FATİHA
Millet olarak bir çok "olağan üstü" zaferlere imza attık ve tüm zaferlerin içinde en muhteşemi ve en can alıcı zafer "Çanakkale Zaferi".
Soru olarak bana "niye(?)" diye sorsalar, cevabım Akif´ce "Bedr´in arslanları ancak bu kadar şanlı idi" olacak.
Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK der ki: "Bombasırtı vakasını anlatmadan geçemeyeceğim. Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına kamilen düşüyor. İkinciler onun yerine geçiyor. Fakat ne gıpta edilecek bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve hiç ufak bir korku ve endişe göstermiyor. Sarsılmak yok...Okuma bilenlerin elinde KUR`AN-I KERİM, cennete gitmeyi hazırlanıyorlar. Bilmeyenler KELIME-İ ŞEHADET getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren Sayan-ı hayret ve tebrik misalidir. Emin olmalısınız ki bize Çanakkale savaşlarını kazandıran, bu yüksek ruhtur."(1)
Kahraman "Mehmetler", Mevlana HZ. işaret ettiği "vuslata" koşuyorlardı, ölüme değil. Azrail ile kol kola geçtiler meydanlardan.
Dünya gündemini degiğtiren bir mücadele, Çanakkale Zaferinin büyüklüğü hakkında kanıttır. Hüseyin Nihal ATSIZ hocamız olayı şöyle tarif eder:
"Türkler de en seçme ve değerli askerlerinden yarım milyonunu Çanakkale´de kullanmışlardır. Fakat akıtılan kanlar boşa gitmemiş, harp iki yıl daha uzayarak Rusya´nın devrilmesine sebep olmuştur. Bunun için umumi harbin garp cephesinde değil burada hal olunduğunu kabul etmek lazımdır. Çanakkale müdafaası olmasaydı Rus çarlığı devrilmeyecek ve İstiklal harbi yapılamıyacaktı. Bunu hiç bir zaman unutma Türk genci..."(2)
Çanakkale Zaferi, teslimiyet bilmeyen, kaçmak bilmeyen, pes etmek bilmeyen "TÜRK" ruhun en "çıplak" örneğidir.
Kainatın neresinde bir Türk varsa, onunla ilgilenmeyi nasil kendimize vazife olarak kılmış isek, aynı yüksek bir duygu ile kainatin neresinde bulunuyorsak bulunalım, Çanakkale´yi ziyaret etmek, tanımak, tanıtmak her Türk´ün yapması gereken "asli" vazifesidir.
Çanakkale savaşına katılmış Avustralya´lı Elion Cambell, ecdatlarımızı nasıl tanımış:
"...Türk subayı birkac adım ilerledi ve selam verdi. Bizim subaylarımız da selam aldılar. Böylece ateşkes sona ermişti. Düşmanlarımızın nezaketlerinde bir yüce ruhluluk, bir soyluluk vardı. Dünya şövalyeliğinin kutsal emaneti onlardaydı sanki...
Bu emanet´e yeniden sahip çıkmaya varmısın ey Türk Evladı?
Tüm Vatan şehitlerimizin ruhları için EL-FATİHA