firtina_cocuk
16-02-2007, 05:45
YAŞANMIŞ ANILAR
CELAL :
İki Çaykaralı bayan kendi aralarında konuşuyorlardı:
Şu bizim Celal var ya, az kalsın evleniyordu.
Hangi Celal?
Hani Lalelide dericilik yapan, Coşkun Export un sahibi.
Haa o mu? O evlenmez yahu. Çok titiz biri kimseyi beğenmez. Peki hangi savah (Aptal) ile evlenecekti.
Benimle.
CİLT DOKTORU
Çaykaralı cilt doktoru Kasım Beye sorarlar:Kasım Bey, neden bu branşı seçtiniz. Halbuki bir çok önemli ve çok para kazandıran branşlar vardı?
Doktor kasım Bey cevap verir:
Bunun için üç neden var. Birincisi hastalarım kesinlikle beni uykumdan kaldırmaz, ikincisi hiçbir zaman iyileşmezler ve üçüncüsü de hastalarımda ölüm olmaz.
AKVARYUM
Çaykaranın (Yente) Çayıroba köyünden Osman oğullarından Kemal; ilk defa şehre geldiğinde akvaryumu ve içindeki balıkları görünce sahibine şöyle sorar;
Balıkları buraya koymuşsunuz ama gece olunca onları nereye yatırıyor sunuz?
NÜFUS ARTIŞI VE GÖÇ
Çaykara İlçesi Türkiye oranına göre en çok göç veren ilçelerdendir. Bir inceleme ve seçim çalışması için Çaykaraya gelen politikacılardan biri Çaykaralı yetkililere sorar :
Az evvel verdiğiniz bilgiye göre ilçenin nüfusu hiç artmamış. Nedeninin toprak azlığı ve işsizlik olduğu kesin ama mera ettiğim bir şey var. Peki her evde bir doğum olduğunda bir ölümmü oluyorki nüfus bu kadar dengeli duruyor.
Yok canım burada genelde bir hane bir arttığında bilinki o yıl birde göç olayı ve gurbetçilik var demektir.
PAPAĞAN
Çaykaralı iki arkadaş, hemşehrileri tekstilci Celal hakkında konuşuyorlardı. Biri;Yahu, Celal hakkında öyle özel şeyler söyledin ki, sanki onun evinde yaşıyorsun diyeceğim.Yoo, evinde yaşamıyorum, ama özel dinleme cihazım vardı orda. Kendi getirdi bana verdi. Ne yani kendi sırlarını içeren bilgileri saklayan cihazı kendi eliyle mi verdi?
Eliyle kendi verdi de ona cihaz demek doğru olmaz .
Allah Allah nedir ki?
Ne olacak Papağanımdır. Tatile giderken ona bırakmıştım. O da duyduklarını tekrarlayınca öğrendim.
KADIN KIYAFETİ
Çaykaranın dağ köylerinden Çayıroba (Yente) de yaşayan Süleyman dayı, İstanbula giderken hayatında ilk kez gemiye binmişti. Kamarada yatarlarken onun bir kadın geceliği giydiğini, başında yazma bağladığını gören arkadaşı şaşkınlıkla:
Hayrola Süleyman Dayı ne yapıyorsun?
Ne yapacağım? Gemi batma tehlikesi geçirdiği zaman can kurtaran sandallarına önce kadınlar ve çocuklar alınıyor diye duydum da işim sağlam olsun dedim.
ELEKTRİK
Bundan 30 sene evvel önceydi. Daha Çaykaranın Yaylaönü (Haros) köyüne elektrik gelmemişti. Köye o gün kazadan bi hakim keşfe gelince, köydeki genç kahvecinin uzun sakallarını görür ve;
Ne o kahveci sakalların okunmuş mudur?
Hayır hakim bey
O halde fazla uzamadı mı?
Uzamasına uzadı da elektriğin gelmesini bekliyorum.
Elektriğin mi? Elektrikle sakalın ne ilgisi var ?
İlgisi olmaz olurmu? Amca oğlu, Almanyadan elektrikli traş makinesi getirip hediye edince ben de usturayı attım. Şimdi elektriğin gelmesini bekliyorum.
ALLAH DA SENİ PAKLASUN
Gelin yaşlı kaynanasını iyice gönlü olacak şekilde yıkar. Kaynanası bu işten çok memnun olur. Gelinine içten bir dua etmek ister.
E gelin sen beni nasıl pakladun ise, Allah da seni paklasun der.
UŞAĞUMA GİDEYURUM
Yaşlı bir kadın Trabzondaki oğlunu ziyaret etmek için İle gider. Yaya geçidinden karşıdan karşıya geçmek ister. Fakat Kırmızı ışık yanmaktadır. Ama o gene yaya geçidinden geçmeye çalışır. Bunu gören Polis memuru telaşla teyzenin yanına gider ve heyecanla teyzeye sorar; Nereye gidiyorsun? teyze Uşağuma gideyirum diye cevap verir.
ŞİMDİ ANNEN YÜZEYUR
Seferberlik yıllarında Rus işgalinden korkan köylüler, alel acele yanlarına alabildikleriyle köyden hızla uzaklaşmaya çalışırken, kadın yolda giderken kocasına şöyle bir akıl verir. Göreyursun çok kalabaluğuk. 10 Tane çecuk bir senun anan bir da benum anam yukumuz çok ağır. Boyle olmaz. Habu senun anani akşam köprunun uzerinde uyuyalumda gece yarısı at oni dereye yukumuz hafiflesun der. Kocası da olur cevabını verir. Gece olur. Bir köprünün üzerinde uyurlar. Gece yarısı kadın kocasını dürter Git anani at dereye der. Adam da kalkar gider dereye atar. Kadın dereye düştüğünü anlar. Koca gelip karısının yanına yatar. Kadında içten içe sevinerek kocasına Efendi Şimdi anan yuzeyur. Diye söyler. Kocası da hiç istifini bozmadan cevap verir. Hava aydınlansunda bakaruk kimun anasi yuzeyur.
DENİZDE DOYMADİLARDA ŞİMDİ BENUM KARNUMDA Mİ DOYACAKLAR
Çaykaralı biri misafirliğe gitti. Akşam yemeğinde çok tuzlu hamsi pişirilip kendisine ikram edildi. Akşamdan sabaha kadar misafir çok su içti. Sabah kalktıklarında kahvaltı için adama yine hamsi yeyip yemeyeceği sorulur.
Misafir: Biraz ara verelum koca denizde sudan doymadılar da benum karnumdami doyacaklar diye cevap verir.
İLİM YATMAZ
Çaykaralının birisi yıllar önce Doğu Anadoluya hocalık yapmak amacıyla gider. Köylü ile anlaşır. Onlara hocalık yapacaktır. Köylü ona yatacak yeri gösterir. Fakat yatacağı yeri hoca pek beğenmez. Köylü hocanın buraya yatıp yatmayacağının kendisine sorarlar,
Hoca Ben yatarum ama ilim yatmaz diye cevap verir.
AKŞAM HAVİC SABAH HAVİC
Çaykaralı hocanın biri köyünde birine Ramazanlığa gider. Köylü de sırasıyla kendisine iki öğün yemek getirir. En iyi yemekleri Havic olduğundan herken en iyi şekilde yemek getirmek ister. Fakat hoca bu durumndan rahatsızdır. Bir türlü de hoca istediğini köylülere söyleyemez. Bir gece sahurda köylüye seslenir. Akşam Havic sabah Havic 30 günde 60 Havic şefaat ya Rasulellah der.
AYNA
Çaykaranın bir köyünde zamanında yaşlı ve çok çirkin bir kadın yaşıyordu. Hiçbir zaman aynaya bakmamıştı. İlk kez eline aldığı aynaya bakıyordu Ey gidi ha bu kadar çirkin olsam Patlardi yureğum diye söylenir.
kaynana, kaynata ve gelin
Kaynana ve kaynata gelinlerinden çok şikayet ediyorlardı. Gelinliğin gereklerini yerine getirmediklerinden şikayet ediyorlardı. Gelin evde hiçbir işe karışmıyordu.
Ona bir ders vermek istiyorlardı. Akşamleyin kaynana ve kaynata bir plan kurarlar. Sabah olunca da o planı uygulamaya çalışırlar. Gelin kaynana ve kaynata sabah evdeyken kaynata ansızın kalkarak süpürgeyi alır ve evi süpürmeye başlar. Kaynana bu olaya müsaade etmez. Kaynana ve Kaynata süpürgeyi kendi aralarında bir oyana bir buyana çekerek didişip dururken gelin olaya müdahale eder. Kayana ve kaynata çok sevinirler. Gelin süpürgeyi kendilerinden ister. Kaynana ve kaynata gelin hatasını anladığını sanırlar. Gelin onlara seslenir:
-Niye kavga ediyorsunuz. Bir gün sen süpür diğer bir gün de sen süpür. Bunun için kavga edilir mi?
HÜKMÜN KAYNANALARDAN GEÇMESİ
Eskiden Çaykaralı bir gelin kaynanasından çok çekmiş. Gelinlerin ezilmesi olayı kendisini çok etkilemiş. Zaman gelmiş kendisi kaynana olmuş. Ama yeni zamanda ise bu sefer gelinlerin sözü geçer olmuş.
Yine sözü geçmez oldu. Şöyle sitem etmeye başlamış.
Bizim gelin iken hükümdarlık kaynanalarda idi. Biz kaynana olduk bu seferde hükümdarlık gelinlere geçti. E kardeşum biz ne zaman hükümdar olacağız.
CELAL :
İki Çaykaralı bayan kendi aralarında konuşuyorlardı:
Şu bizim Celal var ya, az kalsın evleniyordu.
Hangi Celal?
Hani Lalelide dericilik yapan, Coşkun Export un sahibi.
Haa o mu? O evlenmez yahu. Çok titiz biri kimseyi beğenmez. Peki hangi savah (Aptal) ile evlenecekti.
Benimle.
CİLT DOKTORU
Çaykaralı cilt doktoru Kasım Beye sorarlar:Kasım Bey, neden bu branşı seçtiniz. Halbuki bir çok önemli ve çok para kazandıran branşlar vardı?
Doktor kasım Bey cevap verir:
Bunun için üç neden var. Birincisi hastalarım kesinlikle beni uykumdan kaldırmaz, ikincisi hiçbir zaman iyileşmezler ve üçüncüsü de hastalarımda ölüm olmaz.
AKVARYUM
Çaykaranın (Yente) Çayıroba köyünden Osman oğullarından Kemal; ilk defa şehre geldiğinde akvaryumu ve içindeki balıkları görünce sahibine şöyle sorar;
Balıkları buraya koymuşsunuz ama gece olunca onları nereye yatırıyor sunuz?
NÜFUS ARTIŞI VE GÖÇ
Çaykara İlçesi Türkiye oranına göre en çok göç veren ilçelerdendir. Bir inceleme ve seçim çalışması için Çaykaraya gelen politikacılardan biri Çaykaralı yetkililere sorar :
Az evvel verdiğiniz bilgiye göre ilçenin nüfusu hiç artmamış. Nedeninin toprak azlığı ve işsizlik olduğu kesin ama mera ettiğim bir şey var. Peki her evde bir doğum olduğunda bir ölümmü oluyorki nüfus bu kadar dengeli duruyor.
Yok canım burada genelde bir hane bir arttığında bilinki o yıl birde göç olayı ve gurbetçilik var demektir.
PAPAĞAN
Çaykaralı iki arkadaş, hemşehrileri tekstilci Celal hakkında konuşuyorlardı. Biri;Yahu, Celal hakkında öyle özel şeyler söyledin ki, sanki onun evinde yaşıyorsun diyeceğim.Yoo, evinde yaşamıyorum, ama özel dinleme cihazım vardı orda. Kendi getirdi bana verdi. Ne yani kendi sırlarını içeren bilgileri saklayan cihazı kendi eliyle mi verdi?
Eliyle kendi verdi de ona cihaz demek doğru olmaz .
Allah Allah nedir ki?
Ne olacak Papağanımdır. Tatile giderken ona bırakmıştım. O da duyduklarını tekrarlayınca öğrendim.
KADIN KIYAFETİ
Çaykaranın dağ köylerinden Çayıroba (Yente) de yaşayan Süleyman dayı, İstanbula giderken hayatında ilk kez gemiye binmişti. Kamarada yatarlarken onun bir kadın geceliği giydiğini, başında yazma bağladığını gören arkadaşı şaşkınlıkla:
Hayrola Süleyman Dayı ne yapıyorsun?
Ne yapacağım? Gemi batma tehlikesi geçirdiği zaman can kurtaran sandallarına önce kadınlar ve çocuklar alınıyor diye duydum da işim sağlam olsun dedim.
ELEKTRİK
Bundan 30 sene evvel önceydi. Daha Çaykaranın Yaylaönü (Haros) köyüne elektrik gelmemişti. Köye o gün kazadan bi hakim keşfe gelince, köydeki genç kahvecinin uzun sakallarını görür ve;
Ne o kahveci sakalların okunmuş mudur?
Hayır hakim bey
O halde fazla uzamadı mı?
Uzamasına uzadı da elektriğin gelmesini bekliyorum.
Elektriğin mi? Elektrikle sakalın ne ilgisi var ?
İlgisi olmaz olurmu? Amca oğlu, Almanyadan elektrikli traş makinesi getirip hediye edince ben de usturayı attım. Şimdi elektriğin gelmesini bekliyorum.
ALLAH DA SENİ PAKLASUN
Gelin yaşlı kaynanasını iyice gönlü olacak şekilde yıkar. Kaynanası bu işten çok memnun olur. Gelinine içten bir dua etmek ister.
E gelin sen beni nasıl pakladun ise, Allah da seni paklasun der.
UŞAĞUMA GİDEYURUM
Yaşlı bir kadın Trabzondaki oğlunu ziyaret etmek için İle gider. Yaya geçidinden karşıdan karşıya geçmek ister. Fakat Kırmızı ışık yanmaktadır. Ama o gene yaya geçidinden geçmeye çalışır. Bunu gören Polis memuru telaşla teyzenin yanına gider ve heyecanla teyzeye sorar; Nereye gidiyorsun? teyze Uşağuma gideyirum diye cevap verir.
ŞİMDİ ANNEN YÜZEYUR
Seferberlik yıllarında Rus işgalinden korkan köylüler, alel acele yanlarına alabildikleriyle köyden hızla uzaklaşmaya çalışırken, kadın yolda giderken kocasına şöyle bir akıl verir. Göreyursun çok kalabaluğuk. 10 Tane çecuk bir senun anan bir da benum anam yukumuz çok ağır. Boyle olmaz. Habu senun anani akşam köprunun uzerinde uyuyalumda gece yarısı at oni dereye yukumuz hafiflesun der. Kocası da olur cevabını verir. Gece olur. Bir köprünün üzerinde uyurlar. Gece yarısı kadın kocasını dürter Git anani at dereye der. Adam da kalkar gider dereye atar. Kadın dereye düştüğünü anlar. Koca gelip karısının yanına yatar. Kadında içten içe sevinerek kocasına Efendi Şimdi anan yuzeyur. Diye söyler. Kocası da hiç istifini bozmadan cevap verir. Hava aydınlansunda bakaruk kimun anasi yuzeyur.
DENİZDE DOYMADİLARDA ŞİMDİ BENUM KARNUMDA Mİ DOYACAKLAR
Çaykaralı biri misafirliğe gitti. Akşam yemeğinde çok tuzlu hamsi pişirilip kendisine ikram edildi. Akşamdan sabaha kadar misafir çok su içti. Sabah kalktıklarında kahvaltı için adama yine hamsi yeyip yemeyeceği sorulur.
Misafir: Biraz ara verelum koca denizde sudan doymadılar da benum karnumdami doyacaklar diye cevap verir.
İLİM YATMAZ
Çaykaralının birisi yıllar önce Doğu Anadoluya hocalık yapmak amacıyla gider. Köylü ile anlaşır. Onlara hocalık yapacaktır. Köylü ona yatacak yeri gösterir. Fakat yatacağı yeri hoca pek beğenmez. Köylü hocanın buraya yatıp yatmayacağının kendisine sorarlar,
Hoca Ben yatarum ama ilim yatmaz diye cevap verir.
AKŞAM HAVİC SABAH HAVİC
Çaykaralı hocanın biri köyünde birine Ramazanlığa gider. Köylü de sırasıyla kendisine iki öğün yemek getirir. En iyi yemekleri Havic olduğundan herken en iyi şekilde yemek getirmek ister. Fakat hoca bu durumndan rahatsızdır. Bir türlü de hoca istediğini köylülere söyleyemez. Bir gece sahurda köylüye seslenir. Akşam Havic sabah Havic 30 günde 60 Havic şefaat ya Rasulellah der.
AYNA
Çaykaranın bir köyünde zamanında yaşlı ve çok çirkin bir kadın yaşıyordu. Hiçbir zaman aynaya bakmamıştı. İlk kez eline aldığı aynaya bakıyordu Ey gidi ha bu kadar çirkin olsam Patlardi yureğum diye söylenir.
kaynana, kaynata ve gelin
Kaynana ve kaynata gelinlerinden çok şikayet ediyorlardı. Gelinliğin gereklerini yerine getirmediklerinden şikayet ediyorlardı. Gelin evde hiçbir işe karışmıyordu.
Ona bir ders vermek istiyorlardı. Akşamleyin kaynana ve kaynata bir plan kurarlar. Sabah olunca da o planı uygulamaya çalışırlar. Gelin kaynana ve kaynata sabah evdeyken kaynata ansızın kalkarak süpürgeyi alır ve evi süpürmeye başlar. Kaynana bu olaya müsaade etmez. Kaynana ve Kaynata süpürgeyi kendi aralarında bir oyana bir buyana çekerek didişip dururken gelin olaya müdahale eder. Kayana ve kaynata çok sevinirler. Gelin süpürgeyi kendilerinden ister. Kaynana ve kaynata gelin hatasını anladığını sanırlar. Gelin onlara seslenir:
-Niye kavga ediyorsunuz. Bir gün sen süpür diğer bir gün de sen süpür. Bunun için kavga edilir mi?
HÜKMÜN KAYNANALARDAN GEÇMESİ
Eskiden Çaykaralı bir gelin kaynanasından çok çekmiş. Gelinlerin ezilmesi olayı kendisini çok etkilemiş. Zaman gelmiş kendisi kaynana olmuş. Ama yeni zamanda ise bu sefer gelinlerin sözü geçer olmuş.
Yine sözü geçmez oldu. Şöyle sitem etmeye başlamış.
Bizim gelin iken hükümdarlık kaynanalarda idi. Biz kaynana olduk bu seferde hükümdarlık gelinlere geçti. E kardeşum biz ne zaman hükümdar olacağız.