HIZLI ARAMA
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 1.541 İtibar Gücü: 0 | Anne-Baba-Çocuk İlişkisi... Anne-babaların çocukları için yaşam boyu önemli bir etkiye sahip oldukları bilinmektedir. Anne-çocuk arasındaki ilişki kadar baba çocuk arasındaki ilişki de büyük bir öneme sahiptir. Bebek dünyaya geldikten sonra hem anne hem de baba ile kurulacak sağlıklı bir bağlanma ve ilişki ile çocuklar daha mutlu olurlar. Babaların çocukları ile oynamaları, konuşmaları, onların beslenme, temizlik gibi gereksinimlerini karşılamaları önemlidir. Babalar çocukları ile bu tarzda bir ilişki kurduklarında başarılı bir ilişkinin de temelleri atılmış olur. Bu arada anne-baba arasındaki ilişkinin, anne-baba-çocuk arasındaki ilişkiyi etkilediği de unutulmamalıdır. Anne-baba arasındaki ilişki sağlıklı ise doğal olarak bu ilişki çocuğu olumlu yönde etkiler. Sıcak ve destekleyici bir ortam yaratan anne-babalar çocuklarına kardeşleriyle ve ebeveynleriyle daha doyurucu ilişkiler kurmaları için cesaret verirler. Açık ve etkili iletişimin olduğu bir aile ortamından çocuklar olumlu yönde etkilenirler. Etkili iletişimin kurulduğu ailelerde, aile bireyleri birbirleri ile duygularını paylaşır, birbirlerine zaman ayırır, birbirlerine değer verir ve birbirlerini olduğu gibi kabul ederler. Bireyler birbirlerine duygularını, destekleyici ve sevgi dolu bir yolla iletirler. Böyle bir ortamda da anne-baba-çocuk arasındaki ilişki etkili olur. Ebeveynler çocukları ile olan ilişkilerinde öncelikle onların hangi bakış açıları ile yaşama baktıkları, dünyayı anlamlandırdıklarını bilmelidirler. Çocuğun dünyaya bakış açısını keşfedebilmek, öncelikle onu dinlemeyi gerektirir. Çocuğun gözü ile dünyayı görebilmek, kulaklarıyla duyabilmek önemlidir. Bunu yapabilmek için de anne-babaların empatik iletişim içinde olmaları gerekir. Empatik iletişimde bireyin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyması, onu anlaması ve geri bildirim vermesi söz konusudur. Empatik dinlemede kişiyi anlama birinci plânda yer alır. Çocukla kurulacak empatik iletişimde en önemli nokta fiziksel yakınlıktır. Çocukların küçük yaşlarda bir “bacaklar dünyasında” yaşadıkları unutulmamalıdır. Çocuklarla konuşurken diz çökerek ya da çocuğu kucağa alarak fiziksel yakınlığı sağlamak çocukla kurulacak iletişimde etkili olur. Çocuklarla kurulacak sağlıklı bir ilişki de, çocuğun gelişim dönemi özelliklerini bilmek gerekir. Çocuk büyürken farklı gelişim özellikleri gösterir, bu da çocukla kurulan iletişimi etkiler. Eğer anne-babalar çocuklarının gelişim dönemi özelliklerini bilirlerse çocuklarının yaptıkları davranışları değerlendirme ve onlarla sağlıklı bir iletişim kurmada başarılı olabilirler. Örneğin, üç yaşında bir çocuk oyuncağını arkadaşı ile paylaşmak istemeyebilir. Anne- babalar çocuklarının oyuncağını paylaşmamasından rahatsızlık duyarlar. Oysa bu yaşta olan çocuklarda oyuncağını paylaşmama gelişim dönemi özelliğidir. Gelişim dönemi özelliklerini bilmenin yanı sıra, anne-babaların çocuklarını oldukları gibi kabul etmeleri de önemlidir. Ebeveynler, çocuklarının kendilerinin küçük bir modelleri olmadıkları, kendilerine özgü bir birey oldukları gerçeğinden hareket etmelidirler. Dertlerini anlatmak isteyen çocuğa bir otorite olarak yaklaşmak yerine, insan olarak yaklaşmak, onun duylarını algılamaya çalışmak, verilmesi gereken yanıtlar yerine dürüst yanıtlar vermek çocukla kurulacak iyi bir ilişki için oldukça önemlidir. Anne-babalar çocukları ile ilişkilerinde çoğunlukla sen iletilerini kullanırlar. Oysa, ben iletilerini kullanmak daha etkili olur. Ben iletileri hem çocuğun anne-baba tarafından kabul edilmeyen davranışları değiştirmelerinde daha etkili hem de anne-baba-çocuk ilişkisi için daha sağlıklıdır. Sen iletileri suçlayıcıdır, mesajı alan kişide düşük benlik saygısı oluşur. “Gürültü yapıyorsun, yaramazlık yapıyorsun” gibi sen iletileri yerine“ “kaşıkla bardağa vurduğunda başım ağrıyor” gibi ben iletileri göndermek davranışını değiştirmede sorumluluğu çocuğa verir ve daha etkili olur. Gordon (1996)’a göre, çocuklarla kurulan ilişkilerde bazı iletişim engelleri vardır. Bunlar; emir vermek, yönlendirmek, uyarmak, göz dağı vermek, ahlâk dersi vermek, öğüt vermek, çözüm ve öneri getirmek, öğretmek, nutuk çekmek, yargılamak, eleştirmek, suçlamak, aynı düşüncede olmamak, övmek, aynı düşüncede olmak, ad takmak, alay etmek, yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak, güven vermek, desteklemek, avutmak, duygularını paylaşmak, soru sormak, sınamak, sorgulamak, sözünden dönmek, oyalamak, şakacı davranmak, konuyu saptırmaktır. Belirtilen bu iletişim engelleri kullanıldığı zaman, çocuklar kendilerini değersiz hisseder, savunucu bir iletişime girebilirler. Oysa, empatik bir ilişki içinde olmak, çocukların duygularını anlamak, sen iletileri yerine ben iletileri kullanmak çocuklarla anne-babaları arasında sağlıklı ilişkilerin kurulmasında etkili olacaktır. |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 1.541 İtibar Gücü: 0 | Ynt: Anne-Baba-Çocuk İlişkisi... BAŞARILI ANNE-BABA ÇOCUK İLİŞKİSİ Ana-baba, çocuklarını eğitirken öncelikle gelişim evrelerini bilmeli ve çocuklarının içinde bulunduğu gelişim dönemini tanımalıdır. Başka bir deyişle,çocuklarını tanıyarak işe başlamalıdır. Ana-baba,çocuklarının kendi modelleri olmadığı gibi,kardeşlerinden ve arkadaşlarından farklı,bağımsız,kendine özgü zeka ve kişilik özellikleri olan bir birey olduğu gerçeğinden hareket etmelidirler. Anne ve babanın çocuklarına , “uygun olan davranışı” ya da neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğretebilmeleri için, gerek kendi aralarında gerekse çocuklarına yönelttikleri davranışlarında dengeli, tutarlı ve kararlı olmaları gerekir. Anne-babanın güvenli bir çocuğa sahip olabilmeleri için, önce kendilerine,sonra birbirlerine,ardından da çocuklarına güvenmeleri gerekir. Anne-baba çocuğundan yaşı ve yeteneklerine uygun isteklerde bulunmalı,çocuğu hayal kırıklığına uğratacak,yaşının üstünde beklentiler içine girmemelidirler. Çocuğun ilgi ve yeteneği onun yönlendirilmesinde esas alınmalı,ana-babanın tutkuları dikkate alınmalıdır. Anne-baba öncelikle çocuğunu bağımsız bir birey olarak kabul eden, ona sevgi ile yaklaşan ve olumlu ilişki kurmaya çalışan kişiler olmalıdırlar. Bilinmelidir ki,sevgi temeline dayanan eğitim,sağlam ve başarılı eğitimdir. Anne-baba,soyut düzeyde uyarı yerine,somut düzeyde eylemi temel almalıdır. Anne-baba öyle bir ortam hazırlamalıdır ki,çocuk sanki her zaman anne ve babası yanındaymış gibi kendini güvenli ve hiç yanında değilmiş gibi özgür hissetsin. böyle bir aile ortamı çocuğun kendine özgü anlayış ve düşüncesini ifade etme olanağı sağlar. Buna karşın sağlıksız bir aile,çocuğun nasıl algılaması,düşünmesi ve davranması gerektiğiyle ilgilenir. Çünkü bu ana-baba için,çocukları belirli bir kalıba sokmak, onu bağımsız olarak gelişmesinden daha önemlidir. Anne- baba,çocuğunun kişiliğine saygı duyan,benlik saygısı üstün kişiler olmalıdır ki,çocuklarının benlik saygısı da üstün olabilsin.anne-babalar kendi kendini yönetebilen bireyler yetiştirmek için gerekli psiko-sosyal ortamı hazırlamalıdırlar. Bunun için de aşırı koruyucu yaklaşımdan kaçınarak çocuğun kendi kendini yöneten bir birey olmasına fırsat verilmelidirler. Kısacası,anne-baba,çocuğa sevgi veren,girişim yeteneğini ve özgüvenini kazanabilmesi için onu destekleyen kişiler olmalıdırlar. Çocuğa yeterli düzeyde desteğin sağlandığı bu ortamda anne-babanın sağladığı disiplin ve eğitimin nitelikleri olumludur.Çocuğun istemi hiçbir zaman engellenmez. Aşırı davranışları anlayışla karşılanır ve yumuşak bir biçimde düzeltilir. Böyle bir esnek ortamda çocuk ,cesaretli ve topluma uyumlu bir insan olarak yetişir. Yaşamını yapıcı çabalar üstüne kurmayı öğrenir. İdeal anne-babayı tanıtmak zor olmakla beraber başarılı anne-babalar ,çocuğun ihtiyaçlarını sezen,onlara uygun yanıtlar veren, aşırı hoşgörülü veya katı olmayıp ,çocuğa karşı esnek bir yaklaşım içinde olan , davranışlarında belirli bir kararlılık ve devamlılık sağlayan,karşı çıkmadan önce her zaman çocuğunun isteklerini dinleyen anne-babalardır. Yine başarılı anne-babalar, çocuğunun kendi kendisini denetlemesini ya da iç denetim demek olan ahlak gelişimine ortam hazırlayan,çocuktaki sorumluluk duygusunu geliştiren, olayların sonuçlarıyla onları başbaşa bırakan,onlara hak ve özgürlüklerinin sınırını öğreten,çocuklarına korku silahını çevirmeksizin,kendi kendilerini disipline eden ve düşüncelerini özgürce anlatabilen birer birey olarak yetişmelerine imkan hazırlayan kimselerdir. |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Baba-Kız İlişkisi Karakteri Belirler | Ruhsar | Bayanlara ÖZEL | 14 | 31-12-2007 00:17 |
| Anne, baba, ve 3 çocuk cipsten sonra şofbenden zehirlendi | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 04-12-2006 11:20 |
| Birden fazla hasta çocuk için hem anne hem baba ayrı ayrı refakat edebilir mi? | @izci@ | Öğretmenler Odası | 0 | 04-11-2006 15:35 |
| ÖZ ANNE-BABADAN BAŞKASINA ANNE- BABA DENİLEBİLİR Mİ? | @izci@ | Dini Konular | 2 | 06-07-2006 12:23 |
| Anne- Baba ya hizmet...! | esrarlı_gözler | Dini Konular | 1 | 15-05-2006 18:12 |