ズ-яєSSα|\/| Kayıt: 15.05.2008
Mesajlar: 2.283 Rep gücü: 66 | KASKARA Yeni bir güne gebeyken gök kubbe ... Hay aksi!...Bende yine gece... Sabahın puslu aydınlığında yalnızlık esiyor üstüme... Gün doğuyor göz bebeklerimde, retina tabakasına düşen ışık beynimin gecesine ulaşmadan gücünü kaybedip sönüyor. Karanlık öyle yoğun,öyle bir jel ki aşılası gibi değil..Vıcık,vıcık simsiyah baş belası. Kaskara,karanlık,karanlık... Sıvaşıyor her yanıma,gecemde enerji kaynakları tükenmiş,.tüm santrallerim,trafolarım jeneratörlerim iflas etmiş,öldüresi sessiz bir karanlık... Benliğim bilinçaltımdan bir yerlerden aydınlatma fişekleri atıyor,bir damla ışık için.. Pencereler nerede? Kat,kat perdelenmiş. Güneşin ışıkları aşamıyor göz bebeklerimi,takılıyor,yok oluyor bir yerlerde. Duvarlar,duvarlar,duvarlar çepeçevre... Yeni duvarlar örüyorlar alelacele beynimde birileri,korumaya mı çalışıyorlar? Hapsetmeye mi benliğimi? Çözemiyorum. Karmaşa,çelişki,karanlık... Gördüklerim göremediklerim olup gözlerimde takılı kalıyorlar,kulaklarım sesleri göremiyor artık. Çok düşük desibelde parıltılar kıpır,kıpır değiyor desibel,desibel kulak zarıma. Aydınlatıcı bir ses arıyor benliğim,gözlerim benliğime isyandalar,Nedense kör noktanın aydınlığına bakıyorlar dalgın ve çaresiz...Hay aksi ışık sızmıyor bir damla ,bir zerre,bir tutam sebepsizliğim kendime, çare yok gibi çepeçevre... Her saniye,her salise yeni bir duvar,yeni bir engel varlığını hissettiriyor yükseliyorlar derin,derin. Gündüzle aramda mayın tarlaları var.. . Günün parlak ışığında gecem karanlıktan da kara...AHHH! Kulaklarım tek bir ışık görselerdi Bazen bir küçük kıvılcım parlıyor kulaklarımda,umutlanıyorum mazlum çocuklar gibi .bir dondurma miktarı kadar bile sürmüyor umut,eriyor sözcükler dudaklarımda. Sonra o kıvılcım kayboluyor kör karanlığında gecemin..Kavını bulamayan çakmak taşı misali.. Bende hala gece... Gün geceyle buluştuğunda,gece güne sarılıyor göz bebeklerimde. Ufukta gurup,gurup kızarıyor gökyüzü karanlığımdan utanmışcasına...Sonra oda karanlığa kapıyor gözlerini ve içimde gecemi,tenimi ateşin yalazı gibi yakarak sarıyor karanlık... İçinde bulunduğum dünya benden şanslı sanki,bir yüzünü güneşe dönmüş gülümsüyor Benim gecemde dört bir yandan sarıyor bulaşık petrol karası bir siyahlık... Katran,katran,karanlık.... Bir sigara yakıyorum,ne çakmağın alevi,ne sigaranın ateşi biraz olsun aydınlatmıyor karanlığımı.. Dumana boğmaya çalışıyorum karanlığı tüm merhametsizliğimle,ciğerlerime işliyor karanlığın kurumu...Ben mi karanlıktayım bende mi karanlık? Duman ,duman is,is yanık kokuyor yüreğim. Göz bebeklerim küçülmüş kısılmış göz kapaklarım...Tarihimi yazmaya çalışıyor alnımdaki kırışıklar...Alın çizgilerimi yeni çizgilerle değiştirmeye,yeni çizgiler çizmeye çalışıyorum suya yazılmışcasına yazmadan siliniyorlar...Gözlerim gündüz güneşi bile göremezken gecemde bir ışık arıyor... Okyanusun karanlığı sarmış sanki çevremi soğuk ıpıslak bir karanlık,yosun,yosun çepeçevre kaçınılmaz...Alabildiğince derin. Binlerce ton suyun altından yüzeye çıkan bir periskop gibi kulaklarım karanlığı tarıyorlar..Duydukları tek ses karanlığın sesiz ve korkunç çığlığı... Karanlık,karanlık,karanlık Hiç olmazsa kulaklarım bir ışık duysalardı fısıltıyla da olsa...Gecemi aydınlatacak bir fısıltı,bir sözcük sihirli bir şey,bir mucize bilemiyorum işte o her neyse... Benim parlayan yıldızlarım bile kaybolmuşlar gecemde,hani şu bir çoban yıldızı vardı ya o nerede? Kulaklarım aydınlık,sıcak samimi bir ışık göremiyorlar.... Karanlık,karanlık,karanlık Yalnızca karanlıkta simsiyah bir ses var kapkara bir ses...Şıp,şıp,şıp bir suyun damlaması gibi...damlayan gözyaşları gibi...Sessizlikte için,için büyüyen.. Kendi içinde mutasyona uğruyor sonra bu seste karanlığımın büyüsünde tık,tık,tık... Tıklamalar gümlemelere ve beynime vuran balyozlara dönüşüyorlar ,ışığın ulaşamadığı tüm sinir tellerime vuruyorlar düzenli aralıklarla...Balyoz ,balyoz saniyeler dakikalar saatler. Geçen zaman kaybettiğim her an çok şiddetli vuruyor sinir tellerime,balyoz,balyoz. Tozlanmış umudumu asıyorum silkeleyip, gecemin içindeki yoğun karanlığa,.Isınmaya çalışıyorum yavaş,yavaş karanlık yalnızlığıma... Kulaklarımı tıkıyorum aydınlığa tamamen gelmesin artık diyorum bu ana kadar gelmeyen...Yalnızca balyoz,balyoz vuran zamanın sesi aşıyor kulak tıkaçlarımı... Güm,güm,güm öldüresiye. Umuda astığım gecenin ipi kopuyor birden,beynimi kamaştıran bir ışık ürkütüyor kulaklarımı güneşten de parlak belkide? Karanlığa alışmış kulaklarım bu şiddetli ışıkta tüm algılamalarını yitiriyor,Beynimin tüm sinir düğümleri titreşiyor.. Kulaklarımdan giren sihirli cümle geçtiği her zerreyi aydınlatarak ilerliyor içimde yeniden bir gün doğuyor. Sihirli kelime beynimi aşıp ta yüreğime işliyor,kulağıma gelen ışıl,ışıl pırıl,pırıl manayı çözümlemeye çalışıyorum.. Evet evet ışıltıyı kulaklarımda görüyorum yavaş,yavaş şifresi çözülüyor her desibelin beynimin kıvrımlarında... O ışık Seni seviyorum diyor.''SENİ SEVİYORUM'' Artık zaman bir müzik ahengiyle işliyor duygusal notalara güzel sesler buluyor beynimin sinir tellerinde... Ve tüm benliğim aydınlanıyor içten dışa doğru yüreğimden doğan bir güneş gibi... Gün bir başka güleç bakıyor,bana kavuşmanın sevincini yaşıyor sanki tüm geçmiş karanlığa inat ebruli ışıltılar renk renk sarıyorlar gök kuşağı kuşağı misali beynimi,aklımı,yüreğimi ,bedenimi. Çöldeki bir vaha olmamasını umuyor düşüncelerim doğan bu günümün. O güzel pırıl,pırıl sihirli sözcüğe bir cevap arıyor beynimin kıvrımlarında tüm düşünce formları. kalbim beynimin çözemediği bulmacaya için,için bir cevap veriyor dudaklarıma hükmeden Dudaklarımın kıpırtısındaki ışıltı gündüzü bile daha bir aydınlatıyor,pırıl,pırıl bir cümle akıyor dudaklarımdan. Bende seni seviyorum gün ışığım..... qulahmet |