16-05-2008, 04:06
|
#3 (permalink)
|
ズ-яєSSα|\/| Kayıt: 15.05.2008
Mesajlar: 2.283 Rep gücü: 66 | SELA
Duygularım bilincimin altı,masamın üstü karma karışık
Etraf dağınık her yer her yerde...
Şiddetli bir fırtına esmişçesine bir köşeye giysileri diğer yana kağıdı kalemi
bir yana dertleri elemi fırlatıp savurmuş,neşeyi bir kenara sıkıştırmış,rüzgarın demir prangaları
cesedimi zincire vurmuş...Ruhum göndere çekilmiş bayrak gibi çırpınıyor...
Uykusuzluktan kum,kum yanan gözlerim ufak bir gülücük yakalamaya çalışan donuk dudaklarımı görmemezlikten geliyorlar.
Deli bir dağınıklık çılgın bir karmaşa,her şey her yerde,sen bir yerde,ben bir yerde. Senlenemeyişim sana tozu dumana katıyor isyan,isyan...Boz bulanık çırpıntıları kalbimin.
Bütün dağınıklığa inat yazılarım yerli yerinde.. Taş taş oturuyor kelimeler tüm gediklere,alt üst olmuş astarı yüzüne yüzüne çevrilmiş dünyada.
Masum bir akılla geziniyor kalemim satırlarda, tüm şeytani sivri zekalara taş çıkartırcasına. Sipsivri zekaların bencil sarkıtları dikitleri arasında yol almak zor;Kimi atlamak kimi sürünmek gerekiyor.
Jilet gibi keskin kenarlı fikirler devriye geziyorlar çevremde,kaçınılmaz yaralıyor,kesiyor parçalıyorlar değdikleri yeri..
Kasıtlardan,egolardan,menfaatlerden oluşmuş çıkışı meçhul ecel ecel uzayıp giden bir mağara. Labirent labirent dost engeller düşmanlardan çok daha inatçı,hiçliğimi bile kıskanır olmuş için için,nazar nazar dostum diyenler,yokluğumdan fırsat bekleyenler çok daha acımasız,bilmiş bilmiş okları hazır benlik yaylarında...keskin nişancı egolarının attığı her ok karavana..Boğulup gidiyorlar tek tek bildik sandıklarında...Sözün kılıcını tekrar koyuyorum kınına..Sabır kilidiyle kilitliyorum tüm silahlarımı...Bırakıyorum onlar napalm bombası sansınlar patlattıkları sakız balonlarını... Kalemim inatçı kararlı, labirentler arasında düzgün düşler çiziyor yolunu şaşırmadan Her çıkmazda ilahi bir kapı açıyor aklım,zar zor ruhumun geçeceği kadar.
Yaralı bedenimi sürüklüyor menzile ruhum,yere düştüğümde tutup kaldırıyor imanım.
Zaman zaman sofralar kuruluyor geniş meydanlarda.
Küçük lokmalar veren kaşıkların sapları gözleri çıkartıyor,kaşıklardan kaçabilenlere özel beslenmiş kargalar saldırıyor,oylum oylum oymaya şaşkın gözleri...acımasız kargaların dost,dost gagaları sipsivri. Her an bir açık bekliyorlar...Yüreğim göz göz olmuş kargalara yem gibi.
Zehir zemberek boşalıyor zaman...Yolu bulmak zordan da zor,kum kum yanan uykusuz gözlerim kapanıyor,göz göz olmuş kalbimin gözleri kıbleyi arıyor
Ezan ezan yol gösteriyor rahmet ruhuma.
Masamın üstü karma karışık her şey alt üst olmuş fırtınadan sonraki sessizlik tak ederken can evime. Tüm karışıklıkta yalnızca yazılarım düzgün kelimeler düzenle sırayla yol alıyorlar paralel ve meridyenlerde... Benliğimi donduruyor buz buz kutuplara ulaşan çizgide mısralar.
Yanan yüreğimi kesiyor ikiye ekvator acımasız keskin çizgisiyle,kuzeyden güneye,batıdan doğuya uzanan alev alev bir yangın var...
Melek melek damlaları taşıyor yağmur,inançtan ırmaklar oluşuyor bilincimin dik kanyonunda,bedenimi yakamoz yakamoz akan suya bırakıyor ruhum. Yanık tenimi merhem merhem sarıp serinletiyor suyun kolları.
Bir yudum şarap ilk tattığım rahmet,hiç susamamacasına.
Yer yüzüne dönüyor sonsuza açılmış ellerim, delik deşik uyanıyorum darmadağınık masamda. Ter ter vücudumdan sızım sızım can sızıyor...
Ölüme bir adım daha canlanıyorum...Hayata kalkıyor ve yürüyorum..
Yürüyorlar ve yürüyorsun...
Yönün hangi yöne olursa olsun bilinmez bir uzaklıkta senin için okunan selaya doğru,sen dursan da programlanmış adımların seni ona götürüyor...
Elin varmıyor değil mi toparlamaya ?
Dağınık kalsın bırak sana ait masada dünyada,sıkma canını
dağınık bırakmayacaklar hiçbir şeyi,sana kalan bütün dünyalığını düzgünce toparlayıp cömertçe kefenleyecekler,kendilerine kalanları alıp götürecekler...Anıları olacaksın kalanların...Sana anılarında gülecekler..
Korkma !
Bir daha hiç dağılmayacaksın... qulahmet |
| |