16-05-2008, 03:54
|
#1 (permalink)
|
ズ-яєSSα|\/| Kayıt: 15.05.2008
Mesajlar: 2.283 Rep gücü: 66 | Birtakım yazılar 
Biz bize Bu gün bir noktaya parmak basmak istiyordum ,fakat parmak basmak istediğim noktanın üstünde altında sağında solunda bir sürü kişi varmış meğer. Hey sizler... Lütfen çekilir misiniz ? Çekilenlere teşekkürler. Peki madem çekilmeyenler var,*günah benden gitti çekilmeyenler gözlerini kollasınlar. ( *tabi nasıl gidiyorsa bu günah onuda anlamış değilim) Yaradana sığınıp basıyorum noktaya parmağı. Bir şeyler yazanlar için söylüyorum, yada sanatla sanatsal olaylarla uğraşanlar için. Bu gün bu noktaya parmağı basıp,haddimi aşmaya niyetim var. Edebi ve ebedi eserler olarak ayırıyorum tüm yazılmış çizilmişleri ve sanatsal yapıtları. Eğer edebi şeyler yazacaksanız ? Bu birikim bu olgu varsa yazmanız zor değil .Muhakkak bir şeyler yazarsınız. Eserin okuyucuya tutunmasını sağlayan,okuyucuyu yazınıza monte eden yapıştıran,kaynaştıran aslında yazınızın edebi olması değil uslubunuzdur,eğer bilgiye güzel bir uslub giydirebildiyseniz yazdıklarınız okunur,takdir edilir sevilirler,fikirlerinize taban tabana zıt olanlar bile okuma ihtiyacı hissederler. Peki edebi bir yazı ebedi olamaz mı? Olur tabi ama ebedi olması için bazı öncelikleri vardır. Siz o anı anlatırken bile yarın öbür gün on sene sonra yazınızı okuyanlar hala kendilerinden Bir şey buluyorlar yazdıklarınız sizden sonrakileri de uyarabiliyorsa etkiliyorsa hatta zıt bir fikre hala batabiliyorsa o ebedi bir yazıdır,yoksa gününü aşamayan yazılar olarak bir köşede kalmaya mahkumdurlar. Bu konuda şanslıyız diyebilirim,edebi yazılarına harika usluplarını giydiren ve her dönem her nesil in her kişinin içerisinde kendini bulabileceği,duyguya harika vurgular yapan ebedi kalacak eserler yazan arkadaşlarımız kardeşlerimiz üstatlarımız var. Hepsinin yazdığı yazılar köşelerde hapis kalamayacak kadar güzel yarın bir daha okuyalım dedirtecek kadar harika yazılar. Zaten ebedi olabilenin içerisinde edebilik ve edep vardır. Yazının edebi okuyandan ziyade yazanın yazdıklarına saygısındandır. Güzel yazılmış her yazı yazarına muhakkak geri döner,sevgi olarak duygu olarak takdir olarak. Şimdi yazar arkadaşlar birazda maddi olarak dönseydi diyecekler,bunca duygunun yüklü olduğu hangi sanatın maddi dönüşümü olmuştur ki? Bizler anca gönül sermayesini kurtarabilmişlerdeniz,hiç heveslenmeyin derim... Ebediyet taşımayan popülarite mutfağının yalaka soslu çorbaları bizim mutfağımızın menüsünde hiç olmadılar olamazlar. Ama ben bu çorbayı kaynatırım diyebiliyorsanız işte o zaman maddiyatın kesesi açılabilir.... Ben uslubunu duygularından alan kişiler olarak lezzetini bizden yıllar sonrada kaybetmeyecek okuyanın kendisinden her zaman bir şeyler bulabileceği tadı damağının bir köşesinde duracak lezzetlere devam derim.. Fazla beklentimiz yok, bizim mutfağımıza duyguyla girilip bir küçük teşekkürle çıkılsa kafidir. qulahmet
Konu KuLAhmet tarafından (16-05-2008 Saat 04:59 ) değiştirilmiştir.
|
| |