| Medeniyetimizin İslâmî/Ledünnî Temelleri
Muhteşem medeniyetimizi özgün ve üstün kılan, onun ruhî ve fizikî bünyesini dokuyan çok sağlam ve köklü temeller vardı. Medeniyetimizin omurgasını teşkil eden muazzam kökler ve ledünnî kaynaklarla ilgili olarak, İngiltere’nin İstanbul Büyükelçilerinden Porter şu çarpıcı tespitte bulunmuştur: “İmparatorluk kanunla birleşik din temeli üzerinde öyle sağlam bir şekilde inşa edilmiş ve bütün tebaanın iftihar ederek gösterdikleri alâka ve heyecanlarıyla öylesine mükemmelleştirilmiştir ki, devrin her türlü bahtsızlıklarına ve zaaflarına cesâretle karşı koymaktadır.” Fransız şâir Lamartine de aynı hususta şu mühim tahlîli serdetmiştir: “Türk’ün fazîleti İrâde-i İlâhiyye’ye dâimâ inkıyâdında ve akîdesi de takdîr-i İlâhî’de gösterilebilir. Dâimâ, Allah, onun fikrinde ve zikrindedir. Kısır bir fikir şeklinde değil amelî bir hakîkattir.” Fransız Yazar A. L. Castellan’ın yaklaşımı ise şöyledir: “Kazâ ve kader akîdesi Türklerin zihninde kökleşmiştir: Çok defa bu akîde onlarda şecâat yerine geçer, sebât ve metânetlerini artırır.” |