Ayrılığın Şerefine ! ! ! Ne zaman içsem; içimdeki iç savaşlarda rehin alınır yüreğim.Paslanmış bir hazla, hükmü olmayan aşkına içerim.Sus pus olmuş karla karışık gecelerde, yangında ilk önce kurtarılacak acılarımın başını beklerim.Adresi yazılmamış, asla gönderilmeyecek mektuplar biriktiririm... Ne zaman içsem; sen olurum beni sensizliğe düşürdüğün, her sabah bir kez daha gerçek olan düşlerimde.Korkusuz korkular beslerim sana, dumanı sen kokan kırmızı bir mum alevinde. Anılar gelir geçer gözlerimdeki kaldırımlardan, adımlarında bir yerlere geç kalmışlığın telaşı ile. Bakışın batar yüzümün en ıssız yerine acımasız zamanın genişliğinde.Hayalin bir türlü gitmez başımdan, yalnızlığımı aldatırım her gece siluetinle... Ne zaman içsem; içimi yakar sensizlik.Minik bir kedi yavrusu gibi titrer ellerinden uzak ellerim.Sinemdeki darağacına pamuk ipliğiyle kurulmuş bir salıncakta sallanırken gülüşlerim, küle döner satır aralarına özenle sakladığım kelimelerim.Arınmak isterim senli herşeyden, yalnızlığımın buharında kabarır tüm duygusal kirliliklerim... Ne zaman içsem; faili meçhul içli mısralara benzerim.Pişmanlıklarım gelir oturur masama, alır onları boncuk boncuk ayrılığa dizerim.Paylaşırım kendimle sevdaya dair mavi ne varsa.Umut kumsallarına kocaman kalpler çizerim. Ne zaman içsem; müstakbel ayrılıklarıma atfettiğim yıllanmış şaraplarımı çıkarırım gönül mahzenimden.İşte şimdi sana adanmış bir kadeh şarap zamanıdır.Ne dersin?... Ayrılığımızı sırılsıklam ıslatalım mı bu gece...İçtiğim son kadehin acı tadı damlıyor hala gözyaşlarımdan ama gözüm korkmuyor yinede bu şarabın ölünesi kahrından... Mutluluğa ithaf edilmiş, şarap tadında yaşanılası yeni Sevdalar dileğiyle...Haydi!...Ayrılığın Şerefine.... |