Odamda da hıçkıra hıçkıra ağlıyorum.
Oysa böylesine ağladığımı hiç bilmedim ben, keyifsiz olduğum zamanlar da olurdu elbet.. yinede hüzünlü şarkıları hiç bir zaman sevmemiştim ben..
Şimdi ağlıyorum oysa..
Kendime de şaşarak...
Ağlarken de yalnız oluyormuş insan onu da anlıyorum şimdi.
Ne arkadaşlar ne düzgün süregelen bir hayat
Çare olmuyormuş o anda..
Tek çare sevdiğinin seni aramasıymış..
Bir tek onun sözüne sığınmakmış..
Bir tek onun sesini duymakmış...
Bir tek onun 'Sen Ağlama' demesini beklemekmiş..
Ben beklerken umutsuzca aramanı
Bir tek çaresizligim kalıyormuş..
Bir de gözyaşlarım tanıklık ediyormuş
Düzgün gibi görünen yalancı hayatıma..
Sesimdeki hüzünden ben bile kaçamadım bu akşam..
Konuşurken titriyordu sesim, kendime bile..
'Ben herşeyi göze alırım. sensiz de yaşamayı bilirim' diyordum yüksek sesle
Sonra dediğime ben bile inanmıyordum..
Hayat bana ne güzel oynuyordu...
'Sen beni bilmezsin' diyordu..
Çünkü senaryoyu o yazıyordu...
Bense rolümün hakkını veremiyordum...
Denize girmeyi her zaman sevmiştim ben…
Ama kolluksuz yüzmeye cesaret edemeyende..
Dalmayı da bilirim ben,
Çiktigimda ayaklarımın hep yere değme şartı ile.
Yazı severken bile hep kaçak güneşlendim ben.
Adım hep büyük harfle yazıldı,
Cismim ise hep bir adım geride kaldı..
Sevdalarıma da yenik düştüm ben..
Ne Sevdam galip ne Sevdiğim..
Elimde bir tek Ben kaldı.
Ağlıyorum şimdi odamda,
Duvarlarım arasında yapayalnız...
Doğrularımla doğru sandıklarım arasındaki uçurum büyüdükçe,
Bu hayata çekebilecegim bir restim bile kalmamış..
Hayat insanı kendisi ile savaştırırmış,
Galip gelen kâmil,
Kaybeden ise BEN oluyormuşum…