#1 (permalink)
05-10-2007, 09:34
|
SEVDE YARDIMCI Sırlı Acı Müptelâsı
Kayıt: 01.06.2007 Yaş: 18 Mesajlar: 2.166 Rep gücü: 22 | Bir Şairin Mahrem Duası  | |  | | | ~FoN~ 1. sözlerim var ey insanlar dinleyin kırkambar muradı katsın heybenize dinleyin... ben, yaşamın haddini bilmediğim zamanlara değin bazen genç çokça yaşlı zamanlara değin kirli çatılardan akan suları sömürdüğünü gördüm asfaltların balkonlarda çamaşırlar ıslanır insanlar ıslanırdı florasanlar altında bir yağmur damlası nasıl kucaklardı gül ağacını bilmezdim bilmezdim bir gecede sürgüne duran ağaçları nâtuktu rûzigâr konuşmasını bilmesem de dinlerdim küçük bir çocuğun sevinciydi gençliğim namlanmamıştım, namlulaşmamıştım kente inmezdim yücelerde eserdim marifet bilirdim korkmadan arşınlamayı geceyi sakalım büyürdü bir gecede bir gecede eyleme dururdu yüreğim kanla yumasam da ellerimi öfkeliydim bir annem vardı serinlik veren bir annem vardı sonra rüyalarla arşınladım geceyi gecelerle boy ölçüştüm ilkbaharın kenarında intihar eden ağaçlardı karaborsada susku, umut, dua... sayham ulaşırdı göğün maviliğine yüreğim mavi idi sevdiğim beyaz baharlar geçerdi bembeyaz bir gecede. sesi çıkmaz olurdu kitapların ansızın uyanılan sokaklarda linçiydi hayatın çarmıha gerilen şehirlerde şehirden sonra yaz geldi fakat yaza mağlup çıktı gençliğim bir hiç uğruna geçti gençliğim 2. bir gül tufanı olup düşen gözyaşının bir ahla güzleşen bakışların dağları ıssızlaştırdığı zamanlara değin denizden uzak yaşayanlar arasından başıboş iklimlerden geldim dinlemenin bir keramet vuslatın çılgınlık olduğu besteden tek başınalığa yitilen eylemimizle susa susa karardı günlerimiz soldu güzler önce salça kaynatan kadınları kovduk alkışlarla kovduk ki lâhitler arasında çiğler kendinden ötürü yaşmak bağladılar, çar bürüdüler atmaca yabani güvercinin yüreğinden kara ölümdü geçti çocukların toprağı bilmediği iklimlerden... oysa siz davet edildi mi icabet ederdiniz "selam" derdiniz ağaca, kuşa, canlıya, cansıza... bir selâ duysanız kar yağardı içinize "biz" derdiniz "o'ndan geldik ve o' na döneceğiz" ne keder bırakırdı saçlarınızda bu ırmak ne imanınızdan zerre noksan o ki aranızdaydı hep takvimler kıyamet olsa da aranızdaydı hep çocukların okşanan başında bir muhabbet sağ ayağın atılışında bir keramet vardı bilirdiniz sonra çokça bilirdiniz eline balta tutuşturulmuş putu abdestiniz zemzem, gözyaşınız gül suyu idi "selam" derdiniz görünene görünmeyene dua ederdiniz bilinene bilinmeyene "salat"ın uykudan hayırlı olduğunu söylenmeden bilirdiniz... O yürürdü de ayak izine basardınız O öperdi de öperdiniz siyah taşı O ağlardı da ağlardınız kalbleri kapalılara O: "Anam babam feda olsun at ya Sa'd!" derdi de Oklarınızla, sözlerinizle atardınız O'na ulaşmasın için atardınız O'na muhabbet olup akardınız O'na Ashap olup bakardınız o ne mübarek insandı siz ne mübarek insanlardınız bakışları altında... 3. neler yaşamadık ki oğul hızır geçerdi de kapımız önünden hızır geçerdi ırmak olup yüreğimizden kimse mırıldanmazdı mısraın en güzelini yumularak gözler hayra yorulan rüyalardan elbisesinden soyunan kelimeler kalırdı. bir çiçeğin adı idi hızır zamanın hafızasında çırpınan şimdi sokaklardan geçiyorum yüksek kaldırımların dünyasından tek başıma tekel bayiileri, gündem dışı gazeteler, mafya gece olunca arz-ı endam eyleyen korkular kutsal olmayan ne varsa şehirlerde lirik camilerden faizci hacılara kadar kuru bir yasemin yaprağı resmediyor işportacılar sirenlerin kesik nağmeleri arasına kuşkonmaz elleriyle çocuklar balkonların demir parmakları içinde çocuklar matemin sığ sularında annelerine bakarak akla uymayan hayallerin kopyasını uçururlar balkonlardan tek nüshalı şehirlerin müsveddesi çocuk yüreklerinden taşacak kadar masivadır bir elleri hızırla diz dize muhabbettedir bir elleri büyüdük ve karardık ansızın kandillerin de bir anlamı kalmadı uzak düşülmüş bir dostun hayali gibi modern kelimelerle lâkayt bir ovanın düz oluşu gibi hiçbir şeyimiz yok akıp giden zamandan hiçbir şeyimiz yok maveradan yana büyüdük ve arsız günlerle gelen mazi hızırla aramıza girdi sessizce açılan bent kapakları nemiz varsa alıp götürdü asrî zamanlara geniş zamanlı bir fiile ne çok ihtiyacımız var şimdi 18/01/2006 Halid Aslan VesseLam | |  | |  |
Konu Hayâ tarafından (05-10-2007 Saat 09:37 ) değiştirilmiştir..
|
| |