Kayıt: 13.09.2007 Yaş: 25
Mesajlar: 249 Rep gücü: 8 | Üniversiteler
Devlet üniversiteleri
Abant İzzet Baysal Üniversitesi
Adnan Menderes Üniversitesi
Afyon Kocatepe Üniversitesi
Akdeniz Üniversitesi
Anadolu Üniversitesi
Ankara Üniversitesi
Atatürk Üniversitesi
Balıkesir Üniversitesi
Boğaziçi Üniversitesi
Celal Bayar Üniversitesi
Cumhuriyet Üniversitesi
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
Çukurova Üniversitesi
Dicle Üniversitesi
Dokuz Eylül Üniversitesi
Dumlupınar Üniversitesi
Ege Üniversitesi
Erciyes Üniversitesi
Fırat Üniversitesi
Galatasaray Üniversitesi
Gazi Üniversitesi
Gaziantep Üniversitesi
Gaziosmanpaşa Üniversitesi
Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü
Gülhane Askeri Tıp Akademisi
Hacettepe Üniversitesi
Harran Üniversitesi
İnönü Üniversitesi
İstanbul Üniversitesi
İstanbul Teknik Üniversitesi
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
Kafkas Üniversitesi
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
Karadeniz Teknik Üniversitesi
Kırıkkale Üniversitesi
Kocaeli Üniversitesi
Marmara Üniversitesi
Mersin Üniversitesi
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
Muğla Üniversitesi
Mustafa Kemal Üniversitesi
Niğde Üniversitesi
Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Osmangazi Üniversitesi
Pamukkale Üniversitesi
Polis Akademisi
Sakarya Üniversitesi
Selçuk Üniversitesi
Süleyman Demirel Üniversitesi
Trakya Üniversitesi
Uludağ Üniversitesi
Yıldız Teknik Üniversitesi
Yüzüncü Yıl Üniversitesi
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi
Vakıf üniversiteleri
Atılım Üniversitesi
Bahçeşehir Üniversitesi
Başkent Üniversitesi
Beykent Üniversitesi
Bilkent Üniversitesi
Çağ Üniversitesi
Çankaya Üniversitesi
Doğuş Üniversitesi
Haliç Üniversitesi
Fatih Üniversitesi
Işık Üniversitesi
İstanbul Bilgi Üniversitesi
İstanbul Kültür Üniversitesi
İstanbul Ticaret Üniversitesi
İzmir Ekonomi Üniversitesi
Kadir Has Üniversitesi
Koç Üniversitesi
Maltepe Üniversitesi
Okan Üniversitesi
Sabancı Üniversitesi
Tobb Ekonomi Ve Teknoloji Üniversitesi
Ufuk Üniversitesi
Yaşar Üniversitesi
Yeditepe Üniversitesi Kültür
Edebiyat
Türkçe, Ural-Altay dil ailesinin Altay koluna dahil bir dildir.
Türkiye Türkçesi Osmanlı ve Selçuklu tarihleri neticesinde Farsça, Arapça, Rumca ve Balkan dilleri, 19.yy.'da Fransızca ve günümüzde de İngilizce ile etkileşime ve benzeşime girmiştir.
Türklerin tarihine paralel olarak Türkçe'nin yayıldığı coğrafi alan çok geniştir. Bugünkü Moğolistan'da Karadeniz'in kuzeyinde, Balkanlar'da, Doğu Avrupa'da, güneyde Anadolu ve Irak'da, Kuzey Afrika'nın bir bölümünü içine alan geniş bölgede, Türkçe konuşan Türk halkları yaşamaktadır. Bu kadar büyük bir alan içinde konuşulan Türkçe, pek çok lehçe, şive ve ağız farklılıkları göstermektedir. Tarihi gelişimi içinde Türkçe, VIII-XIII. Asırlar arasında Eski Türkçe, XIII-XX. Asırlar arasında Orta Türkçe, XX asırda yeni Türk Yazı Dilleri ana başlıkları altında üç gurupta incelenmektedir.
Bugün Türk Dili dünyada 300 milyon insan tarafından konuşulmaktadır.
Türkiye Türkçesi, Orta Türkçenin, Batı Türkçesi kolunun günümüzde kullanılan bölümüdür. Batı Türkçesinin ikinci devri olan Osmanlıca (Osmanlı Yazı Dili) İstanbul'un fethinden Osmanlı İmparatorluğu'nun sonuna kadar XV-XX. asırlar arasında devam eden yazı dilidir. Bu dönemde, Arapça ve Farsça unsurlar Türkçe'yi büyük ölçüde istila etmiş, Osmanlı yazı dili. Üç dilden oluşan yapma bir dil haline gelmiştir. Beş asır süren Osmanlıca döneminde Türkçe kendi tabii gelişmesini sürdürememiştir. 1908 Meşrutiyetinden sonra Türkiye Türkçesi'ne geçiş hareketinin hazırlıkları 1911'de Selanik'de başlayan "Yeni Lisan" hareketi ile şekillenmişti.
Cumhuriyetten sonra 1928'de yapılan Harf İnkılabı ile Arap harfleri terk edilip Latin harflerinin kabulü Türkçe'nin yabancı unsurlardan kurtarılmasını hızlandırdı. Türk dili'ni araştırmak ve tabii mecrasında gelişmesine katkıda bulunmak üzere 1932 yılında Türk Dil Kurumu kuruldu. Bu çalışmalarla, bugün Türkiye Türkçesi, yabancı unsurlardan arınmış, tabii mecrasında gelişmeye devam eden edebiyat ve kültür dili olarak yaşamaktadır.
Türk Edebiyatı, Türklerin dahil oldukları üç medeniyet ve kültür dairesine paralel olarak üç safhada incelenmektedir. İslamiyetten önceki Türk Edebiyatı, İslamiyetten sonraki Türk Edebiyatı ve Batı tesirindeki Türk Edebiyatı. İslamiyetten önceki Türk Edebiyatı, Türklerin Orta Asya'da yaşadıkları devirlerde bütün Türk boyları arasında müşterek ve büyük bölümü ile sözlü olan edebiyattır. Türk dilinin tespit edilebilen en eski yazılı metinleri VII. Asrın sonlarına ve VIII. Asrın ilk yarısına ait olan dikili taşlardır. Bunlar arasında yer alan 732'de Kültigin, 735'de Bilge Kağan, 720'de Tonyukuk adına dikilen Orhun Yazıtları gerek muhtevaları, gerekse mükemmel dil ve üsluplarıyla Türk dili ve edebiyatının ve tarihinin şahaserleri arasında yer almaktadır. Bu dönemden günümüze ulaşan Türk destanları arasında Yaratılış, Saka, Oğuz Kağan, Göktürk, Uygur, Manas destanları sayılabilir. XIV. asırda yazıya geçirilen "Dede Korkut Kitabı" destan döneminin hatıralarını saklayan, gerek muhteva gerekse dil ve üslup mükemmeliyeti bakımından Türkçe'nin şaheserleri arasında yerini daima muhafaza eden çok değerli bir eserdir.
Eğer Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türk Dili'ne önem verilse ve yaygınlaştırılsa idi, bugün Dünya çapında batı dilleri ile yarışabilecek bir konuma sahip olacaktı. İngiltere, Fransa, İspanya gibi memleketler gittikleri yerlere dillerini de götürdükleri halde Türkler bu konuda başarılı olamamışlardır. Mutfak
Bu alt başlığın ana maddesi: Türk mutfağı
Türk mutfağı, Çin ve Fransız mutfaklarıyla beraber dünyanın en zengin mutfaklarındandır. Coğrafyası ve tarihi gereği, Türk mutfağı çok büyük bir çeşitlilik oluşturur. Türk mutfağı, Mezopotamya ve Balkan mutfaklarıyla etkileşime girmiştir, İstanbul Osmanlı Saray mutfağı da Türk mutfağının önemli bir kısmını oluşturur.
Osmanlı Saray Mutfağı başlıbaşına bir inceleme konusu olup, en ince damak zevkiyle ve en maharetli saray aşçıları tarafından meydana getirilen ve çorba, zeytinyağlı sebze, etli yemek, balık, börek, 15'ten fazla çeşitli tatlı-muhallebi vb. türü çok leziz yemek ve tatlı çeşitleriden, Doğu Roma/Bizans'dan Osmanlı'ya yüzyılların saray zevki ve tecrübesiyle oluşan elit bir mutfaktır.
Bolulu aşçılar ünlüdür. Günümüzde büyük şehirlerde daha çok koyun etine dayalı kebap-lahmacun türü Doğu mutfağı sunan restaurant işletmelerinin sayısı giderek artmaktadır. Tabii meşhur köftesi ile Elazığ'ı unutmamak gerekir. Tipik Akdeniz kültürü olan ve dünyada daha çok Grek-İtalyan mutfağı olarak bilinen zeytinyağlı sebze ve meze mutfağı Türkiye'de de en azından bu ülkelerdeki kadar çeşitlidir.
Köfte ve börek ise Marmara Bölgesi ve bilhassa Tekirdağ'da ve İnegöl'de yaygındır. Kafkas ve Karadeniz mutfağı hamsi ve mısır yemekleri doğal olarak Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin'de, daha çok zeytinyağlı sebze, sarmısak nane ile hazırlanan Suriye-Arap mutfağı ise Antakya ve Gaziantep illerinde mevcuttur.
Akdeniz bölgesinin tipik serinletici anasonlu içkilerine en tipik örnek, rakıdır. Rakıya çok benzeyen anasonlu içkiler Yunan Uzo'su, İtalyan Grappa'sı Arap Arak'ı, Frasız Pastis'i gibi Türk Rakısı da tarihten günümüze zeytinyağlı yemek kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Şarap üretimini tarihte ilk olarak Hititliler başlatmış, Hititliler kralları için yapılan tanrısal kutsama törenlerinde şarabı kutsal içki olarak kullanmışlardı. Antik çağda Lidya bölgesi (bugünkü Manisa ve Denizli illeri) en büyük üzüm bağcılığı ve şarapçılık merkeziydi. Lidya kralı Krözus (MÖ.6.yy) antik çağın en zengin kişisiydi. |