Kayıt: 13.09.2007 Yaş: 25
Mesajlar: 249 Rep gücü: 8 | Toplum
Nüfus
Türkiye'nin 2005 yılı tahmini nüfusu 72 milyondur. Kuruluş döneminde Balkan ağırlıklı olan nüfus, Anadolu vilayetlerindeki yüksek nüfus artışı nedeniyle 1980'lerden sonra Anadolu ağırlıklı olmuştur. 1985 sayımına göre Türkiye nüfusunun yüzde 10'u Trakya, yüzde 13,1'i Karadeniz, yüzde 19,4'ü Marmara ve Ege, yüzde 9,2'si Akdeniz, yüzde 7'si Batı Anadolu, yüzde 24,1'i İç Anadolu, yüzde 4,8'i Güneydoğu Anadolu ve yüzde 12,4'ü Doğu Anadolu'da yaşamaktaydı. Nüfusun yüzde 48,90'i kırsal, yüzde 51,10'u kentsel alanlarda yaşıyordu.
Türkiye'nin en büyük nüfusuna sahip kentleri İstanbul, Ankara , İzmir, Bursa ve Adana'dır. Türk Ulusu
Osmanlı İmparatorluğu'nun 1.Dünya Savaşı ile dağılması ve ardından gelen Cumhuriyet idaresinin modern ve homojen bir toplum kurma çabaları sonucu ortaya çıkan Türk Ulusu, Batı Avrupa'nın Osmanlı İdaresine verdiği "Türk" ismini devralmıştır.
Bilindiği gibi 1299-1923 arası 624 sene varolan Osmanlı Devleti, yönetiminden halkına kadar Orta Asya'dan çok daha fazla, Bizans'ın müslümanlaşmış ahalisi ve Arap-Fars kültürleri üzerine kuruluydu. Osmanlı idaresinin Orta Asya ile 600 seneden fazla bir irtibat kopukluğu vardı ve hatta doğuda İran sebebiyle düşman bölge olarak biliniyordu. Oğuz kökenli Türkler bilhassa 1402 Timurlenk/Ankara Savaşından sonra idareden uzak tutuldular.
Tarihçilerce 1071'den sonra Bizans bölgesine gelen Selçuklu nüfusu toplam 3 milyon olduğu söylenmekte Anadolu'yu sürekli besleyen Türk göçleriyle (harzemşahlar-akkoyunlu-karakoyunlu vb.)Türk varlığının tesis edildiği belirtilmektedir.
İslam'ın devlet dini olması, 600 sene içerisinde hıristiyanlığın 2. sınıf muamele görmesi ve askere alma (Yeniçeri) sebebiyle Bizans ahalisi'nin önemli bir kısmı müslümanlaştı ve Müslümanların dili Osmanlıca/Türkçe oldu.
Günümüzdeki modern Türkiye Cumhuriyeti üniter bir devlet yapısında olup, vatandaşlarına Türk denir.
Anadolu ve Balkan yarımadalarının ve Boğazların, Mezopotamya'dan Orta Avrupa'ya geçişin tek coğrafi olanağını oluşturmasından dolayı, günümüzün Türkiye'si 10.000 seneden fazla sayısız kavime köprü vazifesi görmüştür.
Çok etnikli pek çok imparatorluğun (Örnegin: Roma, Doğu Roma İmparatorluğu/Bizans, Selçuklu, Osmanlı, Pers, Asur vb.) her etnik bölümünün kültürel özellikleri Türkiye Cumhuriyeti'nde varlığını korumuştur.
Paleolitik dönem, Kalkolitik dönem'de ve Antik Çağ'da yaşayan topluluklar,Ege Bölgesi'nde Luviler, Hurri'ler, ilk büyük devlet Hititler ve Miken'ler, dünyanin en eski medeniyet bölgesi olan Mezopotomya'da kurulan uygarlıklar, ve Osmanlı İmparatorluğu'nu oluşturan kavimlerin binlerce sene yanyana yaşaması kültürel bir zenginlik yaratmıştır.Bu kavim ve kültürlerin tümü aynı zamanda Türk Milleti'ni oluşturan unsurlarin başlıcalarıdır. Irkçılık veya herhangi bir unsurun diğerlerine baskı yapması anayasanın kesin hükümleriyle yasaklanmıştır.
Birinci Dünya Savaşı ve meydana getirdiği büyük yıkım sonucu, İstanbul'un son imparatorluğu olan Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış ve Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan modern Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte bu çok etnikli imparatorluktan birçok ulusal devlet ortaya çıkmıştır.
İstanbul M.S. 313 senesinden günümüze 1500 seneden fazla bütün bu bölgenin tek hakimi ve imparatorluk başkenti olmuştur.
İstanbul'un Orta Avrupa'dan Mezopotamya'ya kadar olan yaklaşık 3 milyon km² coğrafyadaki tartışmasız etkisi ve hakimiyeti, olağandışı bir cazibe merkezi oluşturmasina yol açar. Bizans ve Osmanlı dönemlerinde var olan imparatorluk başkentine göç yasağının/kısıtlamasının kaldırılması ile bunun sonucu oluşan göç, İstanbul'un nüfusunun 1980-2005 arasında 2,5 milyondan 15 milyona çıkmasına yol açmıştır. Din
Türkiye lâik bir ülke olduğundan din ve devlet işleri ayrılmıştır. Dini veya etnik isimli siyasi parti kurulması anayasaya göre yasaktır. Cumhuriyetin ilk yıllarında dinin devlet kontrolü dışında yürütülemeyeceği kanaatine varılarak, devlet tarafından denetlenmesi gerektiği kararına varılmıştır. Buna dayanarak 3 Mart 1924 tarihinde Başbakanlığa bağlı bir teşkilat olarak Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur. Bu teşkilat bireylere din hizmetini sağlamak ve camii gibi ibadet yerlerini yönetmekle görevlidir.
Dini inanç özgürlüğü anayasanın korumasındadır. Türkiye halkının %99.9 Müslüman kökenlidir. 1923'ten bu yana milli aidiyet olarak müslüman sıfatı veya diğer dini kavramlar resmi olarak kullanılamaz.
Toplam nüfusun çok ufak bir oranını Gayrimüslimler oluşturur. Bunlar 50.000 Ermeni Gregoryen, 17.000 Musevi, 8.000 Süryani, 1.000 Rum ve çok az sayıda diğer bazı çeşitli din ve mezheplerden insanlardır. Türkiye'deki Rum Ortodoks, Gayrimüslim nufusunun büyük bir kısmı, Lozan Antlaşması gereği Yunanistan'a göç etti. Buna karşılık Yunanistan'da yaşayan Müslümanlar da aynı antlaşma gereği Türkiye'ye göç etti. Batı Trakya'da yaşayan Türkler ile İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada'da yaşayan Rumlar mübadele dışında bırakıldı. Bugünkü Yunanistan nüfusunun yaklaşık yarısını, Anadolu'dan giden Rumlar oluştururlar. Bu göç edenlerin bir kısmını da hiç rumca bilmeyen fakat türkçeyi yunan alfabesiyle yazan hıristiyanlaşmış Selçuklular yani Türkler oluşturuyordu. Dil
Türkiye'nin resmi dili Türkçe dir. Bugün Türkiye Türkçesi yaklaşık 100 milyon insan tarafından konuşulmaktadır. Eğitim
Kuruluş yıllarında toplam 12 milyonluk nüfusun büyük çoğunluğu okuma yazma bilmez haldeydi. 1930'lara kadar ülkedeki tek üniversite İstanbul Üniversitesiyken, günümüzde üniversite sayısı (özellerle birlikte) 80'i geçmiş, yüksek okulu olmayan il neredeyse kalmamış, yüksek okullarda okuyan öğrenci sayısı bir buçuk milyonu geçmiştir. Çok genç bir nüfusa sahip olan Türkiye'de günümüzde ilköğretim ve lise öğrencisi sayısı 15 milyonu geçmiş (Türkiye'nin 1927'deki toplam nüfusundan fazla) olup, eğitim sisteminin finasmanı da bütçe açısından zorluk çekilen konuların başında gelmektedir. Lise bazında Fen Liseleri ve Anadolu Liseleri eğitimin başını çekmektedir. |