| Derdim iTİRAFTIR.. derdim... Bir temmuz akşamında hatta temmuz ayının bu ilk gecesinde sarpa sarıyor düşüncelerim.Razıyım oysa ki çorbanın bile hazırdan yapılmışına; ama razı değilimdir hazır sunulmuş bir yüreğe.Ellerimde mangal ziyafetinin izleri varken , gözlerim derdimle göz göze geldi ; "yanağına sürülmüş etin lekesini silerken ve yudumlarken coca-cola'nı beni unuttun ". bir feryat koptu aniden kalpleri mühürlülerin duyamayacağı kadar cılızdı evet,elimden düşüverdi et parçaları , boğazımda geçit aradı lokmalar , durdurmak için bu anlık boğulmayı su içtim, su temizdi ya ne de olsa , hiçbir masuma kurşun sıkmıyordu.Ne oldu ünlemlerinin arasında kaçmak için ufacık bir deliğe razı idim heyhat derdime ihanetim ağır oldu;onu da bulamadım."Ete fazla acı koymuşsunuz,oysa ki ben acıya alışık değilimdir , hem sevmem de." Bir dürtü sonucu gözlerim yine kayıverdi derdime "yalana bak " dedi bana."İzninizle" deyip , ayrıldım .Ayrıldığım yerde,sokakta, mangal kokuları bütün kedilere ulaşmış belli ki doluvermişler her yere.Onlarla da göz göze gelmemek için gözüm kapalı yürüdüm. derdim... Gözümü açtığımda "dev ekran mı yoksa plazma mı" tartışmasının geçtiğini bir odada buldum kendimi.Neden tartışıyorlar ki acaba diye sordum kendime , derdim olsaydı sorardım ama kaçtım ondan.Yaşanan acıları , katledilen bebeleri , ırza geçilen namusları , zulüm coğrafyalarının kana boyanmış haritasını daha ayrıntılı görmek için mi ,kalp gözleri ve vicdanları tüm alıcılara kapalı iken bir işe yarar mı? Çoğumuzun yaptığı gibi "vicdanlı" oyunu oynuyorlar."Hani gündüz meydanlarda işgali boykot eden sloganları atıp da akşam eve gidip mangal partisi yapanlar gibi mi "dedi ,konuşan derdim idi.Yüzüme vurmaktan zevk alıyordu hayasızlığımı , onu dinlemedim tartışmaları dinledim.Karar verildi plazma alınacak çünkü yan komşu Nebahat Hanım'ın da plazması var. Kapı çalıyor gelen Aysun olmalı , alışverişe gideceğiz. derdim.. Temmuz ayının insan pişiren sıcağında Fatih caddelerinde "tesettürün son modası pardesülerde % 20'ye varan indirimler" yazılı bir mağazaya acil giriş yaptı "türbanlı" arkadaşım.En sevdiği renk pembe uğurlu sayısı 20 idi, mağazadan eli boş çıkmayacaktı belli ki.Cilveli ve latifeli sözlerle başladı pazarlık , "biraz daha darı yok mu" dediği pardesüyü %25'lik indirimle almıştı.Mağazadan çıktığımızda pazrlık dersleri veren "türbanlı ve artık pembe dar pardesülü "arkadaşım,kendisine "utanmaz" diyen yaşlı amcayı duymadı(duymamazlıktan geldi)" Sen birşey almıyor musun" diyen derdime bakarken az kalsın araba çarpıyordu."Görüyorsun ya Aysun , ,Nasıl öleceğimizi değil ama nasıl yaşamamız gerektiğini bilmemiz gerekiyor.O pembe pardesüyü benim doğum günüm için aldın biliyorum ama ben artık doğum günleri kutlamıyorum" derdim.... Fatih Camii'nden yükselen ezan sesleri tek türbanlı arkadaşımın sitemlerini unutturdu bana.Cebimi yoklayıp en küçük çaplı bozuk parayı dilenci kıza verdikten sonra çiçekli ayakkabılarımı yırtık siyah poşete koydum, içeri girer girmez kendimi namazgahta değil kürsüde buldum.Derdim kollarımdan tutmuş beni sıkıyor,"Aysun'a anlattıklarını bu insanlara da anlat,bak turistler de var ,nasıl olsa ingilizce de biliyorsun, imam hatip mezunu entel hanım anlatsana hadi."dedi.İnsanların garip bakışları arasında derdimi şikayet etmek için Huzur' a vardım.Dışarı çıktığımda güneş asitli göz yaşlarımı yaktı,çocuğun biri "abla bir selpak "deyince 250 YTl'yi de kaybettim. derdim... Otobüs durağına inen yokuş mu değişti ben yanlış yolda mıyım? Bu kalabalık da nedir böyle neden herkes bana bakıyor ? Ahali hep bir ağızdan konuşuyor hep beni işaret ediyorlardı.Tercüman geldi ve dedi ki : Hanım kızım bu insanların senden bir ricası var.Senin temiz kalbini ve iyi niyetini öğrenmiş, davanda sana yardım etmek için burada toplandılar.Eğer kabul edersen en ön safa geç ve yürümeye başla sırat-ı müstakim'de."Peki,bunda da bir hikmet var "dedim sorgulayan gözlerle derdime baktım,ortalarda yoktu.Kızgın çölün ortasında meşakketli yolculukta mola vermek için arkamı döndüğümde koca kalabalık yoktu,sadece iki kişi vardı."Nerdeler" dedim , gözleri iri olan elini omzuma koydu"biz burdayız "dedi."Yürüyelim o halde " dedim ve yürümeye devam ettik molanın ardından.Mataramdaki suyun tuzlu olduğunu farkettiğimde derdimi gördüm."Ben kalabalıkların sözünde değil, dördüncüsü Allah olan üç kişinin bulunduğu yerde olurum"dedi. Bir yudumda içtim hem tuzlu hem de kaynar suyu. morocco dervisi |