02-08-2007, 15:28
|
#6 (permalink)
|
·«¤°Black Eagle°¤»· Kayıt: 18.06.2007 Yaş: 27
Mesajlar: 4.379 Rep gücü: 51 | ZİL  Zil en eski asya türkçesinde çeng, çang, gibi adlar taşırdı. Zile sanç ve zenç de denirdi. Zil çalanlara zici, zençci ve zilzen gibi adlar verilmiştir. Ziller, bakır ve kalay karışımından yapılır. Zillerin kenarları tam birer daire şeklindedir. Sağ elde ve sol elde birer tane bulundurarak ikisinin birbirine vurulması suretiyle özel bir tını elde edilir. Zil çalgısı ilk olarak çeng adıyla, Kaşgarlı Mahmut'ın 11.nci yüzyılda yazmış olduğu Divan-ı Lugat-it Türk'de geçer. Çeng ve cang olrak Osmanlı metinlerinde, 16.ncı yüzyıldan sonra sık sık rastlanır. Böylece Türk Müziğinde 1000 yıla yakın olan geçmişi ortaya çıkmış oluyor.
Türk ordusunun Avrupa'ya akınları sırasında mehterhaneden örnek almış olan Avrupalılar 1740'da kendi çalgı takımlarında kullanarak zile yer vermişlerdi. Besteci GLUCK tarafından yazılan Mekke hacıları operasında zile, davulla birlikde yer vermişti (1964). Daha önce Alman kullanışını amlatmış, bu konuda sonrada derlediği bilgileri 1715'te ikinci bir kitapta yayınlamıştır. Yüzyıl kadar sonra BERLİOZ küçük çarplı zilleri Romeo ve Jüliet adlı eserinde kullanmışdır. Diğer bir Çampara denilen ve Avrupa adıyla da (Cymbales Turgues) adını taşıyan bu zillerin en iyisi bugün de Türkiyede yapılmakda ve dış ülkelere istanbul'dan ihraç edilmektedir. |
| |