| Ynt: KALBİM eline yüreğine sağlık sayın cumhur başkanım... Benle birlikte eriyen mumda söndü sonunda… Telefon ışığını da açmıyorum, sadece camdan giren bi karanlık var yanımda, bir de buzdolabından gelen sesler kulağımda …
Radyoda tek dinlemelik bi şarkı çıktı seni/beni/bizi anlatmaya yetmeyen cümleler kuran…Resmini çıkardım defterimin arasından, yanında sessizce dökülen sağnak ağlamam… Bi’ de içinde tek dal kalan Parlement sigaram!!! Seni özlemenin burukluğu var içimde bu akşam. Bir tek sen yoksun yanımda.. Seni benden ayıran lanet minibüs parketmiş otogara!. Dışarıda hava berbat, yine sensizlik esiyor Ankara’ya… Yine berbat bi fırtına sensizliğin mayhoş tadını vuruyor suratıma!!!
‘Görüyorsun! O yok artık!” diye haykırıyor bana…
Kalbimi sedyelerde taşır olmuşum, zaten o da durmuş gidişinden sonra.. Üzerinde hayattan eser kalmamış, sadece senden geri kalan birkaç yara!!!
Seni görmüştüm o lanet -insanları birbirinden ayırmaktan başka işe yaramayan- minibüsün yanında. Saat 6’ydı galiba, günlerden Çarşamba yada Cuma…Pek de önemi yoktu günlerin bu zamana kadar! Aslında yine önemi yok hâlâ… Öldüğüm gün, gittiğin günle aynı zamanda…
Sonunda gittin işte…
Sen bana gitmek için gelmiştin yine!!! |