| dilruba paylaşım için teşekkürler anlamlı bir o kadar güzeldi.. GİDİŞİ İZAH EDEBİLİR MİSİN?
Kötü birşey planlamadım dedi... ''Egoist değilim''...
Konuya giriş, kendisi açısından hiç de fena değildi. Ego nedir ki! Özgürlük ve zevkin bir boyutta buluşması belki.
Gözlerine baktım derince. ''Ortadan kaybolmanı bu kadarla mı izah edeceksin?''...
Günaha girdim dedi. Günah dediği, ayrı kalmasıymış sadece, başka birşey değil.
Belki gittiği yol, kendi tarzıydı. Tarza kim itiraz edebilir ki?
Ego, isteyerek davranmanın ve sonuçlarına katlanmanın başlangıç noktası mı, yoksa bazen ''reflektif'' davranmanın yani hatasız ''sayılmanın'' gerekçesi mi... Cevapsız...
İnsanlığından çıkmamış bir insan -insanı egoyla tanımlarsan- egoist mi olmalı... Veya, insan, egosuz mu insandır... İşte ''egoistçe'' bir retorik!
''Gidişi ve gelişi irdelemek, felsefenin değirmenine su taşır sadece''... Aldığım tepki cümlesinin özeti bu idi.
Demek, felsefenin değirmenine giden yolda buluşamıyor aşıklar!
Haklıydı. Kötü birşey planlamamıştı. Ve güya ''günaha'' girmişti, giderek, terk ederek.
Nasıl izah edersek edelim, bir tariften öteye gidemeyecekti işte gidişler.
Değirmen değilse de, giderek, pişmanlık kuyusunu dolduruyordu herhalde. Arasıra baktığında, siyah bir dalgalanma kendi merceğinde geçmişi yansıtıyordu.
Gidişler... Egoizm... Pişmanlık...
Var bu işin içinden çık artık! >akdeniz< |