| Düşlerimi savuracağım, tüm girdiğin gecelerime inat. Gözlerindeki o hapisden kurtulmayacağımı bile bile o yalnızlığı terk ediyorum. Senden alıyorum kendimi. Tüm aitliğimle sesleniyorum; yoktum ben. Görmenin yetmediği ve farkın olamayacağı sevdandan gidiyorum. Neresi bilmeden yol alıyorum, senden uzak olan içimden gidiyorum.
Tanımsız bir hayatı seçerek, tüm vakitlerdeki gölgelerimi yollarından alarak gidiyorum. İçim yana yana, dişlerimi sıkarak gidiyorum. Dönüşü olmayan hayatından çıkıyorum. Nereye uzanacak ellerim ve neye dayanacak sırtım bilmiyorum. Yerli yersiz dualarım sana olmayacak artık. Sevmenin de yetmediği, yokluğunun bile beni terk edeceği yerlere gidiyorum.
Senden ve sevdiğim her şeyden kopuyorum. Artık isyan zamanı ve artık kara bayrakları göğüme çekme zamanı. Geberik isyanlarıma dem vuracağım zaman yok bende. Artık yok olan bir zamanın iti durumuna düşmüş durumdayım. Durduğum az geldi bu yaşayış tarzına. Gülmelerim fazla geldi hayatıma. Ve kahırlara giriyorum. Artık depresif değil, tam anlamıyla acı fabrikasındayım. Sana kanaya kanaya sana açıla açıla ve sana devrilerek içimde ölüyorum. Bir kez değil kararım, binlerce kez sende, senin içindeki benle ölmek felsefesi içindeyim. Boğulacağım yakacağım bedenimin mahrem yerlerini ve kendimi son kez sana verişimle kalacağım.
Ufunet olacağım. Ben silineceğim, ben kahrolacağım. Kaybolana kadar o kara bayrağı ala bulayacağım. Dalga olup kayalara vuracağım kendimi ve yandığım alevlerde tufanla yayacağım küllerimi milyarlarca soluğa gireceğim. Her doğan bebekte benim bedenimden bir parça olacak şeklide dağılacağım. Her bir küle her bir kana dağılacağım.
Ben benlikten çıkıp toprağa ait olmadan, sadece ruhen ve sadece uhrevi olarak adımı hatırlatacağım… |