| Gözleriniz ne kadar hüzünlü bakıyor... - Gözleriniz ne kadar hüzünlü bakıyor.
- Ayrıldığım günden kaldı bu hüzün gözlerimde.
- Ayrılık ?
- Neydi ki sebebi yürüyemediğim o uzun yolda. Erken mi yola çıkmıştım, bu yüzden mi geç kalmıştım acaba? Bir telaşım vardı o zamanlar, aşktandı herhalde. Kıyıda köşede kalmış biraz da eziklik vardı. Orası uzun hikaye. Ama mutluluğumun arifesinde masumdum öyle hatırlıyorum. Omuzlarımdan sallanan iki belik, birde yanaklarımda pembemsi bir utanç yapışıktı. Eskiden di tabi. Şimdi herşey bir tuhaf oldu.
- O nasıl biriydi?
- Koca bir imparatorluğu koruyacak kadar büyük bir surdu, minik dünyamda. Belki de en büyük barikat buydu o yolda. Çok büyütmüştüm onu ve çok küçültmüştüm kendimi yanında. Sığınak arayan bir pisi pisi gibi sokulmuşum öylece. Düşünmemişim gerisini. Sürekli aldığım birşeyelr vardı ondan ama birşeyler sunamadığım bir kısırlıktı belki. Yani sizin anlayacağınız çok düşündüm. Kabını bulamadım, dolduramadım. Seviştim ilk defa. Açık söyleyeyim önce korktum küçük olduğum için, sonra büyülendim kadın olduğum için. Uzun lafın kısası, dağıttığı umutları topladım, koydum sepetime. Öğretilerini dinlemiyormuş gibi yapıp sokuşturdum ceplerime. Kızgınlıklarına, kıskançlıklarına mantık aradım, zor oldu ama buldum. Hiç ama hiç toz kondurmadım. Sonra ne oldu net hatırlamıyorum. Ben geç kaldım yolun bir yerinde, yetişemedim. Ya o çok hızlıydı ya ben çok yavaş. Olmadı aynı ritmi tutturamadık. Anlayacağın kaybettim. Uzun süre bekledim mevsimsel bir yolda.
Bekledim bekledim ...
Biri yoldan geçerken, yağmur yağıyor ıslanıyorsunuz dedi. Şemsiyesini açtı. Yürüdük birlikte bir süre. Gözleriniz ne kadar hüzünlü bakıyor dedi. Anlamadım ne demek istediğini. Konuşmaya başladık ordan burdan. Çok geçmedi sıkıldık birbirimizden. Ne o beni anladı ne de ben onu anladım. Şemsiyesini alıp kayboldu ortalıktan. Sormadım bende nereye diye.
Devam ettim yürümeye. Açıkçası nereye gittiğimi bilmiyordum. Sordum sonra kendime, nereye gidiyorsun diye. Oturdum yol üstünde, düşünmeye başladım, nereye gitmeliyim diye. Sepetimdekilere baktım, cebimdekileri çıkardım, karar verdim nereyey gideceğime. Tahmin edeceğiniz gibi yolumu şaşırdım defalaca. Geri bile dönmek istedim. Hatta başkalarının yolunu izledim kendi yolumu bırakıp. Bir çok kez iki kişi devam edip, yeni yollar çizmeye çalıştık, ama olmadı. Velhasıl kelam şimdi tam bu durduğum yerde arkama dönüp bakıyorum, ne kadar yol gelmişim diye. Bazen kocaman bir hiç var avuçlarımda, bazen de hakaret etme kendine diyorum.
Ama en önemlisi Tanrı nın armağanı bu biliyorum. Gözlerimin içinde koca bir imparatorluk yatıyor ve bunu hiç bir kuvvetin değiştiremeyeceğini bilmek bana inatçı ve hüzünlü bir güç veriyor. Dediğim gibi, ayrıldığım günden kaldı bu hüzün gözlerimde.
- anlıyorum
- eminim.
.....?...... |