29-11-2006, 03:27
|
#6 (permalink)
|
Kayıt: 29.09.2006
Mesajlar: 493 Rep gücü: 13 | Gittin
Gidişin bir Kasım günüydü. Beyaz karların şehrimi istilasında
öğrendim gidişini..Gittin, sevginde bir bahar göremeden çekip
gittin..Ben bu satırları yazarken kim bilir sen gerçeğin aynasında
yarınlara dair düşler kurmaktasın..Ben ise yalnızlığa inat
kırdığın yüreğimden kalan son parçalarıyla birşeyler
karalıyorum işte.Sakın üzerine alınma bu satırları. Toprağa
gömülmüş bu ayrılığı kaldırıp yeniden filizlendirmek değil
niyetim. Bu satırları sen okuyasın diye değil , gidişinden sonra
içimde biriken bir avuç fırtınayı fakir satırlarımda yakmak
istediğimdendir sevgili. Gidişin hala gözlerimin önünde. Son
oynunu oynamak üzere sahneye cıkmış figüran gibi yalnızlığın
suflelerini okuyup gittin...
Gittin. Yüreğinde baharları beklerken rüzgarı koynuna alarak
gittin..Sessizce gittin, kör uçurumlara saldım düşlerimin kırık
kovalari. Hani bir zamanlar yüreğine umut taşıyan kırık
kovalarım var ya.. İşte o kırık kovalarla sensizliğin kör
saatlerinde hep gidişinin öfkeleri taşıdım yüreğime. Her kovada
sensizlik yağdı üzerime. Her kovada cayır cayır yandı
düşlerim..Ama hep sustum.. Sahipsiz çığlıkları yükledim yamalı
heybeme..Azık diye bildiğim gülüşleri aradım durdum
yalnızlığın güneş görmeyen köşelerinde..Yollara koyuldum,
pusulasız halimle. Seni aradım, tek bir kelime etmeni bekledim.."
Hoşcakal " kelimesinin dudaklarından yüreğime hançer gibi inmesi
bekledim..
Gittin, tek bir kelime etmeden. Anılarımızı kibritsiz yakarak
gitmiştin. Gittin oysa ben yüreğime nice yalanlar söyledim bir gün
dönecek diye..Pembe yalanlarla avuttum kendimi. Yalanlarla avutmasam
kendimi; ayrılığın soğuk teriyle korkusuzca yüreğime dayacaktim
kör kurşunları..Oysa ben ölmeyi değil; senin uzaklarda ama bana
bir nefes kadar yakın olan varlığında yaşlanmayı istiyordum.Pembe
yalanlarımdan düşler kurup gelmeni bekledim sevgili..Sakın yanlış
anlama sevgili ; benden önce kurduğun hayatı ellerinle yıkıp
ikimizin mavi düş tarlasına geleceğine dair düşler değil
kurduklarım. Bir gün dönüp " Gidiyorum, Hoşcakal " kelimelerinden
ibaret kuru cümleyi alnımın yazgısına yapıştırıp son kez ait
olduğun yalnızlığa dönmene dair yalanlar, düşler büyüttüm
yüreğimin soğuk köşelerinde..
Gittin, "dua çiceğim" bildiğim yüreğinden " yüreğime" bir veda
sözcüğünü esirgeyip gittin. Hani dönülmez sözler vermiştik
birbirimize. Şimdi yeminleri tutmayan tek benmişim gibi tüm
tövbelerin adaklarını acılarla ben ödüyorum; sen değil !Hani
aynı gözle ağlayıp aynı yürekle gülümseyecektik biz. Hani sarı
denizlerin üzerinde " vuslata" kulaç atacaktık
seninle..Öğretmenliğe başladığın okul yolunda ayakların
yorulmasın diye sırtını sana seren bu yüreğe çok mu gördün bir
veda kelimesini..Çok mu gördün bunu sevgili ? Nefesim diye
övündüğün bu sevdayı bir ayrılık cümlesiyle bitirememek niye
sevgili ? Suskunluğun elbisesini çıkar üzerinden..Susma sevgili..
Tek bir kelimenle ölmeye hazır yüreğime tek bir söz söyle
hadi..Kurşunları kelimelere ilmekleyip, son infazını boynuma geçir
sevgili....
Biliyor musun gidişinden aylar sonra bile içimde kanıyor gidişinin
sessizliği..Gidişinin tek kelimeye bile sığdırılamayan ezikliği
hala sırtımda kambur. Yüreğim hala kırgın, gözlerim hala ıslak.
Hala böğrümde suskunluğun bıçaksı dişleri. Üzerime giyindiğim
elbiseden göremediğin irinleşmiş yalnızlığın duruyor
göğsümde..Belki de senden kalan tek şey bu.. İrinleşmiş
yalnızlığın.. !
Ayazlara gebe kalmış yüreğimle konuşacak o kadar cümlelerim var
ki..Şimdiye kadar hep sen üzülmeyesin diye dudağımı büküp
kelimelerimi ezdim dilimin ucunda. Ayrılık kelimelerini erteleyip bir
gün tekrardan gelip gidişinin son kelimesini edeceksin diye bekledim
durdum. Beklerken seni, sabır zırhını giyindim üzerime. Sustum,
bir dağ gibi. Kurudum bir yaprağın sonbahardaki ölümü gibi.
Yavaş yavaş ve içten içe...Ölmeyi bekleyen bir çınar ağacının
solgun yapraklarını görüp köklerini bedeninden koparması gibi
bende yüreğimden düşlerimi kopardım. Acıta acıta ve yavaş
yavaş...Oysa öfkelere bürünüp kilit vurduğum dudaklarıma
gidişin acısını anlatsam fırtınalar kopacaktı mavi denizlerimde.
Belini kırıp yalnızlığın gölgesinde oturan yaralarıma bir
dokunsam denize kavuşmaya hasret bir göl gibi avuç avuç
kanayacaktı yüreğim. Damarlarımdan taşacaktı ayrılığın
zehiri.. Biliyorum, beni ezip taşacaktı. Bentler kuracak olsam da
yıkılacaktı önündekiler teker teker. Keşke bendeki sessizliği ,
yüreğimdeki ezikliği görüp son kez gelsen.. Toprağa gömülmüş
aşkı tekrar filizlendirmek için değil; köklerinde yanan öfkeleri
susturmak icin gelsen..Son kez ölümü dudaklarıma değdirip keşke
kangren yaralarıma tuz diye gidişinin közlerini bassan sevgili..
" Dokuz aylık acının,
Son doğum sancılarıydı yüzümde gizlediğim.
Kangren olmuş yanlızlığın,
Son satırlarıydı alnıma çizdiğim.
Artık toprak olmuştur sevdan,
Bir sayfa değildi üzerine kapanan;
Vefasız sevdanın ölüm fermanıydı
Tozlu raflara kalkan......" |
| |