ÇOCUKCA VE ÇOKCA AĞLAMAK İSTİYORUM....
Çocukça ve çokça ağlamak Bir çocuk gibi ağlamak, hıçkıra hıçkıra...
Bir çocuk gibi sümüğünü çeke çeke... Bir yandan konuşmaya çalışırken bir yandan ağlamak
Kelimeleri kekeleye kekeleye söylemek. Bir yandan anlatmaya çalışıp da bir türlü sonunu getirememek.
Bir çocuk gibi ağlamak, elinden oyuncağı alınan bir çocuk gibi.
Bir çocuk kadar basit sebeplerle ağlamak. Korkmadan, çekinmeden, gözyaşlarını da sümüğünü de gizlemeden.
Gözünden ve burnundan süzülenleri koluna sile sile ağlamak.
Bir dayağa mal olsa da ağlamak. Başka bir bedeli olmadığını bilerek.
Ayıplanacağını, alay konusu olacağını düşünmeyerek ağlamak...
Bir çocuk gibi ağlamak istiyorum. Ulu orta ve kesintisiz. Tutmaya çalışmadan. Tutunmaya çalışmadan.
Durmadan.... Yorulup uyuyuncaya kadar.
Annemin eteğine sarılarak ağlamak. Ablama sırnaşarak ağlamak.
Bir çocuk gibi ağlamak istiyorum... Yatağıma uzanarak. Kapıyı yumruklayarak. Teklif edilen çikolotayı redderek.
"Yemiycem işte" diye hırçınlık ederek.
"Banane banane" diyerek ya da hiçbirşey demiyerek ağlamak istiyorum.
Kan kırmızı gözlerimi gizlemek için ne yüzümü yıkamak, ne de birşey kaçtı bahanelerine sığınmak zorunda kalmadan ağlamak.
Derin derin nefes alıp geçmesini beklemeden ağlamak.
Dudaklarımı ısırıp, yüzümü kaçırıp zaman kazanma ihtiyacı hissetmeden doyasıya ağlamak.
Ağlamak istiyorum. Çaresizlikten değil yaramazlıktan ağlamak.
Rahatlama değil, blöf aracı olarak ağlamak istiyorum.
Bir çocuk gibi ağlamak istiyorum, bir çocuk kadar ağlamak.
Çocukça ve çokça ağlamak istiyorum.